PageRank Algoritması

pagerankPageRank algoritmasının kökleri sosyometri bilimine dayanıyor. Temelleri 1930’lu yıllarda, Avusturya kökenli ABD’li bilim adamı Jacob Levy Moreno tarafından atılan sosyometri biliminin ana fikri bir grubun üyeleri arasındaki ilişkilerin, sosyomatriks olarak adlandırılan bir matriksin yardımıyla tespit edilmesi, ortaya çıkan sonuç tablosunun sosyogram adı verilen bir grafikle görselleştirilmesidir. Sosyometri bilimi günümüzde sosyal ağların analiz edilmesinde kullanılan bilimsel yöntemlerin de babası olarak kabul edilir. Sosyometri biliminden esinlenilerek geliştirilen PageRank algoritmasının temel ilkesine göre, ne kadar çok Web sayfası belirli bir Web sayfasına referansta bulunup o sayfayı işaret ediyorsa, o Web sayfasının “ağırlığı” dolayısıyla PageRank değeri o kadar yüksek olur (PageRank algoritmasının çalışma ilkesine göre herhangi bir Web sayfasının PageRank değeri 0 ile 10 arasında olabilir). Yüz milyonlarca Web sayfasının arama sonuçlarında sürekli en başlarda çıkmak için kıyasıya mücadele verdiği günümüzde, PageRank algoritmasının değerinin Coca Cola’nın formülününkini çoktan geride bıraktığını söylersek herhalde abartmış olmayız. Fakat kelimenin gerçek anlamıyla Google’ın kalbini teşkil eden bu PageRank algoritmasının Web sayfalarının puanlarını tayin ederken Web kullanıcılarına adaletli davrandığı da söylenemez. Nitekim, kullanıcı tarafından yapılan bir aramanın sonuçları PageRank algoritması tarafından derlenirken içerik uyuşması açısından zayıf da olsa ilk sıralarda sıralarda sadece PageRank değeri yüksek olan Web sayfalarına yer verilmesi, aslında söz konusu aramaya daha iyi hatta en iyi cevabı verdiği halde bazı Web sayfalarının sadece PageRank değeri daha düşük olduğu için çok daha alt sıralarda yer alabilmesi, kullanıcıların günlük hayatta çok sık karşılaştığı rahatsız edici gerçeklerden biri. Bilgilerin sadece insanlar tarafından anlaşılabilir metinsel bir formatta saklanabildiği, metinsel bazlı Web sitesi sayısının dünya genelinde yaklaşık 650 milyona ulaştığı Web 2.0 ortamında, artık PageRank algoritmasının tek başına gittikçe çaresiz ve yetersiz kalmaya, hatta bu şekliyle geçerliliğini yitirmeye başladığını kolaylıkla söyleyebiliriz.

Konu : , , , , ,
Kategori : Bilgisayar

iOS cihazlar için Apple Haritalar mı?

ios 6iPhone kullanıcıları için vazgeçilmez uygulamalardan biri olan Google Haritalar, iOS 6.0 ile birlikte kaldırılmıştı ve yerine Apple Maps uygulaması konulmuştu. Apple Maps ise verdiği yanlış adres tarifleri yüzünden sürekli müşteri şikâyetlerine konu oldu. Hatta bu yüzden Apple’ın CEO’su Timothy D. Cook, müşterilerinden özür diledi ve daha sonra haritalardan sorumlu yöneticiyi görevden uzaklaştırdı. Apple Maps’in sebep olduğu en son olay, Avustralya’da gerçekleşti.

