Teknoloji

Dünyanın ilk ‘asker’ arıları keşfedildi!

Dünyanın ilk 'asker' arıları keşfedildi!

Brezilya’da araştırmalarını sürdüren bilim insanları, barışçıl özellikleriyle dikkat çeken bal arılarının, yuvaları korumakla görevli ilk asker cinsini bulduklarını duyurdu.

İngiliz Sussex Üniversitesi ile Brezilya’daki Sao Paulo Üniversitesi’nin ortak araştırmasına göre, Güney Amerika’da ‘Jatai’ adıyla da bilinen ‘Tetragonisca angustula’ arılarının bir kısmı asker olarak doğuyor. Yuvanın girişindeki tüplerde duran asker arılar, hem kapıyı koruyor hem de olası bir düşman saldırısında erken uyarı sistemi işlevi görüyor. Bu muhafız arılar, diğer işçilere göre yüzde 30 oranında daha ağır. Bacakları daha uzun ve kafaları ise diğer arılara oranla küçük. Asker arılar, yuvayı koruma görevlerini 3 haftadan uzun bir süre boyunca sürdürebiliyor. Her anlamıyla bir muhafız gibi hareket eden arıların en büyük düşmanı ise ‘Lestrimelitta’ adıyla da bilinen iğnesiz bir arı cinsi. Lestrimelittalar, Jatai kolonilerine yiyecek için ani baskınlar düzenleyip yuvaları yok edebiliyor. Saldıran arının kanatlarını kafasıyla kenetleyen ve bacaklarını kullanan Jatai asker arısı, düşmanının uçmasını engelleyebiliyor ve onu etkisiz hale getiriyor.
 
Ağaç ve duvarlardaki oyuklara yuvalanan Jatai bal arılarının her kolonisinde bir kraliçe arı ve 10 binin üzerinde işçi arı bulunuyor. İşçi arı nüfusunun yaklaşık yüzde birini asker arılar oluşturuyor. Araştırma sonuçları, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları Dergisi (PNAS)’ın bugünkü sayısında yayınlandı.

Devamını okumak için tıklayınız »

Kıyamete 5 Kaldı!

Kıyamete 5 Kaldı!

Geri sayım sürüyor. Kıyamet Saati bir dakika daha ileri alındı.

Bir grup bilim adamının kurduğu “Atomic Scientists Bulletin” tarafından yaratılan Kıyamet Saati artık gece yarısına (kıyamete) 5 dakika kalayı gösteriyor.
 
Saatte gece yarısını gösteren 12.00, insanoğlunun yok olması anlamına geliyor. Fakat saat aslında “temsili”. Yani sadece insanoğlunun kendini yok etmeye yakın olduğunu gösteren bir simge.
 
Kıyamet Saati Ne Zaman İşlemeye Başladı?
 
Kıyamet Saati, ilk kez 1947’de, yani Amerika’nın Hiroşima’ya atom bombası atmasından sadece 2 yıl sonra işler hale geldi. Bilimadamları dünyayı giderek artan nükleer silah tehdidine karşı uyarmak için Kıyamet Saati’ni gece yarısına 7 dakika kalaya kurdu. Takvimler 1949’u gösterdiğinde bu kez saat 11.57’ye alındı. Amerika-Sovyetler ilişkilerinin giderek karanlığa gömüldüğü dönem, bilim adamlarına göre insanoğlunu kıyamete 4 dakika daha yakınlaştırmıştı. İlk hidrojen bombası denemesinin yapıldığı 1953’te ise bu kez Kıyamet Saati, kıyamete 2 dakika kalayı gösteriyordu.
 
Saatin yaratıcısı “Atomic Scientists Bulletin”deki bilimadamlarının en iyimser olduğu yıl ise Soğuk Savaş’ın buzlarının eridiği 1991 yılıydı. Amerika ve Rusya’nın nükleer başlık sayısını azaltma kararı aldığı bu dönemde Kıyamet Saati geri alındı ve gece yarısına 17 dakika kalayı göstermeye başladı.
 
