Teknoloji

Yosundan motorin, pancar benzin!

Yosundan motorin, pancar benzin!

Samsun Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde kurulan Enerji Tarımı Araştırma Merkezi’nde çevreye zararlı maddeler enerjiye dönüştürülerek ekonomiye kazandırılacak.

Türkiye’nin tek Enerji Tarımı Araştırma Merkezi’nde motorin ve benzine alternatif olarak biyodizel ve biyoetanolün, yosun ve şeker pancarı atığı olan melastandan üretilmesi için çalışmalar başladı.
 
Konu hakkında bilgi veren Enerji Tarımı Bölüm Başkanı Mustafa Acar, Türkiye’nin ilk ve tek Enerji Tarımı Araştırma Merkezi’nde 3 aşamalı olarak biyo yakıtlarla ilgili çalışma yaptıklarını söyledi.
 
Biyodizel, biyoetanol ve biyokütle çalışmalarının devam ettiğini belirten Acar, şunları kaydetti:
 
”Merkezimizde hem pilot ölçekli çalışmaları, hem laboratuvar çalışmaları hem de biyo yakıtların kalite testleri gerçekleştirilecek. Gerek biyodizel, gerek biyoetanol, gerekse de biyokütle çalışmalarında önceliğimiz her türlü tarımsal artık ve atıktan enerji elde etmektir. Yani doğada atıl olarak bırakılan bu maddeleri enerji olarak değerlendirebilmek istiyoruz. Biyodizeli insan ve hayvan gıdası olarak kullanılan yağlarla değil, özelikle insan ve hayvan gıdası olarak kullanılmayan yağlardan üretmek istiyoruz. Bunlar algler dediğimiz yosunlardır. Yosunlardan önce yağ, daha sonra elde edilen yağdan biyodizel üretmek için çalışmalar başladı.”
 
Özellikle yosundan biyodizel üretilmesine oldukça önem verdiklerini kaydeden Acar, ”Çünkü insan ya da hayvan gıdası olarak kullanılmayan materyaller bunlar. Yosunlar, kendisine besin olarak azot ya da fosforu kullandığı için bulunduğu ortamdaki su temizlemektedir. Yani çevre kirliğini önleyecek ayrıca kendisinden de yağ ve biyodizel üretmemiz sayesinde ayrıca çevreye katkısı olacak. Böylece hem ihtiyacımız olan biyodizeli üretmiş olacağız, hem çevremizi temizlemiş olacağız hem de ekonomiye katkı bulunmuş olacağız” diye konuştu.
 
Biyodizelin motorine, biyoetanolün benzine alternatif olarak üretileceğini ifade eden Acar, ”Zaten Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun aldığı kararla 2015 yılına kadar kademeli geçiş yapılarak gerek benzinde ve gerekse motorinde yüzde 3′lük bitkisel karışım kullanımı zorunlu hale getirildi. Türkiye’de yıllık 16 milyon ton mazot ve 3 milyon ton benzin tüketiliyor. Mazot için 480 bin ton biyodizel, benzin için 90 bin ton biyoetanol gerekiyor”şeklinde konuştu.
 
Biyoetanolün benzine alternatif olarak değerlendirilen bir biyo yakıt olduğunu vurgulayan Acar, ”Her türlü şekerli, nişastalı ve karbonhidratlı bitkilerden üretilmektedir. Ülkemizde şeker fabrikalarında kullanılan şeker pancarının atığı melastanda üreteceğiz. Ancak bunun dışında mısır, buğday, şeker pancarı ve mısır gibi şekerli ve nişastalı bitkiden biyoetanol üretilecektir. Bu konuda da projeler üretmekteyiz. Bizim hedefimiz insan ve hayvan gıdası olarak kullanılmayan maddeleri enerjiye kazandırmak ve çevre kirliğinin önüne geçmektir” dedi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Baz istasyonları kanser tedavisinde kullanılacak!

Baz istasyonları kanser tedavisinde kullanılacak!

Baz istasyonları, kablosuz internet modemleri gibi düşük doz yayan radyo frekans elektromanyetik dalgalar kanser tedavisinde kullanılacak.

