Osmanlılarda Ticaret Yolları Sağ Kol, Orta Kol ve Sol Kol olmak üzere 3′ e ayrılmaktadır. Şimdi bu ticaret yollarını incelemeye başlıyalım.

  • Sağ Kol: İstanbul’dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Konya, Adana üzerinden Halep’e uzanmaktadır.
  • Orta Kol: İstanbul’dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Diyarbakır’a buradanda Musul ve Bağdat’a kadar uzanmaktadır.
  • Sol Kol: İstanbul’dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Erzurum ve Kars’a uzanmaktadır.

Rumeli Ticaret Yolları‘ da Anadolu Ticaret Yollarında oluştuğu gibi 3′ e ayrılmaktadır. Bunlar Sağ Kol, Orta Kol ve Sol Kol.

  • Sağ Kol: İstanbul’dan Bulgaristan, Eflak-Boğdan ve Erdel’e uzanmaktadır.
  • Orta Kol: İstanbul’dan Edirne, Belgrad üzerinden Avrupa içlerine uzanmaktadır.
  • Sol Kol: İstanbul’dan Edirne, Selanik üzerinden Mora’ya uzanmaktadır.

Devamını oku…

Osmanlı ülkesi idari Teşkilat Eyaletlere , eyaletler Sancaklara, sancaklar Kazalara , kazalar da Tımarlı Nahiyelerine ayrılmaktadır. Şimdi bu idari teşkilatların detayını incelemeye başlıyalım.

EYALETLER

Eyaletlerin diğer adları derebeylikler‘ dir. Eyaletlerin başında BEYLERBEYİ bulunmaktadır. Eyalet içinde beylerbeyinin bulunduğu sancak PAŞA SANCAĞI ismiyle bilinmektedir. Beylerbeyi Divan-ı Hümayûnun küçük 1 kopyesi olan Eyalet divanı”nın başıydı. Eyalet Divanının üyeleri şunlardır:

Beylerbeyi: Eyaletin ve eyalet divanının başıydı. Hizmetinde KAPU HALKI denilen çok sayıda görevli ve asker bulunmaktaydı. Beylerbeyi tayini çıktığında kapuhalkını da beraberinde götürürdü.

Beylerbeyi Kethüdası: Beylerbeyinin yardımcısı olarak bilinmekteydi.

Eyalet Defterdarı: Eyaletin mâli işlerinden sorumlu olarak bilinmektedir.

Eyalet Kadısı: Eyaletin yargı, belediye, noterlik vb. işlerinden sorumlu tutulmaktaydı

Eyalet subaşısı: Bugünkü emniyet müdürü gibidir. Suçluların takibi ve yakalanmasında, kadı tarafından verilen hükümlerin uygulanmasından ve merkezden gelen emirlerin uygulanmasından sorumludur.

KADI : Gündüzleri belediye müfettişliği gibi bir görev yapan Su Başı, geceleri de kol gezerek uygunsuz davranışları denetler, Muhzır Ağa ve Ases Başı ile birlikte kanunları uygulardı.

Devamını oku…

2. AbdülhamitBirinci Meşrutiyet 2. Abdülhamit döneminde gerçekleşmiştir. Birinci Meşrutiyetin ilanında etkili olan grup Jön Türkler yani Genç Osmanlılar’ dır. Genç Osmanlıların savundukları düşünce Osmanlıcılık’ tır. Krallık veya padişahlıkla yönetilen ülkelerde kralın yanında 1 meclisin bulunmasıdır. Meşrutiyeti ilan etmeye söz veren Sultan II. Abdülhamit verdiği sözü yerine getirerek Mithat ve Sait Paşaların hazırladığı KANUN-İ ESASİ‘yi kabul ederek Meşrutiyeti ilan etmiştir.

KANUN-İ ESASİYE GÖRE:

Osmanlı Meclisi AYAN ve MEBUSAN meclislerinden oluşması düşünülmekteydi. Ayan Meclisini Padişah Mebusan Meclisini ise halk seçmekteydi. Savaşta Osmanlı Devletinin büyük kayıplar vermesi üzerine Abdülhamit Kanun-i Esasinin 113.maddesine dayanarak 14 Şubat 1878′de meclisi kapatmak zorunda kalmıştır. Böylece Birinci Meşrutiyet” sona ermiştir.