Son 10 Yıl İnsanoğlunu Kıyamete Yaklaştırdı
 
Kıyamet Saati 1991’den bugüne kadarsa  genelde ileri alındı. Nükleer silahsızlanma bir türlü gerçekleştirilemedikçe ve nükleer terörizm tehdidi dünyayı sardıkça, bilim adamları Kıyamet Saati’ni gece yarısına adım adım yaklaştırdı. İklim değişikliği konusunda son dönemde siyasiler tarafından seslerinin bastırıldığını düşünen bazı bilimadamlarına göre de insanoğlunun “uyanmasının” vakti geldi de geçiyor bile. Princeton Üniversitesi’nden Robert Socolow’un belirttiği gibi dünyada insanoğlunu defalarca yeryüzünden kazıyabilecek kadar, yani yaklaşık 20 bin nükleer silah var. Socolow, saatin amacını da kısaca özetliyor: “Dünya liderlerine, bilim dünyasının tecrübesiyle sabitlenen bu sorunları kabul etmedikleri sürece, şimdikinden de ağır sorunlarımız olacağını anlatmak.”

Devamını okumak için tıklayınız »

En derin sıcak su kaynaklarında yaşam keşfedildi!

En derin sıcak su kaynaklarında yaşam keşfedildi!

Karayip Denizi’nin 5 bin metre derinliğindeki dünyanın en derin sıcak su kaynaklarında yaşayabilen yeni canlılar bulundu. Bu bölgenin küçük sakinleri 485 derece sıcaklığa dayanabiliyor.

İngiltere, ABD, İrlanda, Japonya ve Norveç’teki çeşitli üniversitelerden bilim insanlarının ortak araştırmasına göre, Cayman Adaları’nın güneyindeki 4 bin 960 metre derinlikte bulunan hidrotermal bacalar, yaşama en elverişsiz ortamlardan biri olarak görülmesine rağmen deniz canlıları barındırıyor.
 
13 kilometre boyunca uzanan bacaların olduğu bölgeye ileri teknoloji ürünü kamera indiren araştırma ekibi, 485 derece sıcaklık ve yüksek basınçta yaşayabilen yeni bir karides türü keşfetti. Yaklaşık 4 santimetre uzunluğundaki canlıların gözleri bulunmuyor. Ancak arka kısımlarında ışığa duyarlılık gösteren bir organ tespit edildi. Canlılar, bacalardan püsküren mineral zengini akıntılarla besleniyor.
 
Deniz tabanından yükselen ve sülfürden oluşan bacaların her metrekaresi 2 binden fazla karidese ev sahipliği yapıyor. Bu karides türü, sıcak su bacalarının bulunduğu bölgeden 20 kilometre uzaklıktaki bir su altı dağında da görüldü. Bilim insanları, keşfedilen canlıların, Atlas Okyanusu tabanında yaklaşık 4 bin kilometrelik bir alan boyunca yayılmış hidrotermal bacalarda yaşayan diğer karideslerin akrabaları olduğunu düşünüyor.
 
Araştırma sonuçları, bilim dergisi Nature Communications’ta yayınlandı.

 

 

 

 

 

 

Video:

Devamını okumak için tıklayınız »

Küresel ısınmanın ilk kurbanı!

Küresel ısınmanın ilk kurbanı!

NASA’ya göre Kanada, ekolojik değişimin en sıcak noktasında bulunuyor.

Buna göre Kanada’da ekolojik değişim yaşanacak ve birçok bitki ve hayvan türü bundan olumsuz etkilenecek. 
    
NASA’nın son çalışmasına göre, 2100 yılında Kanada’nın Alberta, Manitoba, Saskatchewan ve kuzey bölgeleri büyük bir ekolojik değişime uğrayacak. Bu alanların küresel ısınma nedeniyle en savunmasız sıcak noktalar olduğu belirtilen çalışmada, yaşanacak ekolojik değişimden birçok bitki ve hayvan türünün olumsuz etkileneceği vurgulandı.

Çalışma hakkında CBC televizyonuna konuşan NASA İklim Bilimcisi Duane Walliser, ekolojik değişimin anılan eyaletler ve bölgedeki otlaklar ve kuzey şeridine uzanan ormanları yok edeceğini savundu.

Tüm dünya genelinde de 10 bin yıl içinde eşi görülmemiş bir ısınma yaşanacağını, bazı bitki ve hayvan türlerinin yok olacağını ve birçok bölgenin çöl ve tundralar haline geleceğini kaydeden Walliser, “Fakat Batı Kanada en ağır darbeyi alan bölge olacak” dedi.