Kamuoyunda, baz istasyonlarının yaydığı radyo frekans alanların sağlığa zararlı olduğu iddiası tartışılırken, bilim insanlarından düşük doz elektromanyetik (EM) dalgaların tedavi amaçlı kullanılabileceği belirtildi.
 
British Journal of Cancer tarafından, Ağustos 2011′de yayımlanan makalede düşük doz EM alanlar ile kanser tedavisinin yapılabileceği gösterildi. Dr. Boris Pasche liderliğinde Alabama Üniversitesi, Sao Paulo Üniversitesi ve İsveç Teknoloji Enstitüsü’nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışmada, düşük doz radyo frekans alanlar kullanılarak kanser tedavisi yapıldı. Bilimsel çalışmada, ölüme sebep olan yaygın kanser türleri arasında erkeklerde ikinci, kadınlarda ise altıncı sırada yer alan karaciğer kanserinin tedavisinde düşük doz radyo frekans alanlar kullanılarak, tümörün stabilize edilebileceği ve hatta bu uygulamadan sonra tümörde küçülme olabileceği ortaya konuldu.
 
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Arzu Fırlarer, 2009 yılında yine Dr. Pasche tarafından başka bir çalışma daha olduğunu belirterek, “Bu çalışmada da hastalarda etkili olduğu gösterilen aynı sinyallerin laboratuvar ortamında kanser hücrelerini bozduğu gösterilmişti. Kanser hücresine odaklanan radyo frekans alanların karaciğer ve meme kanser hücrelerinin büyümesini durdurduğu bildirilmişti. Çarpıcı olan, karaciğer tümörü uygulanan frekanslar meme kanser hücrelerinde hiçbir etki oluşturmadığı gibi tam tersi durum da geçerlidir, meme tümörüne uygulanan frekans karaciğer kanser hücresine etki etmediği düşünülüyordu. Bu durum yeni ve dikkat çekicidir. Dr. Pasche, EM sinyallerinin hücre sayılarının hızla artmasını engelleyici özellikte olduğunu gözlemlemiştir. 2007 yılında İsrailli Elion Kirson da EM dalgaların beyin tümörlerinin tedavisinde kullanılabileceğini raporlandırmıştı.” dedi.
 
Arzu Fırlarer, çalışmanın bir diğer çarpıcı yanının da düşük radyo frekans alanların kanser hücreleri üzerinde bu kadar etkili olabildiği olduğuna işaret etti. Fırlarer, şunları ifade etti: “Pasche ve arkadaşları bu çalışmada 0,03 ile 1,0 W/kg SAR (Specific Absorption Rate-Özgül Soğurma Oranı) değerlerindeki alanların tedavi amaçlı kullanılabileceğini bulmuşlardı. Uluslararası standartlara göre insanların maruz kalabilecekleri maksimum değer 4 W/kg olarak tanımlanmıştı. Günlük hayatımızda kullandığımız cep telefonlarının SAR değerleri ise 0,3-2 W/kg arasında değişmektedir. Bu çalışma EM kanser terapisinin uygulanabilirliğini gösteren en önemli çalışmalardan biridir.”
 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa N. İlhan da düşük frekans ve düşük güçte elektromanyetik dalgaların sağlığa olumsuz etki yaptığına ilişkin bilimsel çalışmalarda henüz kesin bir sonuca ulaşılamadığını belirterek, “Elektromanyetik dalgalar, teşhis ve tedavinin vazgeçilmez parçaları olarak sağlığımızda büyük rol oynuyor, göz cerrahisinde, fizik tedavi uygulamalarında özellikle iyonize olmayan elektromanyetik dalgalar yaygın bir şekilde kullanılıyordu, ancak kanser tedavisinde de kullanılabiliyor olması oldukça önemli bir gelişme.” diye konuştu.
 
Dr. Boris Pasche, British Journal of Cancer dergisinde yayınlanan makalesinin son cümlesinde, “Bu bulgular, kanser hücresinin büyümesini kontrol altına almak ve kanserin tedavisi için yeni bir araç ortaya koymaktadır.” açıklamasında bulundu.

Devamını okumak için tıklayınız »

İlk yerli piyade tüfeği seri üretime geçiyor!

İlk yerli piyade tüfeği seri üretime geçiyor!