Avustralya’da Mildura kasabasına gitmek isteyen Apple Maps kullanıcıları kendilerini telefonun çekmediği ve yakınlarında bir benzin istasyonu bile bulunmayan Murray-Sunset Milli Parkı’nda buldu. Hatta bazı kullanıcılar orada 24 saat kadar mahsur kaldı ve ciddi tehlikeler atlattı. Apple ile iletişime geçen Avustralya polisi durumdan Apple’ı haberdar etti ve sorun giderildi. Tabii iPhone kullanıcılarının cevabını merak ettiği soru şuydu: Ya tek sorun Mildura kasabası değilse? Neyse ki iPhone kullanıcıları artık sorunlarından kurtulamayan Apple Maps’e alternatif olarak tekrar Google Maps kullanmaya başlayabilecek, çünkü Google Maps iOS 6.0 için AppStore’da ücretsiz olarak kullanıma sunuldu.

Konu : , , , , ,
Kategori : Teknoloji

Proteinle Elektrik Üretimi

Protein ElektrikTükenebilir enerji kaynaklarına alternatif olacak yenilenebilir enerji kaynakları oluşturma gerekliliği bilim dünyasını güneş enerjisinden faydalanmaya yönelik çeşitli stratejiler geliştirmeye yöneltiyor. Bu stratejilerden biri de canlılar dünyasının güneş enerjisinden faydalanma şekli olan fotosentezdeki bazı süreçleri kullanmak. Fotosentez, bitkilerin güneş ışığını kimyasal enerjiye çevirmesini sağlıyor. Fotosentez sürecini kullanarak elektrik üretmekse tüm dünyada pek çok araştırma grubunun odağındaki bir hedef.

Münih Teknik Üniversitesi’nden ve Tel Aviv Üniversitesi’nden araştırmacıların oluşturduğu bir ekip, fotosentezde işlev gören moleküllerin birinden elektrik akımı elde etmeyi ve bu akımı ölçmeyi başardı. Sonuçları Nature Nanotechnology’de geçtiğimiz sonbaharda yayımlanan araştırmada, tek bir işlevsel fotosentetik protein sistemindeki ışık kaynaklı elektrik akımını ölçebilen bir yöntem geliştirildi. Araştırmacılar ayrıca biyomolekülün işlevsel özellikleri bozulmadan fotovoltaik düzeneklerde kullanılabileceğini de gösterdi. Bu proteinler ışık tarafından harekete geçirilen, yüksek verimliliğe sahip elektron pompaları olarak çalışıyor, dolayısıyla nano ölçekli elektrik devrelerinde akım üreticisi olarak kullanılabiliyor.

Fizikçilerin aşması gereken ilk zorluk, şiddetli optik alanlar içinde tek tek moleküllerle elektriksel temas kurmak oldu. Oluşturulan nano ölçekli cihazın merkezindeki elemanlar, kendi kendine şekil alan ve altın bir elektrota mutasyonla oluşturulmuş sistin gruplarından bağlanan fotosentetik proteinlerdi. Işık kaynaklı akım, yakın alan taramalı bir optik mikroskop düzeneğinde yer alan altın kaplı cam uç kullanılarak ölçüldü. Bu düzenekte fotosentetik proteinler, aynı zamanda elektriksel teması da sağlayan dörtyüzlü uç içerisinden gönderilen foton akısı tarafından optik olarak uyarılıyor. Fizikçiler bu yöntemi kullanarak tek bir protein birimi tarafından oluşturulan ışık kaynaklı akımı ölçmeyi başardı.

Konu : , , , , ,
Kategori : Bilim

Dil Öğrenmek Beyini Geliştiriyor

Dil Öğrenmeİsveç Silahlı Kuvvetler Çevirmenlik Akademisi’nde silahlı kuvvetlere yeni katılan askerlere çok hızlı bir şekilde yabancı dil öğretiliyor. Bu durum bir grup araştırmacıya, bir dil çok kısa sürede öğrenildiği zaman beyne neler olduğuna dair araştırma yapabilmek için eşsiz bir fırsat sundu. İsveç Silahlı Kuvvetler Çevirmenlik Akademisi’nde dil öğrenmeye yatkın gençler, 13 aylık bir sürede tek kelimesini bile bilmedikleri Arapça, Rusça ya da Farsça gibi bir dili akıcı bir şekilde konuşabilir hale geliyor. Genç askerler haftada yedi gün sabahtan akşama kadar çalışarak hiçbir dil kursunda rastlanmayan bir hızda dil öğreniyor.