İSTANBUL KONFERANSI

Rusya’nın Panslavist politikasıyla Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurmaya başlaması İngiltere’nin çıkarlarına aykırıydı. Bu nedenle İngiltere Balkan Milletlerinin problemlerine çözüm bulmak amacıyla İstanbul’da Milletlerarası 1 konferansın toplanmasını sağladı. Konferansa Osmanlı Devletinin yanısıra İngiltere, Rusya, Fransa, Avusturya ve İtalya katıldı. İstanbul Konferansının kararları şu şekilde sıralanmaktadır;

  1. Sırbıstan ve Karadağ’ın toprakları genişletilecek,
  2. Bulgaristan ve Bosna-Hersek’e özerklik verilecek.

Devamını oku…

Abdülaziz Dönemi 1861 ila 1876 yılları arasında geçmiştir. Abdülaziz döneminde gerçekleşen önemli olaylar şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Rusya’nın Balkanlarda panslavizm idealini yaymaya başlamasıyla isyanlar başlamıştır. Bulgar isyanları ortaya çıkarak Balkan Bunalımı”na zemin hazırlandı.
  • Girit’teki Rumlar ayaklanarak Yunanistan’a bağlanmak istediler. Avrupalıların duruma müdahalesiyle Osmanlı Devleti HALEPA FERMANI’nı ilan etmiş ve Giritlilere vergi muafiyeti getirilmiştir.
  • Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın gayretleri ve Fransa’nın desteğiyle 1869 yılında Süveyş Kanalı açılmış, böylece coğrafi keşiflerle önemini yitiren Mısır ve Akdeniz yeniden eski günlerine dönmeye başlamıştır.
  • Beylerbeyi ve Çırağan sarayları yapılmıştır.
  • Avrupalı Devletler azınlıklarla ilgili ağır istek ve tehditlerden oluşan BERLİN MEMARANDUM’unu ilan etmşlerdir.
  • Avrupada önemli gelişmeler görülmüş, İtalya(1870), ve Almanya(1871) siyasi birliklerini tamamlayarak siyasi güç olarak ortaya çıktılar.
  • Abdülaziz, GENÇ OSMANLILAR tarafından tahttan indirilmiş, yerine V.MURAT getirilmiştir.

Devamını oku…

1840 yılında LONDRA KONFERANSI yapıldı. Londra Konferansı ‘na İngiltere, Avusturya, Prusya, Rusya ve Osmanlı Devleti katıldı. Londra Konferansı maddeleri şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Mısır Valiliği,babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa’ya verilecek, ancak hukuki yönden
  • Osmanlı’ya bağlı kalacak.
  • Mısırda vergiler padişah adına toplanacak, dörtte biri İstanbul’a gönderilecek.
  • Suriye,Adana ve Girit Osmanlı’ya geri verilecek.

Londra Konferansının önemi boğazlar,devletlerarası 1 statü kazanıldı. Osmanlının boğazlar üzerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir. Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybederken, Fransa ve İngiltere Akdeniz’deki güvenliklerini artırmışlardır.

TANZİMAT FERMANI

Tanzimat Fermanı padişahı Abdülmecid ‘ tir.Bu dönemin Sadrazamı Mustafa Reşid Paşa ‘dır. Tanzimat Fermanının İlan Sebepleri şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak.
  • Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
  • Devleti ve toplumu demokratik 1 yapıya kavuşturma isteği

Tanzimat Fermanına göre Azınlıkların, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak. Vergi sistemi yeniden düzenlenerek, herkesten gelirine göre vergi alınacak. Askerlik OCAK görevinden, VATAN görevi haline getirilecek. Azınlıklarda askere alınacak. Kanunların her gücün üstünde olduğu kabul edilecektir.

Devamını oku…

Sırp İsyanı, Osmanlı-Rus Savaşı, Yunan İsyanı, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın İsyanı, Kırım Savaşı ve 93 Harbi 19. yüzyılda Osmanlı devletini sarsan olaylar içerisinde yer almaktadır. Şimdi bu olayları sırasıyla incelemeye başlıyalım.

SIRP İSYANI

Sırp isyanı 1804 yılında yaşanmıştır. Fransız İhtilalinin Milliyetçilik, bağımsızlık ve hürriyet gibi fikirlerinin sırplar üzerinde etkili olması, Sırbistan’daki Yeniçerilerin olumsuz davranışları ve Rusyanın kışkırtması Sırp isyanına zemin hazırlamıştır. Bu nedenlerden ötürü 1804′ tarihinde KARA YORGİ liderliğinde Sırplar ayaklandı. Sırplarla İlgili Antlaşmalar;

  • 1806-1812 Osmanlı Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan BÜKREŞ ANTLAŞMASI’nda Sırplara bazı haklar verildi.
  • 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan EDİRNE ANTLAŞMASI’nda Sırplara özerklik verildi.
  • 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Ayestefanos ve BERLİN ANTLAŞMASI’nda Sırbistan bağımsızlığına kavuştu.