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, önümüzdeki haziran ayında milli piyade tüfeğinin seri üretimine başlanacağını söyledi.

Bakan Yılmaz, Arsin Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Trabzon Salih Sanayi Anonim Şirketi (TİSAŞ)’ni gezdi. Yılmaz, TİSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Hacıoğlu’ndan bilgi aldı. Bakan Yılmaz, fabrika yönetimi tarafından kendisine hediye edilen tabancayı ise kabul etmedi.
 
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, incelemenin ardından yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayisinin özel sektör açısından çok iyi bir noktaya geldiğini belirtti. Yılmaz, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ihtiyacının yaklaşık yüzde 60′ı kendi iç kaynaklarımızdan karşılanmakta. Amacımız bu ihtiyaçlarının yüzde 100′e yakınını Türkiye’den karşılayabilmek. Dolayısıyla bunda da özel sektörümüze büyük bir görev düşüyor. Arkadaşlarımız özel sektör temsilcilerini çağırdılar konuşacaklar, bir işbirliği içerisinde hareket edeceğiz. Bu zamana kadar belki bir diyalog eksikliğinden dolayı belli bir noktaya gelmemişti; ancak bundan sonra el ele vereceğiz.” dedi.
 
İhracatta 500 milyar dolar hedefe koyduklarını hatırlatan Yılmaz, savunma sanayi ihracatının çok ciddi bir orana çıkmasını istediklerini dile getirdi. Bakan Yılmaz, şöyle konuştu: “Dolayısıyla da insansız hava uçaklarımızı, helikopterlerimizi, üretmiş olduğumuz gemilerimizi, ATAK helikopterimizi ve özel sektörümüzün yaptığı zırhlı araçlarımızı ve özel sektörümüzün yapmış olduğu hem tüfeklerimiz hem silahları ihraç yolu için teşvik edeceğiz.”
 
Özel sektörün gücünü devletin gücü olarak gördüklerinin altını çizen Yılmaz, “Milli gücün içerisinde hem kamunun hem de özel sektörün gücü var. Bu milli gücü daha da artırabilmek için özel sektörümüz bir işi yapabiliyorsa kamunun o alandan çekilmesi lazım. Bizim de arkadaşlarımıza tavsiye ettiğimiz husus bu olacak. İnşallah özel sektörümüzün yaptığı işi biz yapmayacağız. Biz özel sektörümüzle rekabet etmeyeceğiz. Özel sektörümüz yurt dışı rakipleri ile rekabet etsin istiyoruz. Biz de onlara destek olacağız.” dedi.
 
Bakan Yılmaz, ‘milli piyade tüfeği’ çalışmalarıyla ilgili son durumunla ilgili soruya şu cevabı verdi: “Bitti, testlerden geçti, Haziran ayından itibaren de seri üretime geçilecek. Kale Grubu ile milli piyade tüfeğinin makinelisinin üretilmesin sözleşmesi imzalandı. İlk defa her şeyi ile bize ait olan piyade tüfeğimiz olacak. Haziran ayından itibaren seri üretime geçiyoruz. Önce TSK’ya, emniyet güçlerimize de inşallah bu silahtan temin edeceğiz.”
 
Üretilecek silahın dakikada bin mermi atacağını ve etkili menzilinin bin metre olacağını söyleyen Bakan Yılmaz, bunun dünyadaki en iyi sonuçlardan bir tanesi olacağını sözlerine ekledi.
 
Bakan İsmet Yılmaz, TİSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Hacıoğlu’nun hediye ettiği fabrikada üretilen ZIGM 1911 marka tabancayı kabul etmedi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Klimalar, nano teknoloji ile küçülecek!

Klimalar, nano teknoloji ile küçülecek!

Abant İzzet Baysal Üniversitesinin (AİBÜ) öncülüğünde yürütülen projeyle normal akışkanlara göre yüzde 32 ekstra performans sağlayan nano akışkanlar sayesinde evlerde, iş yerlerinde ve araçlarda kullanılan klimaların boyutları küçültülecek.

AİBÜ Gerede Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Mehmet Sena Yılmaz’ın koordine edeceği proje kapsamında klimaların daha küçük boyutlarda üretilmesi ve gücünün artırılması amaçlanıyor.
 
