Sağlık

Bitkisel şeker hastalığı tedavisi

Bitkisel şeker hastalığı tedavisi

Şeker hastalığı toplumun ortak sorunlarından biri haline gelmiştir. Kadın erkek, yaşlı genç ayırt etmeksizin herkesin başına gelebilecek bir hastalıktır. Hastalığın nedeni dengesiz beslenmedir. Bir çeşit beslenme hastalığı olan şeker hastalığında karbonhidrat, protein ve yağ dengesi kurulmalıdır.

Beslenmenin dengeli ve düzenli olması ile bu hastalığı yenebilirsiniz. Yoğurt, yağsız süt-et, yumurta, patates, balık ve bakliyat tüketimine önem vermelisiniz. Sebze olarak; salatalık, domates, lahana, tere, soğan, patlıcan, turp, marul ve yerelması tercih edilmelidir. Meyvelerden ise; greyfurt, koruk, limon, ekşi elma, yeşil erik gibi ekşi ağırlıklı meyvelere yönelmelisiniz.

Şeker hastalığını önlemek için hayatınızdan eksik etmemeniz gereken bitkisel karışımlarda bulunmaktadır. Şeker hastalığını doğal yöntemlerle önlemek için işte sizlere bazı formüller;

 

Şeker Hastalığı Bitkisel Tedavi Yöntemleri

 

Ardıç Tohumu : 30 gr. ardıç, 1 litre suya atılır, 10 dakika kaynatılıp, 15 dakika demlenir ve süzülür. Yemeklerden sonra 3-4 çay bardağı içilir.

Karadut Yaprağı : 1 çay bardağı sıcak suya, 1 tatlı kaşığı hulasası konur. Yemeklerden önce içilir.

Zeytin Yaprağı : 30 gr. yaprak ince kıyılıp, 1 litre suya atılır, 2 dakika kaynatılıp, 15 dakika demlenir ve süzülür. Yemeklerden önce 1 çay bardağı içilir.

Tunus Baklası ( çemen ) : İki bardak suya 1 kaşık çemen konur ve orta ateşte pişirilerek sabah kahvaltısından önce içilir.

Yulaf : Yemeklerden önce veya iki yemek arası, günde 3-4 bardak salep şeklinde, 1 bardak suya 1 kaşık yulaf unu katarak, orta ateşte pişirip içmelidir.

Ceviz Yaprağı : 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Mersin Yaprağı : 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Okaliptus : 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Devamını okumak için tıklayınız »

Şeker eksikliği koması nedir? tedavisi nasıldır?

Şeker eksikliği koması nedir? tedavisi nasıldır?

Şeker eksikliği komasına tıp dilinde Hipoglisemi adı verilmektedir. Hipoglisemi (şeker eksikliği tedavisi) huzursuzluk, çırpınma, titreme, terleme, aşırı derecede açlık, ve duygusallık ile kendini gösterir.

Şeker Eksikliği Koması Nedeni?

Bir çeşit koma hastalığı olan Hipoglisemi’nin nedeni vücuda fazla miktarda insülin vermek yada karbonhidrat ağırlıklı besinlerden bolca tüketmektir.

Şeker Eksikliği Koması Tedavisi

Bu hastalığa yakalanmamak için, hastaların haftada en az 2 defa ılık ılık banyo yapmaları gerekmektedir. Banyo sonrasında ise ılık bir havlu ile vücudu ovalayarak kurulanması gerekir. Kabızlık bu hastalığın baş düşmanıdır. Kabız olmamaya dikkat edilmelidir. Diş ve ağız sağlığına çok dikkat edilmeli, bedene masaj yapılmalı ve ara sıra yürüyüşe çıkılmalıdır.

Devamını okumak için tıklayınız »

Diyabetten korunmanın yolları

Diyabetten korunmanın yolları

Medical Park Acarkent İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, toplumumuzda diyabet ile savaşan birçok kişinin olduğunu söylüyor. Mocan, diyabet hastalığının giderek yaygınlaşmaması için bazı önerilerde bulundu.