OSMANLI-RUS SAVAŞI :

Osmanlı ile Ruslar arasında yapılan savaş 1806-1812 yıllarını kapsamaktadır. Rusların Sırp isyanını desteklemesi ve Balkan Milletlerini kışkırması, Rusya’nın Eflak-Boğdan’ı işgal etmesi Osmanlı ile Ruslar arasında savaşa neden oldu. Bu savaş sonucunda Ruslarla BÜKREŞ ANTLAŞMASI imzalandı. Bu antlaşmaya göre;

  • İki devlet arasında Tuna nehri sınır olacak.
  • Ruslar Beserabya hariç işgal ettiği yerleri geri verecek.
  • Sırplara bazı haklar verilecekti.

Devamını oku…

Islahat kelime olarak yenilik anlamına gelmektedir. 17. yüzyılda II. Osman, IV.Murat, Kuyucu Murat Paşa, Tarhuncu Ahmet Paşa ve Köprülüler sülalesinden sadrazamların ıslahatlar yaptıklarını belirtmiştik. Daha çok iç isyanları bastırmak, asayişi sağlamak, devlet otoritesini yeniden kurmak, maliyeyi düzeltmek, Tımar sistemini düzeltmek ve Kapıkulu ocaklarını ıslah etmek şeklinde gelişen bu ıslahatlar genel olarak yüzeysel kaldığından istenen sonuçlara tam olarak ulaşılamamıştı.

18. YÜZYIL ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERİ:

18. yüzyılda daha köklü değişikliklere ihtiyaç duyuldu. Avrupa’nın askeri ve teknik üstünlüğü görüldü ve kabul edildi. Bu yönde gelişme sağlanmaya çalışıldı. Lale Devri Islahatları, I. Mahmut Devri Islahatları, III. Mustafa Islahatları, I.ABDÜLHAMİT Islahatları, III.SELİM Devri Islahatları 18 yüzyılda yapılan ıslahatlar arasında yer almaktadır. Şimdi sırasıyla bunları incelemeye başlıyalım.

LALE DEVRİ ISLAHATLARI :

Lale Devri Islahatları 1718 ila 1730 yılları arasında gerçekleşti. 1718 senesinde Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşmasından 1730 senesindeki Patrona Halil İsyanı”na kadar geçen döneme Lale Devri denir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. Lale devrinde gerçekleşen ıslahat çalışmaları şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Matbaa kuruldu.
  • Yeniçerilerden 1 itfaiye bölüğü oluşturuldu.
  • Yalova’da kağıt, İstanbul’da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
  • Yeni Kütüphaneler açıldı. Doğu ve batı eserleri tercüme edildi.
  • Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
  • Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
  • Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.

Devamını oku…

I.ABDÜLHAMİT VE III.SELİM dönemlerinde yapılan savaşlar Osmanlı’ nın zayıflamasına ve gerileme dönemi’ ni hızlandırmasına neden oldu.  1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre;

  • Kırım’a bağımsızlık verilecek, Kırım sadece dini bakımdan halifeye bağlı kalacak.
  • Kılburun, Yenikale, Kerç ve Azak Kalesi Ruslara verilecek.
  • Eflak-Boğdan, Ege adaları ve Gürcistan Osmanlılarda kalacak.
  • İngiltere ve Fransa’ya verilen Kapitülasyonlar Rusya’ya da verilecek.
  • Ruslar Osmanlı hakimiyetindeki Ortodoksların koruyucusu olacak.
  • Ruslar İstanbul’da daimi 1 elçi bulundurabileceklerdi.

Küçük kaynarca‘nın en önemli maddeleri Kırım’a bağımsızlık ve Rusların Ortodoksların hamisi sayılması maddeleri olarak gösterilmektedir. Kırım’a bağımsızlık verilmesiyle, Ruslar Kırım’ı ele geçirme konusunda önemli 1 adım atmışlardır. Ruslar Osmanlı Ortodokslarının koruyucusu olmaları ile, Osmanlı Devletinin iç işlerine sık sık karışacaklar, böylelikle Balkan milletleri üzerinde etkili olacaklardır.

Devamını oku…

Türkçe’de sanat, bilim veya meslek dallarıyla ilgili olarak bir kavramı karşılayan kelimelere “terim anlam” denir. Terimlerin anlamları genel olarak dar ve sınırlıdır.
Örneğin “Ekvator” kelimesi tek bir anlama gelmektedir ve tek bir nesneyi karşılamaktadır. Kök, mısra, muson gibi kelimelerde aynı şekilde.
Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Üçgeninaçıları toplamı 180′dir.

Türkçe’de en az iki sözcüğün kalıplaşarak yeni bir anlam kazanması ve geneldede mecazlı olarak kullanılan sözlere “deyim anlam” denir. Bü tür anlamlarda kelimelerden biri veya her ikiside anlam kaybına uğramaktadır.

Bu konuyla ilgili olarak şu örnekleri verebiliriz.
Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Sosyal Bilgiler - Sosyal Bilgiler Dersi