Mehmet Sena Yılmaz, yaptığı açıklamada, nano akışkanların ısı transferiyle ilgili projenin AİBÜ Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğünce desteklendiğini söyledi.
 
Yılmaz, nano akışkanların ısı değiştiricilerin performansını arttırdığına dikkati çekerek, ”Çalışmalarda nano akışkanlı sıvıların normal sıvılara göre yüzde 2,5 ile yüzde 32 arasında performans artışı sağladığı görülmektedir. Bu performans oranında da klimaların boyutları küçültülebilecek. Çalışmalarımız başarılı şekilde sona ererse mevcut ısı değiştiricilerin boyutlarının yüzde 32 civarında küçültülmesiyle aynı performans ve aynı verim elde edilebilecek” dedi.
 
Dünyada nano teknolojiler üzerine çalışan çok sayıda bilim adamı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, Rusya’nın ARGE çalışmaları için bir yılda 1,2 milyar dolar, Çin’in de 10 milyar dolar bütçe ayırdığını söyledi.
 
Avrupa Birliği ve Amerika’daki bilim merkezlerinde nano teknolojiyle ilgili önemli çalışmalar yürütüldüğüne işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:
 
”Türkiye’de son 10 yıldır bazı çalışmalar yapılmakta, bazı üniversiteler buna öncülük yapmaktadır. Özellikle makine ve tekstil gibi, ısı değiştiricileri gibi birçok alanda çalışmalar var. Ülkeler milyarlarca dolar para harcıyor. Ülkemizde son yıllarda devletin ciddi yatırımları ve yardımları var. Üniversitelere TUBİTAK vasıtasıyla çok kaynak aktarılıyor. Çalışmamız Türkiye’de ilk defa nano sıvıların, nano akışkanların ısı transferi sağlayan ısı değiştiricilerinde kullanılmasını içeriyor. Bu çalışmada Türkiye’de ilk kez ısı değiştiricilerinde nano akışkanlar kullanılacak.
 
Özellikle elektronik aletlerin soğutulmasında ısı değiştiricileri çok büyük yer almaktadır. Projemizde asıl hedef, özellikle hastanelerde kullanılan büyük cihazların, bilgisayar soğutucularının, klimalardaki ve kombilerdeki ısı değiştiricilerinin performansının artırılması ve boyutlarının küçültülmesidir.”

Devamını okumak için tıklayınız »

125 yıllık ses kaydı!

125 yıllık ses kaydı!

Aradan geçen zamana rağmen sapasağlam
 
Tam 125 yıllık, antika bir ses kaydı! Halen nasıl mı çalışıyor? İşte teknolojinin geldiği son nokta.

Fonotograf ve fonograf gibi eski diskler, halen kendilerine ilgiyle bakılan teknolojik ürünlerdir. İşin ilginç yanıysa bu diskleri, bazen kendilerini üreten kayıt cihazı tarafından bile tamir edilemiyor olmasıdır. Oysa ki modern bilim sayesinde bu enkazdan geriye kalan her şey kurtarılabiliyor…

Her ne kadar hepsi olmasa da bir çok eski disk dijital ortamda taranıp, dinlenebilir bir formata getirilebiliyor. Fakat Lawrence Berkeley National Laboratory tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan bir yenileme çalışması format değiştirmenin çok daha ötesine giderek tam 125 yıllık bir diski onarmayı başardı. PhysOrg.com’un yayınladığı rapora göre, Alexander Graham Bell’in Volta laboratory isimli eski müzik arşivi 3D optik tarama teknolojisi ile tamamen yenilenecek.

Alexander Graham Bell, 1880 yılında Washington D.C.’de çalışırken ürettiği birçok ürünü güvenlik gerekçesiyle Smithsonian Institute’e göndermiş. Gönderdiği kayıtlardan bazılarıysa 100 yılı aşkın bir süredir aynı yerlerinde duruyorlar ama döneminde cam ve bal mumu gibi zamanla değişim geçirebilen maddelerden yapılan bu kayıtların büyük bir kısmı zarar görmüş durumda. LBNL ise 3D optik tarama yöntemi ile sorunu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu işlem esnasında en çok kullanılan yöntemse yüksek hızlı disk yakalama, kısaca IRENE.