 

Yaklaşık 10 milyon kişinin diyabet ile mücadele etmesi bu hastalıktan korkmamıza neden oluyor. Çünkü şeker hastalığı günümüzün en tehlikeli hastalıklarından biri. Birçok insan bu hastalıktan dolayı yaşamını yitirebiliyor. Prof. Dr. Mocan’da bu hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu dile getirerek herşeyin kişide bittiğini söylüyor.

Özellikle ailesinde diyabet hastası olanlar, aşırı kiloya sahip olanlar ve hareketsiz bir yaşam sürenler bu hastalığa yakalanma riski en yüksek olanlardır. Bunun yanı sıra gebelik döneminde kan şekeri yükselen kadınlar ve yüksek tansiyon hastalarıda diyabet olmaya yatkın kişilerdir. Prof. Dr. Mocan, “sık sık idrara çıkmak, çok susamak, çok acımak, kilo kaybı yaşamak ve yorgunluk hissi diyabet belirtileridir” diyor.

Diyabetten korunmanın yolları

 

Prof.Dr. Ziya Mocan şeker hastalığından korunmak için şöyle önerilerde bulunuyor;

1. Karbonhidrat tüketimini minumuma indirin
2.Posalı gıdaları tercih edin
3. Aşırı kilolarınızdan kurtulun
4. Egzersiz ve spor yapın
5. Katı yağları tüketmeyin
6. Yeterli ve düzenli uyuyun
7. 6 ay bebeklerinizi emzirin
8. Dengeli ve sağlıklı beslenin
9. Sigara içmeyin
10. Kırmızı et yerine balık tüketin

Devamını okumak için tıklayınız »

Çiğ kuruyemiş diyabete iyi geliyor

Çiğ kuruyemiş diyabete iyi geliyor

Tip 2 diyabet(şeker) hastaları için düzenli bir beslenme planı öneren Nutrigenetik Uzmanı Dr. Nurhayat Gül, beslenme programının karbonhidrattan yoksun olması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca Dr. Gül, düzenli beslenme programında karbohidrat yerine çiğ kuruyemişin tüketilmesi kan şekeri kontrolü açısından daha faydalıdır diye de konuştu.

 

Haftada tüketilen beş porsiyon kuru yemişin, diyabet hastalığı riskini %27 azaltmaktadır. Dr. Gül, insüline bağlı olmayan şeker hastaları için kuruyemiş favori yiyecekleriniz arasında yer almalıdır önerisinde bulundu. Tıp 2 diyabetin son otuz yılda oldukça artış gösterdiğini ve bu sorunla beraber başka hastalıklarında çoğaldığını dile getiren Dr. Gül, kuruyemişin önemine değindi.

“Karbonhidrat ağırlıklı beslenmek yerine kuruyemiş tüketmek kan şekeri kontrolü daha iyi sağlamaktadır. Kuruyemiş tüketen Tıp 2 diyabet hastalarında kalp hastalığı riski de azalmaktadır. Kuruyemişler diyabeti geri çevirmeye yönelik bir beslenmede yeşil yapraklı sebzeler, bakliyatlar, düşük şekerli meyvelerle beraber önemli bir parçadır.”

Devamını okumak için tıklayınız »

Bakanlıktan ruh sağlığı hizmetleri

Bakanlıktan ruh sağlığı hizmetleri

Sağlık Bakanlığı bu yıl ruh sağlığı hizmetlerine ağırlık vereceğini duyurdu. Bakan Recep Akdağ’ dan, 2012 yılında toplum temelli ruh sağlığı merkezleri kurulacak sözü geldi. Yaklaşık olarak 300 bin kişi bu hizmetlerden yararlanabilecek.

2012 yılında kurulacak olan toplum temelli ruh sağlığı merkezlerinin yanı sıra etkin bir aile hekimliğinin de olacağı yönde bakanlıktan bilgiler verildi. Sağlık Bakanı, “Aile hekimliği etkinliğini artırmak için özellikle hamileler ve çocuklar başta olmak üzere toplum sağlığı için ebelerle hizmet veriyoruz. Ebelerin kırsalda çocuk ve hamilelere ulaşmaları için sistemi geliştiriyoruz” dedi.