Araştırmacılar Umeå Üniversitesi’nden, yine çok sıkı çalışan ancak yabancı dil öğrenmekte olmayan tıp ve bilişsel bilimler öğrencilerini kontrol grubu olarak kullandı. Her iki gruptaki kişiler, üç aylık yoğun bir çalışma döneminin başında ve sonunda MRI taramasına girdi. Tarama sonuçları, kontrol grubundakilerin beyin yapısı aynı kalırken dil öğrencilerinde beynin belirli bölgelerinin büyüdüğünü gösterdi. Büyüyen kısımlar beynin yeni şeyleri öğrenmede ve yön bulmada etkili, derinlerdeki bir bölgesi olan hipokampüs ile serebral korteksteki üç bölgeydi.

Daha önce yapılan araştırmalar, iki ya da daha fazla anadili olan gruplarda Alzheimer hastalığının daha geç yaşlarda ortaya çıktığını göstermişti. Mårtensson’agöre her ne kadar iki anadile sahip olmayı üç aylık yoğun dil öğrenimiyle karşılaştıramasak da bu bulgular dil öğrenmenin beyin gelişimi için olumlu olduğunu düşündürüyor.

Konu : , , , ,
Kategori : Bilim

İnsansız Araçlar Deneme Aşamasında

google_insansız_otomobil2013 yılına damgasını vuran olaylardan biri de çok farklı projelerin ürünü olan insansız otomobillerle yapılan denemeler oldu. Bir Avrupa Komisyonu projesi olan Sartre projesi kapsamında İspanya’da yapılan bir denemede sürücüsüz üç otomobil ve bir kamyon, bir sürücünün kullandığı aracı takip ederek 200 kilometreye yakın mesafeyi güvenli bir şekilde kat etti. Bu sistem, otonom araçlar bir sürücünün kullandığı bir aracı takip ettiği için “yol treni” olarak adlandırılıyor. Sartre Projesi kilometre performansını artırmayı, trafik akışını iyileştirmeyi ve kazaları azaltmayı mümkün hale getirebilecek yarı-otonom “yol trenleri” geliştirmeyi amaçlıyor.

Google’ın geliştirdiği insansız otomobillerse 500 kilometreye yakın yolu önemli bir kaza yapmadan kat ederek etkileyici bir performans sergiledi. Bu otomobiller Nevada yollarında kullanım için lisans aldı, yakın zamanda ABD’nin başka eyaletlerine de gireceğe benziyorlar. Stanford Üniversitesi’nin geliştirdiği otonom otomobil yapılan bir denemede saatte yaklaşık 185 kilometre hıza ulaştı ve hatasız bir sürüş yaptı. Michigan ve Almanya’da yürütülen projelerdeyse, araçların yol koşulları ve tehlikeler ile ilgili anlık bilgileri otomatik olarak birbiriyle paylaşabileceği iletişim sistemlerinin denenmesine başlandı.

Sartre projesinin araçları gerçek bir sürücü yönetimindeki bir aracın yol göstermesiyle hareket edip büyük ölçüde radar temelli seyir kontrolü, kör nokta izleme kameraları ve otomatik acil frenleme amaçlı lazerler gibi yaygın olarak kullanılan teknolojilere dayandıkları için dikkat çekici bulunuyor. Proje lideri Eric Chan bu araçların kendi aralarında iletişimini sağlayacak sistemlerin yakında piyasaya çıkacağını belirtiyor. “Yol trenleri” olarak tabir edilen bu sistemler ticari olarak yaygınlaşırsa gerçekten de kılavuz aracın sürücüsü dışındaki herkes kendi arabasında tren keyfi yaşayacak gibi görünüyor.