IRENE isimli sistem çok hızlı bir şekilde dönen diskten direk olarak yüksek çözünürlüklü dijital görüntüler alıyor. Sistem zamanla gelen çürümenin izlerini kapatır kapatmaz, IRENE gereken boşluklarda bulunan verileri bir kez daha yazmaya başlıyor.

The Lawrence Berkeley National Laboratory’nin kullandığı tekniklerin bu derece işe yarıyor olması başta teknoloji dünyası olmak üzere, sanat ve müzik alanlarına da büyük bir etki yapacak gibi gözüküyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Köpekler de bebekler gibi!

Köpekler de bebekler gibi!

Köpekler, iletişim sinyallerini, küçük çocukların yaptığı gibi değerlendiriyor.

Sonuçları Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmada, Macaristan Bilimler Akademisi bilim adamları Jozsef Topal ve Ernö Teglas, küçük çocuklar üzerinde araştırmalarda kullanılan bir yöntemi köpeklerde uyguladı.
 
Köpeklere gösterilen videolarda bir kadın köpeğe seslenerek, hayvanın gözünün içine baktı. Bundan sonra kadın bakışlarını önünde duran farklı objelerden birine çevirdi. Sesli komut ve göz temasının ardından köpeklerin de kadının baktığı objeye yöneldikleri görüldü.
 
İkinci bir videoda ise kadın kısık sesle köpeğe seslendi ve göz teması kurmadan objelerden birine baktı. Bu durumda ise köpeklerin aynı objeye yönelmediği tespit edildi.
 
Bilim adamları, köpeklerin, aynı 6 ay ile 2 yaş arası çocuklarda olduğu gibi ses ve göz temasının ardından iletilen mesajı daha iyi algıladığını bildirdi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Las Vegas’a ileri teknoloji çıkarması!

Las Vegas'a ileri teknoloji çıkarması!

Dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından Las Vegas Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) başladı. 2012 yılının en ince tablet bilgisayarları, en büyük televizyonları ve en akıllı otomobilleri Las Vegas’ta görücüye çıkıyor.

2012 yılının elektronik ve bilişim alanındaki en yeni modelleri 10-13 Ocak arası ABD’nin Las Vegas kentinde görücüye çıkacak. Kısaca CES adı verilen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (Consumer Electronics Show) bu yıl 2700 firma yaklaşık 20 bin yeni ürün tanıtacak. Son teknolojik yenilikler ise bu yıl daha çok özel kullanıcılara hitap ediyor. Fuarı, yaklaşık 140 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.
 
Microsoft İcra Kurulu Başkanı (CEO) Steve Ballmer’in Tüketici Elektroniği Fuarı’ndaki son sunumu merakla bekleniyor. Zira Microsoft, Noel’den kısa bir süre önce 2013 yılından itibaren CES’e katılmayacağını duyurmuştu. Ballmer’in sunumunda sonbaharda piyasaya çıkması beklenen Windows 8’in gelişimine dair bilgi vermesi bekleniyor. İngiliz çip uzmanı ARM firması ile birlikte geliştirilen yeni işletim sisteminin, sahip olduğu son model işlemci teknolojisi ile tablet bilgisayarlarda da kullanılması bekleniyor. Microsoft Windows’u daha önce tamamen Intel işlemcileri üzerine kurmuştu.
 
Yeni tablet modeller
 
Tablet bilgisayarlar tıpkı geçen yıl da olduğu gibi fuarın en gözde ürünlerini oluşturuyor. Aralarında Asus, Acer ve Lenova’nın da olduğu birçok firma, en yeni işletim sistemi Android 4.0 ile çalışan ve HD çözünürlüğünde dokunmatik ekranlara sahip, yeni modellerini tanıtıyor. Bilişim dergilerindeki haberlere göre en çok merak uyandıran ürün, Japon elektronik devi Toshiba’nın 7,7 mm eninde olduğu iddia edilen dünyanın en ince tablet bilgisayarı. iPad’ın kalınlığı 8,8 milimetre.
 