NASA’nın çalışmasına göre 10 bin yıl içinde dünyanın karasal yüzeyinin yüzde 37′sinde tek bir ekosistem ya da biyom hakim olacak. Dünya kara yüzeyinin yüzde 49′luk diğer bölgelerinde ise değişimin en hafifinden olan bitki türlerinin değişmesi yaşanacak.

NASA daha önce de “BM İklim Değişikliği Paneli”ne, bu yüzyılda sıcaklıkların 2 ila 4 derece artacağına ilişkin bir rapor sunmuştu.

Devamını okumak için tıklayınız »

Dünyanın en küçük omurgalısı!‎

Dünyanın en küçük omurgalısı!‎

Papua Yeni Gine ormanlarına keşfedilen 7 milimetre boyundaki kurbağanın dünyanın en küçük kurbağası olduğu tahmin ediliyor.

Amerikalı bilim insanları şimdiye dek tespit edilmiş en küçük kurbağayı bulduklarını düşünüyorlar.

Papua Yeni Gine’de bulunan kurbağanın 7 milimetre boyunda olduğu bildirildi.

Latince adı paedophryne amauensis olan kurbağanın çok küçük olması ve toprak rengini andıran derisi, canlının bulunması sürecini bir hayli zor hale getirdi.

Araştırma ekibinde yer alan, Louisiana State Üniversitesi’nden Chris Austin, küçük kurbağanın varlığından sese dayalı bir yöntem sayesinde haberdar olduklarını belirtti.

Araştırma kapsamında, Papua Yeni Gine’deki ormanlarda kaydedilen seslerin analiz edilmesi sonucu farklı canlıların çıkardıklar sesleri ayrıştırıldı.

Chris Austin bu sesler arasından ayırt edemedikleri bazılarının kaynağına indiklerini ve bu bölgedeki bitki örtüsünü poşetlere doldurduklarını belirtti.

Daha sonra incelenen yaprak ve diğer bitkilerin arasında zıplayan yedi milimetre boyutundaki kurbağa araştırma ekibini bir hayli şaşırtmış.

Papua Yeni Gine’nin bazı noktaları Madagaskar’la birlikte dünya üzerindeki en zengin yaşam formlarına ev sahipliği yapıyor.

Bu bölgelerde daha önce keşfedilmemiş canlıların bulunduğu tahmin ediliyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Türkiye’yi bekleyen tehlike…

Türkiye'yi bekleyen tehlike...

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, Türkiye’deki telekomünikasyon alt yapısının mobilde ve sabitte pek çok ülkeden iyi olmasına rağmen fiber altyapının hızla geliştirilmemesi durumunda Türkiye’yi ciddi bir data tehlikesinin beklediğini söyledi. 
    
Yönetder tarafından genel merkezde düzenlenen “Güvenli internet ve Güvenli İnternetin Dünyadaki Uygulamaları” konulu seminerde konuşan Acarer, 1969 yılında insanoğlunun aya ayak bastığını, yine aynı yıl internetin kullanılmaya başlandığını belirterek, 1990′lı yıllara kadar kimsenin fark etmediği internetin, günümüzde çekirdek aile kavramını değiştirdiğini söyledi.

Anne, baba ve çocuktan oluşan çekirdek aileye, internetin de dahil olduğunu ifade eden Acarer, güvenli internet ve internetin güvenliğinin öneminin, birkaç ülkenin devlet alt yapısının çökertilmesinde ortaya çıktığını söyledi.

ABD Başkanı Brack Obama’nın “bizim Pentogon Sistemlerine yani ABD’nin savunma sistemlerine yapılacak siber saldırıyı savaş suçu kabul edeceğim” ve “21. yüzyılda ABD’nin ekonomideki gücü ve başarısı, siber saldırılara karşı yapacağı başarıya bağlı” sözlerini aktaran Acarer, ABD’de direkt başkana bağlı siber güvenlik  teşkilatının kurulduğunu kaydetti.

Türkiye’de eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile birlikte telekomünikasyon sektöründe başlayan atağın artarak devam ettiğini dile getiren Acarer, şöyle konuştu:

“Türkiye’deki telekomünikasyon alt yapısı konusunda hiç mütevazı değilim. Bugün telekomünikasyon sektöründe, gerek mobilde gerekse sabitte, Avrupada’ki pek çok ülkeden daha iyi, hiç tereddütüm yok bu konuda. Fakat tedbir alıp, hızla geliştirmemiz lazım fiber altyapıyı, çünkü son 1 yılda data trafiği 15 kat arttı. Abone sayısı yüzde 10 arttı. Peki ne oldu da 15 kat data trafiği arttı? Özellikle gençlerin izlediği internette bakın, resim, müzik, film indiriyorlar. Yani kullanılan data miktarı çok arttı. Bu konuda da yakın dönemde Türkiye’yi ciddi bir tehlike bekliyor.”