Konu : , , , ,
Kategori : Genel

Moodkit Uygulaması

MoodKitIconKlinik psikolog Edrick Dorian ve Pepperdine Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Drew Erhardt, “MoodKit” adını verdikleri bir akıllı telefon uygulaması geliştirmiş. Bu uygulamanın depresyonun ve başka bazı psikolojik problemlerin tedavisine yardımcı olduğu belirtiliyor. Psikolojide sıkça başvurulan bilişsel davranışçı terapi yöntemi esas alınarak bir akıllı telefon uygulaması hazırlanmış. Bu yenilikçi uygulama programının içeriğini birbirleri ile ilişkili etkili stratejiler ve uygulama araçları oluşturuyor.

MoodKit’de dört farklı uygulama aracı var. Bunların yardımıyla kişi hayat kalitesini artırmaya ve iyileştirmeye yönelik adımlar atabiliyor, bir olay karşısındaki düşünce tarzını değiştirerek kendini daha iyi hissedebiliyor, olayları ve durumları farklı bir bakış açısından irdelemeyi öğreniyor. Bu süreçte kendi gidişatını derecelendirerek ve bir çizelge haline getirerek ilerleme gösterip göstermediğini izleyebiliyor ve kişisel farkındalık ve sağlıklı davranış tutumları geliştirebiliyor. Kısacası, MoodKit akıllı telefon uygulaması ile kişi sürekli yanında olan ve ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği kişisel bir psikoloğu varmış gibi oluyor.

Etkinlikler: Bu uygulamada ruh halini iyileştirecek, motivasyonu artıracak çok çeşitli etkinlik önerileri kullanıcıların bilgisine sunuluyor. Psikolojik yöntem ve ilkelere dayandırılarak önerilen bu etkinlikler, çeşitli örnekler ve ipuçları da içeriyor. Bu etkinlikler, kullanıcının olumsuz düşüncelerini ve davranışlarını azaltarak sonuçta daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesini hedefliyor. Önerilen etkinlikler kişinin daha üretken, başarma duygusunu daha sık tadabileceği, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabileceği, daha sosyal, eğlenceli, zevkli, fiziksel olarak daha aktif ve sağlıklı bir yaşam tarzı edinmesine yardımcı olmayı hedefliyor. Arkadaşlık ve aile ilişkilerinden iş verimine, sosyal hayata, uyku düzenine, spor faaliyetlerinden kişisel bakım ve diyete kadar birçok konuda etkinlik önerileri sunuluyor.

Konu : , , , , ,
Kategori : Teknoloji

Körlüğe Kesin Çözüm Bulundu!

körlükSon gelişmelerle gözün içine sığabilen yeni nesil retina implantlarında nano ölçekte elektronik bileşenler yer alacak ve kullanıcının görüş kalitesi önemli derecede artacak. Şu an kullanılan retina protezleri, örneğin Second Sight firmasının ürettiği Argus II, dejeneratif göz hastalığı nedeniyle körlük sorunu yaşayan kişilere sınırlı ve bulanık görme sağlıyor. Kullanıcılar ışığı karanlıktan ayırabiliyor, şekillerin ve nesnelerin ana hatlarını fark edebiliyor. Altmış elektrot içeren ve 60 piksel çözünürlüğe sahip ilk biyonik göz olan Argus II, sağlıklı hücreleri uyarmak için retinanın arkasına yerleştiriliyor ve başın kenarına takılan bir kameraya bağlanıyor.

Benzer bir implant ise Avustralya’daki Bionic Vision firması tarafından 24 elektrot kullanılarak geliştirilmiş. Ancak bu implant ile de beyne gönderilen görme bilgisi maalesef sınırlı kalmış. Örneğin okumanın bu implant aracılığıyla oldukça zor olduğu bildirilmiş. Bu kısıtlamaların farkında olan Second Sight ve Bionic Vision firmaları 200’den fazla elektrotu bulunan yeni nesil bir cihaz üretmeye karar vermiş.

İsrail’de bulunan Nano Retina firması ışık algılayıcıları, devreleri ve 676 elektrotu olan bir implant geliştirmiş. Bu sayılanların hepsi bir çocuğun tırnağı büyüklüğünde bir implanta sığdırılmış. Argus II’den farklı olarak herhangi bir harici kablo ya da kamera gerektirmemesi de bu implantın önemli bir avantajı olarak değerlendiriliyor.

Firmanın genel müdürü Ra’anan Gefen bu implantın prototipini domuzlarda test ettiklerini ve çok iyi çalıştığını gördüklerini belirtiyor. Şimdi insanlar için elektrot sayısının 5000 olacağı ve kalitenin daha yüksek olacağı bir prototip geliştiriyorlar. Amaçları ise % 100 görüş sağlanması. Firma iki yıl içinde klinik denemelere başlamayı umut ediyor.

Konu : , , , , ,
Kategori : Sağlık

Sütün Faydaları

Sütün Yararları

Sütün Yararları

Yeni bir araştırma anne ve babaların doktorlara en çok sorduğu “Çocuğuma ne kadar süt vermeliyim?” sorusuna yanıt buldu. Cevap: Günde 2 bardak süt yeterli. Kanada’daki St. Michael Hastanesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı ve çalışmanın yürütücüsü Dr. Jonathon Maguire ve ekibi inek sütünün vücutta demir ve D vitamini miktarlarını nasıl etkilediğini, yaşları 2 ila 5 arasında değişen 1300’den fazla çocuğu inceleyerek buldu. Çalışmanın sonuçları Pediatrics dergisinin Aralık sayısında yayımlandı.

Sonuçlara göre vücutta demir miktarının aynı kalmasını ve yeterli oranda D vitamini bulunmasını sağlayan miktarın günde 2 bardak süt olduğu görüldü. Daha fazla miktar sütte bulunan D vitamininin vücuda daha fazla bir yararı olmayacağı gibi vücuttaki depo demir miktarında azalmaya da yol açacağı söyleniyor. Araştırmaya 2008 ve 2010 yılları arasında rutin doktor randevularına gelen sağlıklı çocuklar dâhil edildi. Ailelerine de çocuklarının süt içme alışkanlıkları ve vücutlarındaki D vitamini ve demir düzeyini etkileyebilecek diğer faktörleri soran bir anket doldurtuldu. Her çocuktan, vücutlarındaki demir ve D vitamini düzeyini tespit etmek için kan örneği alındı. Ayrıca çalışma daha koyu ten pigmentasyonuna sahip çocuklarda kış aylarında D vitamini eksikliği olabileceğini söylüyor. İnsan vücudunda bulunan D vitamininin büyük bir kısmı güneş ışınlarındaki morötesi ışınların etkisi ile deride sentezlenir. Ancak koyu tenlilerde D vitamini sentezi, beyaz tenlilerde olduğundan daha yavaş gerçekleşiyor. Dr. Maguire kışın daha fazla D vitamini sağlamak için çocuklara daha fazla süt içirmek yerine dışarıdan ilaç şeklinde D vitamini desteği vermenin aynı zamanda demir düzeyini korumak için de uygun bir yol olduğunu belirtiyor.

Konu : , , , , , , ,
Kategori : Sağlık

Giyilebilen Teknolojiler

nano giysiTeknoloji nano ölçeğe doğru ilerledikçe, üretilen elektronik cihazlar da gittikçe küçülüyor. Bu cihazlar o kadar küçüldü ki artık insanların üzerlerine giydikleri kıyafetlerle veya aksesuarlarla bütünleşik hale geldiler. Bu bilimsel ve teknolojik gelişme giyilebilen teknoloji olarak biliniyor.