Obeziteyle de Savaş Var

Bakan Akdağ, 2012 yılında obeziteylede savaşacakları haberini verdi. Giderek artan obezite için özel eylem programları ve medya kampanyaları bulunduğunu, halkın farkındalığının arttırılarak çocuk obezitelerinin önüne geçilebileceğini müjdeledi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Antidepresanlar zararlı mı?

Antidepresanlar zararlı mı?

Günümüzde depresyon hastalığına sık rastlanır oldu. Giderek yaygınlaşan depresyon hastalığının sık görülme sebepleri arasında antidepresan ilaçlarının kullanımı gösteriliyor. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Plasebo Çalışmaları ve Terapötik Karşılaşım Programı Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Irving Kirsch’in ileri sürdüğü bu sebep, büyük bir tartışma yarattı.

Antidepresan ilaçlarının yoğun kullanımının ciddi derecede zararlı olduğunu dile getiren Kirsch, yaptığı araştırmalarda antidepresanların %88 oranında depresyon tedavisinde etkili olmadığını söyledi. Antidepresan ilaçları yerine placebonun (fiziksel, kimyasal ya da farmakolojik bir etkisi olmayan, ancak verildiği ya da uygulandığı kişiye böyle bir etkisi olduğu söylenen madde ya da işlem) tercih edilmesi daha etkili bir yöntem. Kirsch, “Buna karşın antidepresanlar 24 yaşın altındaki gençlerde ve çocuklarda intihar riskini yüzde 62, yetişkinlerde inme riskini yüzde 50-60, hamileliğin ilk üç ayındaki kullanımda ise kadınların otistik bebek sahip olması riskini yüzde 280 oranında arttırıyor. Ayrıca ölümlere neden olan her şeye de ciddi oranda katkısı var” dedi.

Antidepresanlar depresyon nedenidir

Antdepresanların yıllar boyunca depresyonu tedavi ettiği savunuldu. Antidepresan ilaçlarının depresyon tedavisine hiçbir etkisi yoktur diyen Kirsch, şunlarıda söyledi: “Risk var getiri yok. Plasebo ve antidepresan kullanımını karşılaştırdığınızda klinik olarak ciddi bir farktan bahsetmek mümkün değil. Antidepresanlar çözüm sunmakta çok sıkıntılı olduğu gibi çok ciddi riskler de taşıyorlar. Antidepresan kullanımı depresyonun sonraki yıllarda tekrarlama riskinin yüzde 113-280 arttırıyor. 4-8 hafta gibi kısa kullanımlarda bile depresyonun tekrarlaması riskini arttırıyor. Günümüzde depresyon görülme sıklığının en temel sebebi antidepresan kullanımı. Çünkü ilaç kullandığınızda depresyon sürekli tekrarlıyor.”

Depresyon tedavisinden antidepresan son çare

Depresyon hatalığını önlemek için bol bol egzersiz yapılmasını, terapiye gidilmesini, akupunktur ya da meditasyonun tercih edilmesini öneren Kirsch, bu yöntemlerden hiçbir sonuç alınamadığı zaman antidepresan kullanılmasını öneriyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Takıntı hastalığı ve tedavisi

Takıntı hastalığı ve tedavisi

Mantıksız, istek dışı, insanı tedirgin eden ve sürekli tekrarlanan düşüncelerin sebebi takıntı hastalığı. Saplantı haline gelen düşünceler kişinin hayatını ciddi derecede etkilemektedir. Takıntı (obsesyon) hastaları, düşüncelerinin mantıksız olduğunu bilir ama davranışlarına engel olamazlar. İstem dışı hareketler sürekli kendini tekrar eder. Takıntılı düşüncelerden kurtulmaya özen gösterilse kısa ciddi bir tedavi uygulanmadığı sürece başarılı olunamaz.

Takıntı Hastalığı Neden Olur?

Bu hastalığa sebep olarak bir çok faktör gösterilebilir, ama kesin olarak nedeni anlaşılamaz. Çevresel, biyolojik ve psikolojik faktörler takıntı (obsesyon) hastalığında büyük role sahiptirler.