Türkiye’de sabitteki internetin yükseldiğini anlatan Acarer, her 2 ayda bir 1 milyon abone artışı olduğunu, şu anda 16,1 milyon genişbant internet abonesinin olduğunu, kullanıcı sayısı denildiğinde bunun Türkiye’deki hane başına ortalama insan sayısı olan 3,8 ile çarpılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin 263 dakika konuşmayla Avrupa’da Fransa’dan sonra ikinci olduğunu, ayda 211 SMS atarak, SMS’de Avrupa’da birinci olduğumuzu ifade eden Acarer, “İnternet kullanımda, Avrupa’da ikinci ya da birinciyiz. Çünkü internet kullanım miktarını alamadık. Ama elimizdeki verilere göre, geçen sene ayda 31.7 saat internet izliyorduk” dedi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Artık Türk mühendislere emanet!

Artık Türk mühendislere emanet!

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, Heronların bakımı konusunda ihale açılmayacağını, TAİ ile sözleşme yapacaklarını bildirdi.

Bayar, yaptığı açıklamada Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) envanterinde bulunan silah sistemlerinin bakımı ve lojistiği konusunda bir çalışma yaptıklarını, silah alımları ve silah sistemlerinin bakımında yetkinin özel sektöre geçeceğine ilişkin haberlerin kamuoyuna yanlış lanse edildiğini söyledi.
 
Geçtiğimiz yıllarda TSK’nın ağırlıklı olarak yurt dışından aldığı silah sistemlerini kullandığını ifade eden Murad Bayar, ”Mekanik ağırlıklı bu sistemler için Türkiye’de silahlı kuvvetler bünyesinde bakım onarım sistemleri oluşturuldu, doğru olarak böyle bir yöntem seçildi. Silahı kullanacaksanız bakımını tamirini yapmanız lazım ki harp zamanında bu silahı kullanabilir durumunda bulasınız” dedi.
 
-”Üretimini yapan servisini de yapar”-
 
Zaman içinde yerli silah sanayisinin geliştiğine dikkati çeken Bayar, bugün kullanılan silahların çoğunluğunun Türkiye’de üretildiğini belirtti.
 
Bayar şunları kaydetti:
 
”Dışarıdan almıyoruz, dolayısıyla bunları Türkiye’de yapan şirketlerimiz var. Bundan sonraki dönemde bu silah sistemlerimiz için ayrı bir yatırım yapmaya ihtiyaç bulunmuyor. Mesela insansız hava aracı ANKA’nın bakımı için kamu içerisinde ayrı bir yatırım yapmaya, bakım onarım tesisi açmaya ihtiyaç bulunmuyor. ANKA’yı kim yaptı? Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAİ-TUSAŞ) yaptı. Üretimini yapan servisini de yapar, aldığınız otomobiller gibi düşünün. Otomobili nereden adıysanız servisini de orası yapar.
 
Türkiye’de artık milli şirketlerimiz uçakların, tankların, gemilerin elektronik sistemlerini yazılımını bakımını yapabilecek yetenekte. Çünkü o uçağı, tankı, gemiyi o şirket yaptı. Bundan dolayı da önümüzdeki dönemde bir konsept değişikliği olacak. Silahlı kuvvetlerle çalışıyoruz. Envanterimize milli sistemler girdikçe, bakım işletme idamesinde aynı sanayi kuruluşları görev almaya devam edecek, çünkü uzman onlar.”

-”Genelkurmay Başkanlığımızla birlikte yaptığımız bir çalışma”-
 
Çalışmaları yürütmek üzere Savunma Sanayii Müsteşarlığında bir müsteşar yardımcısına bağlı çalışma grubu oluşturulduğunu açıklayan Bayar, şöyle konuştu:
 
”Lojistik işine girmedik bugüne kadar. Milli sistemlerimiz ortaya çıktıkça biz de burada görev almaya başlıyoruz. Bu da Genelkurmay Başkanlığımızla birlikte yaptığımız bir çalışma. Bunlar uzun zaman alacak çalışmalar, akşamdan sabaha olacak şeyler değil. Mevcut silah sistemlerimizin bakımı mevcut sistemle yapılacak, ama mesela ATAK helikopteri envantere girdi, bunun bakımında, yedek parçasında, modernizasyonunda helikopteri yapan TAİ’nin önemli rolü olacak. Bu bir geçiş TSK’nın fabrikaları hemen yarın kapatılmayacak.”
 
Geçiş döneminin 10-15 yıl sürebileceğini vurgulayan Bayar, yeni yerli silah sistemlerin TSK’nın envanterine girmesiyle bakım onarım işlerinin de yerli sanayi tarafından yapılacağını böylece yerli sanayinin de yeteneklerini geliştireceğini söyledi.
 
-İsrail firması Heron ihalesine katılabilecek mi?-
 
Silah sistemlerinin bakım, onarım ve idamesinin üretici firmalar tarafından yerine getirilmesi çalışmasında ihale açılmayacağını vurgulayan Bayar, tüm anlattıklarının milli silahlar için geçerli olduğunu söyledi.
 
İsrail yapımı insansız hava aracı Heronlarla ilgili özel bir durumun söz konusu olduğunu belirten Bayar, şöyle dedi:
 
”İsrail’den lojistik hizmeti alamayacağımızı düşündüğümüz için TAİ’ye bir görev verdik, dedik ki: Bunun bakımını, onarımını Türkiye’de milli olarak yapabileceğimiz bir yapı kurun. TAİ ile Heronların bakımı konusunda bir sözleşme yapıyoruz. Artık Heronları İsrail’e bakıma göndermeyeceğiz. Yan sanayi kuruluşları kullanılacak. Heronların tüm bakımı Türkiye’de yapılacak. Zaten ANKA seri üretime geçtiği zaman Heron ihtiyacımız da azalacak. Heronların bakımı konusunda ihale açılmayacak, TAİ ile sözleşme yapacağız o kadar.”

Devamını okumak için tıklayınız »

Daha aktif Güneş, daha sert kış!

Daha aktif Güneş, daha sert kış!

Güneş aktivitesinde yaşanan değişiklikler nedeniyle Türkiye’nin önümüzdeki birkaç kışı aşırı soğuk geçirebileceği uyarısında bulunuldu.

Nature Geoscience dergisinin Ekim sayısında Sarah Ineson ve arkadaşları tarafından yayımlanan bir makale, Güneş aktivitesi ile Kuzey Yarımküre’de yaşanan kış arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu.

Makaleyle ilgili bilgiler veren iklimbilimciler Dr. Ozan Mert Göktürk ve Deniz Bozkurt, minimum dönemlerinde görülen Güneş ışınımı azalmasının daha önce kestirilenin çok ötesinde olduğunun ve dünya atmosferini doğrudan etkilediğinin altı çizdi.

Bu azalmanın öncelikle tropikal bölgelerde soğumaya yol açtığını belirten uzmanlar, soğuk havanın Türkiye’den daha uzak yerlere yığılma yaptığını ifade etti. Bu durumun Türkiye’nin son 2-3 kışı ılık geçirmesine yol açtığı savunuluyor.

Bu arada, lekeler ve manyetik fırtınalarla kendini gösteren Güneş aktivitesi, 2013 yılında maksimuma ulaşmak üzere tekrar artmaya başladı.

Göktürk ve Bozkurt’a göre, bu kış ve önümüzdeki birkaç kış, Arktik Salınım’ın negatif fazındaki ısrarın kırılmasını beklemek yerinde olur. Bu da sert soğukların Batı Avrupa yerine, Türkiye’ye gelebileceği anlamına geliyor.

2022 yılında maksimuma ulaşması beklenen Güneş döngüsü, aktivite bakımından son birkaç yüzyılın en zayıfı olabilir. Bu durum soğuk kışların tekrar Batı Avrupa’ya göç edeceği anlamına gelebilir.

Son 200 yılda hiç görülmemiş bir şekilde oluşan aşırı düşük Güneş aktivitesi, atmosferi keskin bir şekilde soğutabilir. Aşırı soğuk bu havadan Anadolu’nun da aralarında bulunduğu birçok coğrafyanın da nasibini alması bekleniyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Akıllı tahtalar şubatta sınıflarda!

Akıllı tahtalar şubatta sınıflarda!

Tablet bilgisayar ve akıllı tahtayla eğitimi başlatacak FATİH’in ilk ayağını Vestel kazandı.

Şirket, akıllı tahtaları gelecek ay sınıflara yerleştirmeye başlıyor. Kalem kullanılmadan yazılabilen tahta ile internete bağlanmak ve telekonferans yapmak mümkün.

Okullarda interaktif eğitimi ve öğrencilere tablet dağıtımını öngören Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Projesi’nin (FATİH) ilk ayağı olan akıllı tahta ihalesini Vestel kazandı. Bu kapsamda şirket, 8 ay içerisinde 85 bin akıllı tahtayı sınıflara yerleştirecek. Şubat ayında ilk adımı atacaklarını söyleyen Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Ömer Yüngül, 200′ünü şubatta, geri kalanlarını ise ağustos sonuna kadar bitireceklerini söyledi.
 
FATİH Projesi kapsamındaki etkileşimli dijital tahta (akıllı tahta) ihalesinin ilk fazını kazanan Vestel, akıllı tahtaları şubat ayından itibaren sınıflara yerleştirecek. İhalenin ilk fazında 339 milyon 525 bin liralık teklif veren Vestel, 85 bin adet etkileşimli dijital tahtanın üretimini üstlendi. Akıllı tahta projesi hakkında daha kapsamlı bilgi vermek için basın mensuplarıyla bir araya gelen Ömer Yüngül, şirket olarak önceki yıllarda yaptıkları LCD modül yatırımı ve Ar-Ge çalışmaları sayesinde akıllı tahta için gerekli teknolojiye ve üretim kapasitesine sahip olduklarını, buradan yola çıkarak akıllı tahtayı ürettiklerini ifade etti. 85 bin akıllı tahtadan 200′ünün gelecek ay sınıflara yerleştirileceğini, geri kalan tahtaların da 8 ay içinde sınıflardaki yerini alacağını vurgulayan Yüngül, “Vestel akıllı tahta ile eğitimde fırsat eşitliğine büyük katkı sağlayacak. Edirne’den Van’a tüm öğrencilerimiz aynı bilgi ve verilere aynı imkânlarla kavuşacak.” ifadelerini kullandı. Ürünün farklı kullanım alanlarına işaret eden Yüngül, akıllı tahta ile anlatılan konuların görsel malzeme ile desteklenebileceğini kaydetti. Yüngül, “Akıllı tahta, öğretmen dostu bir tasarıma sahip. Öğretmenlerimiz etkileşimli tahtanın yanı sıra kara tahtayı da kullanmaya devam edebilecek. Sınıfın dikkatini toplamak için ara sıra tebeşiri tahtaya vuran öğretmenlerimizi düşünerek tasarımımızda kara tahtayı korumayı da ihmal etmedik.” dedi.
 
Ömer Yüngül, akıllı tahtanın fiyatındaki yerlilik oranını yüzde 55-60 olarak açıkladı. Yüngül, modül için 50 milyon doların üzerinde, sadece akıllı tahta için 20 milyon doların üzerinde yatırım yapıldığını ifade etti. FATİH Projesi kapsamındaki tablet ihalesinin 3 ay içinde yapılacağına işaret eden Yüngül, bu konuda da hazırlık yaptıklarını, ihaleye katılacaklarını, proje kapsamında yapılacak ihalelere gireceklerini belirtti. Yüngül, yaptıkları her ürün için patent aldıklarını belirterek, “Patenti mecburen bakanlığa verdik. Patenti devretmesek problem olurdu. İhracat için patent ücreti istenirse ödeyeceğiz. Devlet de herhalde ‘ihracat yapacak bir Türk firmasından patent parası alayım’ demez.” şeklinde konuştu.
 
derslere görsel destek

Vestel, dokunmatik LED ekranın içine yerleştirdiği PC ana kartı sayesinde ürünü interaktif tahtaya dönüştürerek eğitimin hizmetine sunuyor. Ekrana kalem kullanmadan, elle yazı yazılabiliyor. Böylece kalemin yere düşmesi, bozulması gibi riskleri de ortadan kalkıyor. Ayrıca ürün birçok yazılımla uyumlu. Bu da hem kurulumu hem de kullanımı kolaylaştırıyor. Vestel akıllı tahtaları, bilgisayara ihtiyaç duymayan içine yerleştirilen bir kartla çalışıyor. Akıllı tahta ile anlatılan konular görsel malzeme ile desteklenecek. Bu sayede öğrenim kolaylaşacak, öğrencilere hangi bilgilere nasıl ulaşabilecekleri de öğretilecek. Aynı zamanda akıllı tahta internete bağlanabiliyor, e-posta atabiliyor, çıktıyı yönlendirebiliyor ve görüntülü telekonferans yapabiliyor. LED ekrana sahip olan akıllı tahtalar yüksek enerji verimliliği de sunuyor. Vestel ayrıca, görüntü teknolojilerindeki yeni eğilimlere paralel olarak üç boyutlu akıllı tahtayı da geliştirdiğini, ürünün prototipinin hazır olduğunu açıkladı.
 
AKILLI TAHTANIN TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Intel Core i3 2.10 GHz’lik işlemci

Dışarıdan sökülüp takılabilir bilgisayar ünitesi

4 GB RAM sistem belleği

Kablolu ve kablosuz ağ bağlantısı

500 GB sabit disk

Windows 7/Pardus işletim sistemi

512 MB dahili ekran kartı

2 USB bağlantısı

Mikrofon girişi

Kulaklık çıkışı

65 inç LED ekran

Optik imajlama- 2 kamera vasıtasıyla

hem pasif kalem hem de el kullanılabilir

Çoklu dokunmatik algılayıcı sistem

1920 x 1080 Full HD

8 m/s tepki süresi

Uzaktan kumanda Türkçe yazılım dili

Devamını okumak için tıklayınız »

FATİH Projesi hayata geçiyor!

FATİH Projesi hayata geçiyor!

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) bu eğitim-öğretim yılının ikinci yarısından itibaren bazı illerde uygulamaya başlayacağı FATİH Projesi kapsamında yaklaşık 12 bin tablet bilgisayar dağıtılacak, okullar bin 496 akıllı tahtayla donatılacak.

MEB, 2010 yılında imzalanan ve çalışmalarını başlattığı FATİH Projesi ile eğitimde bilişim teknolojisinin önemini artırmayı, sınıfları daha ileri teknolojiyle donatmayı, öğrencilerin teknolojiyi daha etkin kullanmayı öğrenmesini amaçlıyor.
 
Proje kapsamında öğrencilere ve öğretmenlere tablet bilgisayar verilirken, okullar da akıllı tahtalarla donatılacak.
 
Proje, bu yıl, 2011-2012 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında şubat ayından itibaren hayata geçiyor.
 
-Pilot iller arasında Ankara, Yozgat, Rize…-

Edinilen bilgiye göre, FATİH Projesi, Ankara, Balıkesir, Bingöl, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Rize, Samsun, Uşak ve Yozgat olmak üzere 17 ilde 51 okulda uygulamaya başlanacak.
 
Hayata geçirilecek projeyle pilot okullara bin 496 akıllı tahta yerleştirilecek. Her derslikteki akıllı tahtada en az 10 megabitlik internet hizmeti olacak. Öğrenciler kesintisiz internetle akıllı tahta uygulamasından yararlanabilecek ve tablet bilgisayarlarını eğitimlerinde kullanabilecek.
 
2 bin 259 öğretmene, 9 bin 435 öğrenciye ve öğretmenlere eğitim veren 169 bin eğiticiye olmak üzere toplam 11 bin 863 tablet bilgisayar dağıtılacak.
 
-Daha çok lise birinci sınıflara-

Uygulamanın pilot olarak başlayacağı illerde tablet bilgisayarlar, daha çok lise birinci sınıf öğrencilerine dağıtılırken, 3 ilköğretim okulunun 5. sınıflarında okuyan öğrencilerine de verilecek.
 
Çocuklar, ücretsiz sahip olacakları tablet bilgisayarları evlerine götürebilecek.
 
Tablet bilgisayarlara, öğrenci hangi sınıfa devam ediyorsa o sınıfın ders kitapları yüklenecek. Sınıflarda akıllı tahtalarla tablet bilgisayarlar etkileşimli olacağı için dersin işlenişi de etkileşimli yapılacak.
 
Tablet bilgisayarların içinde özel olarak geliştirilen z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) yer alacak. Z-kitap, dijital ortamda okutulan ders kitaplarının öğretim programları esas alınarak animasyon, video, ses, fotoğraf, harita, grafik, tablo gibi ögeler de içerecek.

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 219 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...102030...Son »