Peki bu giyilebilen teknoloji ne kadar ileri gidebilir? Çoğunuz Demir Adam filmini izlemişsinizdir. Demir zırhla kaplanmış bu giysinin silah gibi atış yapabilme ve bilgisayar gibi kullanılabilme özelliklerinin olması ve bu giysiyi giyen kişinin uçabilmesi hayal gücümüzün sınırlarını zorluyor. Her ne kadar bilim kurgu olsa da, işte size bu teknolojinin ne kadar ilerleyebileceğini gösteren güzel bir örnek. Bu teknolojideki ilerlemeler ve gelişmeler henüz demir adam kostümü üretebilecek seviyeye ulaşmadı, ama çığır açacak yeni buluşların geliştirilmesine olanak sağladı. Örneğin 2014 yılında piyasaya sürülmesi ve 600-3000 dolar fiyat aralığında satılması beklenen Google gözlükleri bunlardan bir tanesi. Gözlük çerçevesinin içine yerleştirilmiş bir 1,3 cm’lik ufacık bilgisayar ekranı sayesinde insanlar internete ve çok çeşitli bilgisayar uygulamalarına erişebilecek. Gözlüğü taktıktan sonra yukarıya ve sağa doğru baktığınızda görüntü netleşiyor. Google gözlük ile fotoğraf çekip paylaşabilecek, arkadaşlarınızla görüntülü sohbet edebileceksiniz. Çevrenizle tam bir etkileşim içinde olabileceksiniz. Tüm bilgileriniz çevrimiçi sistemde depolanacak. Bu cihaz zenginleştirilmiş gerçeklik kavramını günlük hayatımıza uyarlıyor.

Geniş kullanım alanı ve düşük maliyeti sayesinde çok yakın gelecekte bu teknoloji hayatımızın bir parçası olacağa benziyor.

Konu : , , , , ,
Kategori : Bilim, Teknoloji

Şifre Kırmak Günümüzde Çok Kolay!

şifre kırmaBilgisayarınızı açmak için, mesajlarınıza bakmak için, banka hesaplarınıza bağlanmak için kullandığınız şifreleri belirlerken genellikle önünüze hep benzer bir kural koyulur: “En az 8 karakter olsun, en az bir rakam ve büyük harf içersin.” Bütün bu koşulları bir araya getirir, hatta bununla da yetinmeyip araya birkaç tane de özel karakter sıkıştırırsanız 8 karakterli bir şifre belirlemek için oluşturabileceğiniz toplam kombinasyon 95 üzeri 8’e karşılık geliyor. Hesapladığınızda 7 katrilyona yaklaşan, okuması zor bir rakam.

Ama öyle görünüyor ki uzmanlar yakında bunun da yeterliliğini sorgulamaya başlayacak. Neden? Sebebi 3-5 Aralık 2012 tarihleri arasında Norveç’in Oslo şehrinde gerçekleştirilen Passwords^12 adlı konferansa katılan Stricture Consulting Group adlı şirketin CEO’su Jeremi Gosney’in ortaya koyduğu sistem. 25 adet AMD Radeon grafik kartının paralel işlem yeteneğinden güç alan bir sunucuda Microsoft’un NTLM şifreleme algoritmasını çalıştıran Gosney, bu sistemle saniyede 350 milyar adet 8 karakterli şifre tahmini yapılabileceğini göstermiş. Burada kullanılan ekran kartlarının hemen hemen hepimizin bilgisayarında yer alan, en üst uç örneği 1000 doları bulmayan türden kartlar olduğunu özellikle vurgulamakta fayda var. Yapılan şifre tahminlerine bu hızda geri dönüş olması ise 8 karakterli bir şifrenin olası tüm kombinasyonlarının 5,5 saatte çözülebilmesi anlamına geliyor.

Tabii birçok sistem 3 yanlış şifre denemesinin ardından kullanıcı hesabına erişimi engellediği için tehlike ilk anda göründüğü kadar büyük değil. Diğer yandan bu kadar ucuza mal edilen bir sunucunun böylesine büyük işlerin altından kalkabildiğini görmek de bir hayli şaşırtıcı. Detayları bit.ly/gpucluster adresinde bulabilirsiniz.

Konu : , , , , , ,
Kategori : Bilim, Teknoloji