Yeni nesil tablet bilgisayarların yanı sıra fuarda akıllı telefonların en yeni modelleri, en yeni dizüstü bilgisayarlar, internet bağlantılı televizyonlar ve tabii son model dijital otomobil teknolojisi de görücüye çıkıyor.
 
Güney Koreli elektronik üreticisi LG, OLED teknolojisine sahip dünyanın en büyük televizyonunu tanıtacağını duyurdu. Kısaca OLED denilen ve “organik ışık yayan diyot” teknolojisine sahip bu yenilik, kontrast oranı yüksek olağanüstü bir görüntü kalitesi vaat ediyor. Bu teknoloji maliyet nedenleri ile şimdiye dek sadece daha küçük ekranlarda kullanılmıştı. LG’nin OLED televizyonunun ekran boyutu 140 santimetreyi ve fiyatı da yaklaşık 10 bin doları buluyor.
 
Dijital otomobil teknolojisi
 
Fuarın en önemli yeniliklerinden biri de dijital otomobil teknolojisi alanında kaydedilenler. Fuarın organizasyonunu üstlenen CEA firması, bu yıl otomotiv sektöründen rekor katılımın sağlandığını duyurdu. Fuarda en yeni dijital gelişmeler, üç ayrı sergi alanında üç ayrı kategoride tanıtılıyor. Bunlardan “Connet2Car” adlı bölümde, entegre iletişim sistemleri, “Go Electric Drive” bölümünde elektronik gelişmeler ve “Safe Drive Zone” bölümünde de araç asistanı ve kaza önleyici uygulamalar meraklısıyla buluşuyor.
 
Bu yıl ayrı bir salonda ilk kez piyasaya yeni adım atan internet firmalarına (internet-startups) ayrıldı. “Eureka Park TechZone” adlı bölümde 94 genç firma, geleceğin IT branşında yer edinmek umuduyla ürünlerini tanıtıyor.
 
ABD’nin Nevada eyaletindeki Tüketici Elektroniği Fuarı (CES), üç büyük bilişim ve elektronik fuarın ilk ayağını oluşturuyor. Bu önemli fuarı, mobil iletişimde dünyanın en büyük fuarı kabul edilen Barcelona’daki Mobile World Congress ve ardından da bilişim ve iş teknolojileri alanında dünyanın en büyük platformları arasında kabul edilen Almanya’nın Hannover kentindeki CeBIT Fuarı takip edecek.

Devamını okumak için tıklayınız »

16 yaşında ‘hoca’!

16 yaşında ‘hoca’!

Almanya’nın Biberach Üniversitesi’nde ders vermeye başlayan Carina Lämmle (16) ülke tarihinin en genç öğretim görevlisi oldu.

Aynı zamanda 11’inci sınıf lise öğrencisi olan Lämmle, Uygulamalı Bilimler fakültesinde “Kütle Spektrometresi” dersleri veriyor.

Lämmle’nin Farmasötik Biyoteknoloji öğrencilerine verdiği ilk dersinde katılım oldukça yoğundu. Lämmle,için her şey üniversiteye yaptığı okul gezisinde başladı. Kütle spektrometresinin kullanılmadığını gören Lämmle, dekanı uyarınca dikkat çekti.

Devamını okumak için tıklayınız »

Yeni buzul çağı 1500 yıl sonra!

Yeni buzul çağı 1500 yıl sonra!

Jeologlar ve çevre bilimi uzmanları, Dünya’nın yeni buzul çağına 1500 yıl sonra gireceğini tahmin ediyor.

Nature Geoscience dergisine göre, sanayi ürünlerinden atmosfere salınan karbondioksit, kuramsal olarak bugün birdenbire kesilse bile, sera etkisiyle iklim bozulmasına neden olan karbondioksit gelecek onlarca yıl atmosfer katmanlarında asılı kalacak.
 
Birleşmiş Milletler’in Meteoroloji Dairesinin desteklediği araştırmada, en az beş buzul çağı geçirdiği bilinen Dünya, en son 2,5 milyon yıl önce başlayan buzul çağını 10 bin yıl önce bitirdi.
 
İklim araştırmacıları, mevcut durumda atmosferdeki karbondioksit miktarı aynı kalsa bile kutuplarda erimenin süreceğini bildiriyor.
 
Cambridge ile Londra üniversiteleri, Florida Üniversitesi ve Norveç’in Bergen Üniversitesi iklim uzmanlarına göre, tüm hava olayların cereyan ettiği troposferde ve genel olarak atmosferdeki karbondioksit milyonda 240 oranında kalırsa yerküre 1500 yıl sonra “Altıncı Buzul Çağı”na girmiş olacak.
 
Karbondioksit oranının milyonda 240′ın altına düşürülmesi isteniyor, ama petrol gibi fosil yakıtlarının tüketilmesiyle bu hedef şimdilik hemen hemen imkansız görünüyor.
 
Dünyanın geçirdiği buzul çağlarının nasıl oluştuğu, tam olarak bilinmiyor.
 
Atmosferde metan-karbondioksit yoğunlaşmasının, Dünya’nın Güneş etrafında dolaşımını dahi etkileyebildiği tahmin ediliyor. Yer kabuğu levhaları, fay hatlarının da buzul çağını başlatabilen etmenler olduğu sanılıyor.
 
Artan dünya nüfusuyla iklimin giderek bozulması; sıcaklık artışları ve okyanuslarla denizlerin seviyelerinin gelecekte artışına kesin işaret ediyor.
 
Dünya ikliminin “kurtarılabilmesi” için, devlet başkanları ve başbakanlar dahil BM düzeyinde 190 ülke temsilcisinin katılımıyla 7-18 Aralık 2009′da Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılan zirve “tam fiyaskoyla” bitmişti.
 
Karbondioksit salımını düzenleyen 1997-Kyoto Protokolü’nden Kanada devleti bile yakın zamanda çekildi ve kötümser bekleyiş hızlandı.

Devamını okumak için tıklayınız »

Uygulama geliştirme okulu açıldı!

Uygulama geliştirme okulu açıldı!

Türkiye, milyarlarca dolarlık uygulama pazarına Microsoft Türkiye ile giriyor.

Microsoft Türkiye’nin öncülüğünde, Garanti Bankası’nın desteği ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın katkılarıyla Türkiye’nin ilk herkese açık, ücretsiz uygulama geliştirme okulu Açık Akademi açıldı. Girişimci ekonomisi oluşturulmasına öncülük edecek bu kurumsal sosyal sorumluluk projesi, Türkiye’ye milyarlarca dolarlık uygulama pazarının kapılarını aralıyor.

Bilişimde ilerlemenin ilk koşulunun özgün yazılımlar ve üretken yazılımcılar olduğuna inanan Microsoft Türkiye uzun zamandır üzerinde titizlikle çalıştığı Açık Akademi projesini, Garanti Bankası’nın desteği ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın katkılarıyla hayata geçirdi. Türkiye’nin ilk ve tek herkese açık, ücretsiz uygulama geliştirme yazılım okulu olan Açık Akademi ülkemizin genç ve dinamik bilişim kullanıcılarını uygulama geliştirici olmaya yönlendiriyor. Üç farklı eğitim seviyesinin bulunduğu Açık Akademi’den, hem uygulama ve/veya yazılım geliştirmeye başlamak isteyenler, hem de profesyonel anlamda uygulama geliştiren profesyoneller faydalanabiliyor. Yazılım dünyasının ihtiyaç duyduğu pek çok farklı kademeden işgücünün oluşturulmasına katkı sağlayacak olan Açık Akademi katılımcılarına kendilerini geliştirebilecekleri bir fırsat penceresi sunuyor.

Açık Akademi projesinin tanıtımı amacıyla İstanbul’da düzenlenen toplantıda konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Türkiye son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde büyük gelişme gösterdi. Bugüne kadar kat ettiğimiz gelişmeler sevindirici ancak daha çok yolumuz var bunu biliyoruz. 2023 yılında bu pazarın büyüklüğünü 160 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Bu sıçramanın yapılması için ise Türkiye’de yazılım ve bilişim hizmetlerinin hızla ve sağlıklı bir şekilde büyümesi lazım. İşte bunun sağlanması için, sadece Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olarak değil hükümet olarak tüm yerli ve yabancı girişimcilerimizin destekçisiyiz” dedi.

Hedef, sosyal medyayı en çok tüketen ülkeyi en çok üreten ülkeye dönüştürmek

Microsoft Türkiye’nin eğitim ve girişimcilik alanında birçok sosyal sorumluluk projesi yürüttüğüne dikkat çeken Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, “Ülkemizin gelişme kaydedebilmesi ve bilgi toplumuna dönüşebilmesi için tüm çabamızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uygulama geliştirme konusunda eğitim veya kurs olanağı bulamayanları geleceğin mesleğine hazırlayacağımız bu yenilikçi kurumsal sosyal sorumluluk projemiz ile Türkiye’nin girişimci ekonomisine katkı sağlayacağız. Amacımız gençlere uygulama pazarında kendilerine yer edinmeleri için yeterlilik kazandırmak. Yeterliliği yetkinliğe dönüştürmek için onların kendi çabası gerekiyor. Hedefimiz, sosyal medyayı en fazla tüketen toplum olan Türkiye’yi, sosyal medyada en çok üreten topluma dönüştürmek. Türkiye’de en fazla potansiyel girişimcinin bir arada bulunacağı bu eğitim portalı ile ülkemizin 2023 hedeflerine biraz daha yaklaşacağına inanıyorum. Bu projemizde bizi yalnız bırakmayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na ve desteği için Garanti Bankası’na teşekkür ederim” dedi.

Microsoft Türkiye’yi bu projesinde destekliyor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise “Bilişim teknolojisine adaptasyonu en hızlı şekilde yaşayan ülkemizde dinamik bilişim kullanıcılarını yazılımcı olmaya yönlendirmenin, bu alanda istihdamı ve girişimci sayısını artırmanın önemi, gün geçtikçe artıyor. Teknoloji ve inovasyona yaklaşık 15 yıldır sistematik ve öncü yatırımlar yapan bir banka olarak, bu alanda yetişmiş işgücünün değerini çok iyi biliyoruz. Bu üretken yazılımcılar sayesinde, ‘zamanın ötesinde’ yazılımlar üretilip bilişim gücü olma yönünde yapılanma gerçekleşebiliyor, bilişim gücüne dayalı bir girişim ekonomisi yaratılabiliyor. Bu kritik konunun uzun zamandır takipçisi olan Microsoft Türkiye, ülkemizde yetkin genç yazılımcılar yetiştirmek için harekete geçti ve ortaya çok değerli bir proje çıktı. Biz de, Garanti Bankası olarak, bu anlamlı projede yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

Türkiye, cep telefonu ve internet kullanım rakamlarına göre dünyanın 6’ıncı büyük dijital toplumu. Sosyal medyayı en hızlı benimseyen ülkeler arasında da ilk sıralarda yer alıyor. Buna rağmen, Türkiye’nin Dünya Bilişim Pazarı’ndaki payı binde 8 ile sınırlı. Uygulama pazarı rakamları içerisinde ise Türkiye’nin yeri çok gerilerde. Açık Akademi ülkemizin ihtiyaç duyduğu uygulama geliştirici sayısını artırmak ve uygulama pazarını geliştirerek gençlerimizin istihdamına destek olmak için yaratıldı. Eğitim, bilişim, istihdam ve ekonomi boyutu ile farklı bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi olan Açık Akademi’nin ana hedefi mezun olanlar arasından Bill Gates’ler yaratabilmek. Bilişim alanında gerçekleştirilen en büyük projelerden biri olan Açık Akademi Türkiye’nin ilk online, ücretsiz ve Türkçe uygulama geliştirme okulu.

Açık Akademi’de eğitim alanlar Microsoft’un milyonlara hitap eden platformlarına yönelik uygulama ve yazılım geliştirebilecek. Seviyeleri başarıyla tamamlayan öğrenciler ise katılım belgesi almaya hak kazanacak. Açık Akademi’den mezun olan kullanıcılar geliştirdikleri uygulamaları Windows Phone, Windows 8 ve Windows Azure uygulamalarının yer aldığı Marketplace platformları üzerinden satabilme imkânı bulacak.

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 219 sayfa, 10. sayfa gösteriliyor.« İlk...89101112...203040...Son »