Aşırı kuralları olan ve titiz davranın bir ailede yetişen çocukların bu hastalığa yakalanması kaçınılmaz durumlardan biridir. Çok yakın bir geçmişte yaşanılan üzücü olaylarda kişinin davranış biçimlerini etkiler. İflas etme, eşinden boşanma, sevgiliden ayrıma veya çok sevdiğinizin birinin ölümü takıntı hastalığının nedenleri arasındadır.

Takıntı hastalarında tepki olarak; ardarda kelimeler tekrarlama, sayıları sayma, dua etme, el yıkama gibi tekrarlanan davranışlar gözlenir. Vücudun işlevlerinden tiksinme, simetri gereksinimi, birine zarar verme korkusu, kuşku, temizlik yapma, cinsel içerikli düşünceler takıntı türleri arasında sayılabilir.

Takıntı Hastalığı Tedavisi

Takıntı inatçı bir hastalıktır. Zor ve uzun bir vadede tedavisi mümkündür. Tedavi zamanında yenilemeler yada gerilemeler meydana gelebilir. Tedavi, önce var olan hastalığı yok etmek daha sonra da hatalığın tekrarlanmasını önlemeye yöneliktir. Takıntı hastalığı tedavisi için bilişsel davranışçı terapi uygulamaları, seçici serotonin geri alım inhibitörleri ve TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi yüksek dozda ve birkaç ilaçla da kombine edilerek yapılır. İşlevi bozulan ve sorun yaratan beyin hücrelerini uyarmak için manyetik uyarılar, kafa derisi ve kemik yapısı mıknatıs etkisi ile yapılır.

Devamını okumak için tıklayınız »

Depresyon tedavisinde egzersiz yöntemi

Depresyon tedavisinde egzersiz yöntemi

Antidepresan tedavisine yanıt vermeyen hastalara egzersiz yapılmasını öneren bilimadamları fiziksel aktivitelerin depresyonu yenmede büyük rol oynadığını dile getirdiler. Bilimadamlarının yapmış olduğu araştırmalar ve gözlemler sonucunda egzersiz yapan depresyon hastalarının %20sinde iyileşme belirtileri; %30′unda ise tamamen iyileşme gözlendi.

Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezinde çalışan bilimadamları
18-70 yaş arası depresyon hastalarını gözetime alarak, 12 hafta boyunca farklı seviyelerde egzersiz yaptırdılar. Psikiyatrist gözetiminde tutulan erkek hastalarda orta yoğunlukta ki egersizler sonuç verirken; kadınlarda ise ailesinde akıl hastası olmayanlar da olumlu sonuca ulaşıldı.

Günümüzün en yaygın hastalığı olan depresyon tedavisinde yeni bir yönteme ışık tutan bilimadamları, bu tedavi yöntemi ile depresyonun önlenebileceğini savunuyorlar.

Devamını okumak için tıklayınız »

Pick hastalığı ve tedavisi

Pick hastalığı ve tedavisi

Beynin ön bölgesinin hasarlanması sonucu ortaya çıkan Pick hastalığı, Alzheimer’dan sonra ikinci sıklıkta görülen bir hastalıktır. Son zamanlarda sıkça görülen Pick hastalığının ağır sinir sistemi kaybı sonucunda kesilen beynin, lastiksi ve sert bir kıvamda olması bu bölgenin küçülmesine ve büzüşmesine neden olur. Mikroskopik inceleme sonrasında beyin atrofiye uğrar. Beyin dokusunun atrofiye uğraması sonrasında Pick cisimciklerinin tespit edilmesinden dolayı hastalık bu adı almıştır.

Beynin ön bölgesinin birçok işlevi bulunmaktadır. Özellikle ‘ben’ kavramından bu bölge sorumludur. Bu bölgenin zarar görmesi kişinin kendisini bilmemesine ve olaylara karşı kayıtsız kalmasına neden olur. Bellek kaybı, davranış bozuklukları ve Alzheimer tipi sorunlar kendini gösterir.

Pick Hastalığı Tanısı

Nörolojik muayene bulguları: İlkel refleksler, ekolali, inkontinans, ellerde titreme, rijidite, gövdede tutukluk, konuşmada tutukluk saptanabilir.
Nöropsikolojik testler: Çeşitli derecelerde konuşma -anlama bozuklukları; amnezi, afazi, algısal- mekansal bozukluk olmadan frontal lob testlerinde anlamlı bozukluk saptanır.
Elektoensefalografi: Genellikle normal saptanır.
Beyin görüntülemesi: Ağırlıklı olarak frontal lob ve ön temporal lopta belirgin atrofi (simetrik& asimetrik küçülme) saptanır.

Pick Hastalığı Tadavisi

 

Hastalığın nedenine göre tedavi uygulanmaktadır. Nedene bağlı olarak tedavide; hasta ve hasta yakınları için psikoterapi ve eğitim gibi destekler uygulanır. Yerine göre tedavi uygulanmaktadır.

Devamını okumak için tıklayınız »

Alzheimer hastalığı neden olur?

Alzheimer hastalığı neden olur?

Unutkanlık ile başlayan Alzheimer hastalığı zamanla dil ve görsel fonksiyonlarında kaybolmasına neden olur. Alzheimer ciddiye alınması gereken bir hastalıktır diyen Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A Hastanesi (BRSHH) Nöroloji Uzman Dr. Barış Topçular, bu hastalığın önemli bir risk taşıdığını dile getirdi. Hastalığın nedenleri hakkında bizleri bilgilendiren Topçular, bu hastalığın erken başlamasında en büyük neden olarak genetik faktörleri görüyor.

Alzheimer Nedenleri

 

Dr. Barış Topçular, Alzheimer’ın 65 yaş üstü kişilerin risk altında olduğunu ama bazende erken yaştaki kişileri hedef aldığını söyledi. Alzheimer ile ilgili olarak Dr. Barış Topçular’ın verdiği diğer bilgiler şöyle;

“Alzheimer hastalığı nadir olarak erken yaşlarda da kendini gösteriyor. Yaşla birlikte artış gösteren bir hastalık olan Alzheimer, 65-74 yaş arası kişilerde görülme sıklığı %5 iken; 85 yaş üzeri kişilerde %40′a çıkıyor. Alzheimer hastalığı kişinin normal yaşlanma sürecini ciddi derecede etkiliyor.

Alzheimer için en büyük etkenlerden biride genetik faktörler. Yaşla birlikte artış gösterse de geçmişinde Alzheimer hastalığı olan kişiler büyük risk altında. Özellikle erken başlayan Alzheimer hastalığının en büyük nedeni bu!

Alzheimer hastalığı kendini belli etmeden sessizce ilerleyen bir hastalıktır. Unutkanlık belirtileri çoğu kişide yaşlılığa bağlı zannedilir. Bu da Alzheimer hastalarının tanı ve tedavisinin gecikmesine neden olur. Unutkanlık ilerledikçe günlük aktivitelerde aksamalar, sürekli diş fırçalamalar, elbiselerin ilikleri ile oynamalar, yol bulmada güçlük çekmeler, okuma-yazma-anlama da zorlanmalar ve konuşmada bozukluklar görülür. Daha da ilerleyen Alzheimer hastalığı kişinin özbakımlarını yapamamasına ve başkalarına muhtaç olmasına neden olur.

Alzheimer hastalığı tedavisi

 

Hastalığın tam bir tedavisi yoktur. Alzheimer hastaları için 2 çeşit ilaç kullanılmaktadır. Bu ilaçlar hastalığı tam geçirmesede hızlı ilerlenmesini önler. Tedavide kullanılan ilaçlar; Asetinkolin Esteraz inhibitörleri(AchEI) ve NMDA antagonistleridir. Bu ilaçlar ilk alındığı zaman hastada bulantı ve kusma gibi yan etkiler yapar. Hastalık ilerledikçe hayal görmeler, uykusuzluk problemi yaşamalar ve sinirlilik gibi şikayetler ortaya çıkmakta, bu şikayetler içinde semptomatik tedaviler verilmektedir.”

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 644 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »