Sağlık

Menopozda diş sağlığı

Menopozda diş sağlığı

Menopoz dönemi, kadınların değişim yaşadığı dönemlerden biridir. Hem psikolojik hemde biyolojik değişimler bu dönemde ortaya çıkmaktadır. Bu değişimlerin sonucunda menopoz giren çoğu kadının diş sağlığı da çok tehlike altında demektir . Menopoz döneminde her kadının mutlaka dişlerinin sağlığına dikkat etmesi gerekir.

 

Menopoz döneminizde ağız ve diş sağlığınızın sürekli iyi olmasını istiyorsanız düzenli bakım şart. Diş Hekimi Protez Uzmanı Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, menopoza giren kadınlar için diş sağlığının önemi hakkında bilgiler verdi.

“Kadınların diş sağlığı menopoz dönemlerinde farklılık gösterir. Bu dönemde meydana gelen psikolojik sorunlar diş bakımın ihmal edilmesine neden olur. Bu ihmal zamanla ağız sağlığında büyük sorunlara yol açar.

Menopoz döneminde kadınlarda ağızda yanma hissi, tükürük akışında azalmaya bağlı olarak kuruluk, tat değişiklikleri, hem sıcak hemde soğuk yiyeceklere olan hassasiyet, diş ve çene kemiğinde erime gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle menopoza giren her kadın mutlaka uzman bir diş doktoruna giderek düzenli diş bakımı yaptırmalıdır.

Ayrıca menopoz döneminde günde en az iki kere dişler fırçalanmalı, bolca süt ve süt ürünleri tüketilmeli ve şekerli olan gıdalardan uzak durulmalıdır.”

Devamını okumak için tıklayınız »

Kök hücre ile diş tedavisi

Kök hücre ile diş tedavisi

Kök hücrenin tedavi alanları gitgide genişliyor. Ağızdaki kemik kaybı, kök hücre yöntemi ile tedavi edilebiliyor. Diş tedavisinde hastaların yüzünü güldüren bu yöntem ile başarılı sonuçlara ulaşılmaktadır. Kemik kaybı için kullanılan kök hücre uygulaması hakkında Dr. Ali Arif Özzeybek’in verdiği bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

 

“İmplant tedavisinin, ağızda kemik kaybının çok olduğu hastalara uygulanması zordur. İmplant tedavisi için aşırı bir özen gösterilmelidir. İmplant yatağının hazırlanma aşaması son derece önemlidir. Bu yöntem yerine artık kök hücre tedavisi uygulanacak. Kök hücre tedavisinde hastanın kalça bölgesinden kemik alınacak ve kemik tozu ile birleştirilerek çene bölgesinde kemik kaybının çok olduğu bölgeye uygulanacak. Kalçadan alınan kemik iliği çok kalitelidir. Kök hücre uygulaması ile zahmetsiz ve ikinci bir cerrahi işleme gerek kalmadan hasta yeni çene kemiği yapısına sahip oluyor.

Üstelik kök hücre yöntemi ile yeni kemik daha kısa bir sürede oluşuyor. Daha önceki yöntemle yeni kemiğin oluşumu 6-9 ayı bulurken, kök hücre ile bu süre 3-4 aya düştü. Bu yöntem şimdilik  Türkiye’de uygulanmıyor ama yakın bir zamanda Türkiye’dede uygulanmaya başlayacak.”

Devamını okumak için tıklayınız »

İri göğüslere bakmak ömrü uzatıyor!

İri göğüslere bakmak ömrü uzatıyor!

Spor yapmayı sevmeyen erkeklere Alman bilim adamlarından müjde!

İri göğüslere bakmak günde 30 dakika spor yapmaya bedel.

Almanya’daki üç hastane tarafından ortak yürütülen çalışmada iri göğüslere bakmanın özellikle 40 yaş üzeri erkeklerin ömrünü 4-5 yıl uzattığı ortaya çıktı.

200 kişi üzerinde yapılan araştırmada erkekler iki gruba ayrıldı.

Bir grup günde 10 dakika iri göğüslere baktı, bir grup ise iri göğüslerden mahrum kaldı.

5 yıl süren araştırma sonunda göğüslere bakan erkeklerin kan basınçlarının ve kalp ritimlerinin daha düzenli olduğu ortaya çıktı.

New England Journal of Medicine adlı sağlık gazetesinde yayınlanan çalışmada iri göğüslere bakmanın metabolizmayı hızlandırdığı ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azalttığı da belirlendi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Bilim buldu ‘Bir tat daha alıyoruz’!

Bilim buldu 'Bir tat daha alıyoruz'!

ABD’li bilim insanları dilin yağın tadını alabildiğini tespit etti. Böylece tatlı, ekşi, acı, tuzlu ve Japonların bulduğu umamiden sonra altıncı tat olarak yağ molekülü resmiyet kazandı.

Bilim adamları, insanların dilleri ile tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umamiden sonra altıncı olarak yağ moleküllerinin de tadını alabildiklerini belirledi. Tat alma duyusu dil üzerine yapılan araştırmalar sonrası geçen yıl dört ana tadın ardından umami (biraz ekşi biraz tatlı) beşinci tat olarak belirlenmişti. ABD’de Washington Üniversitesi bilim insanlarının yaptığı son araştırmada ise dilin altıncı tat olarak yağ moleküllerini alabildiği belirlendi.
 
Sabah’ın haberine gör araştırmanın sonuçları, genler arasındaki varyasyonlar sonrası ortaya çıkan ve CD36 olarak adlandırılan reseptör, yiyeceklerdeki yağı tespit etmede ana etken. İnsanların CD36 oranına göre yiyeceklerdeki yağı az veya çok olarak algılayabiliyorlar. Araştırma ekibinden Profesör Nada Abumrad, araştırma sonuçlarının obezite ile mücadelede yeni fırsatlar doğuracağını söyledi. Geçen yıl Japonlar soya sosu, mantar ve domateste bulunan tatlı ekşi karışımı umami isimli bir tat duyusunu tespit etmişti. Türkiye’de umami tadı hamsi salatayla birlikte yenildiğinde hissediliyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Kulaklıkla müzik öldürüyor!

Kulaklıkla müzik öldürüyor!

ABD’de kulaklıkla yüksek sesli müzik dinleyen yayaların uğradığı kazalar 6 yılda 3 kat arttı.

Amerikalı bilimadamlarının yaptığı araştırma, kazaya uğrayanların çoğunun genç olduğunu gösterdi. Kaza geçirenlerin ortalama 21 yaşında olduğunu belirten araştırmacılar kazaların çoğunun şehirde meydana geldiğini vurguladı.

iPod ya da MP3 çalar gibi cihazlarla yüksek sesli müzik dinleyen yayaların yüzde 55′ine tren çarptığı, kaza geçirenlerden yüzde 68′inin erkek, yüzde 67′sinin 30 yaşın altında olduğu belirtildi.

Ocak 2004- Haziran 2011′i kapsayan dönemde, 116 kazanın meydana geldiği, bunlardan 16′sının Mayıs 2004′de olduğunun belirtildiği araştırmada, Kasım 2010′da kaza sayısının 47′ye çıktığı belirlendi.

116 kazanın 81′inin ölümlü kaza olduğu, görgü tanıklarının bunların dörtte üçünde ölen yayanın kaza sırasında kulaklıkla müzik dinlediğini bildirdiği ortaya çıktı.

Dr. Richard Lichenstein ve ekibinin yaptığı araştırmada, müzik dinlemenin beynin dış uyarıcılara karşı tetikte olma durumunu etkileyerek kişinin görsel dikkatinin azalmasına, hatta dışarıda olup biteni görememesine neden olabileceği vurgulandı.

Araştırma sonuçları “Injury Prevention” dergisinde yayımlandı.

Devamını okumak için tıklayınız »

Dişlere de kök hücre çözümü!

Dişlere de kök hücre çözümü!

Kan hastalıkları ve estetik cerrahi başta olmak üzere tıbbın bir çok alanında başarılı sonuçlar veren kök hücre uygulamaları, diş tedavisinde de yüz güldürüyor.

Ağızdaki kemik kaybında, kalçadan alınan kemik iliğiyle uygulanan kök hücre tedavisinde yüzde 85 canlı kemik oluşturulduğu bildirildi.

Meffert İmplant Enstitüsü Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, bir süre önce Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ile ortaklaşa düzenlenen cerrahi eğitim programında, implant tedavisinde kök hücre uygulamaları konusunda uzmanlar tarafından bilgiler aktarıldığını bildirdi. 
 
Güney California Akademisi’nden Prof. Dr. Denis Smiler tarafından ağızdaki kemik kayıplarında kök hücre tedavisiyle yeni canlı kemik oluşturulması konusunda eğitim verildiğini de ifade eden Özzeybek, şu bilgileri aktardı:

“Ağzında aşırı kemik kaybı bulunan hastalarda implant tedavisi son derece zordur. Bu tedavide, uygulama yapılacak implant yatağının hazırlanması çok büyük önem taşır. Hastanın çene bölgesinden cerrahi işlemle kemik alınarak yapılan yöntem, artık yerini kök hücre uygulamasına bıraktı. Son zamanlarda artık kemik kaybı çok olan kişilerde kök hücre tedavisi uygulanıyor. Hastanın kendi kalçasından alınan kemik iliği, kemik tozuyla birleştirilip çenede kemiğin yetersiz olduğu bölgeye konuluyor. Bu yöntemle hem çok kaliteli kemik elde ediliyor hem de ikinci bir cerrahi alan açılmadan daha az zahmetli bir işlemle hasta yeni bir kemik yapısına kavuşuyor.”
 
Kemik tozlarının kullanıldığı yaygın yöntemde yeni kemik 6-9 ayda oluşurken kök hücre yöntemiyle bu sürenin 3-4 aya düştüğünü anlatan Özzeybek, yöntemin yakında Türkiye’de de yaygınlaşmasının beklendiğini bildirdi.
 
Özzeybek, muayenehane şartlarında, kısa sürede ve komplikasyonsuz yapılabilen bu yöntemin, sinüs bölgesinde de kullanılabildiğini belirtti.
 
CANLI KEMİK ORANI YÜZDE 85

İmplant tedavisinde kök hücre uygulamaları ile ilgili kısa bir süre önce açıklanan bir araştırmaya da değinen Özzeybek, “900 hasta üzerinde yapılan bu araştırmaya göre hastalarda uygulama sonrası herhangi bir ağrı ya da enfeksiyona rastlanmadığı gibi canlı kemik oluşturma oranı yüzde 85 bulundu. Bu oran, mevcut yöntemde ise yüzde 30-40 oranındadır” diye konuştu.

Devamını okumak için tıklayınız »

Acıyı artırıyor!

Acıyı artırıyor!

Sinir sistemini inceleyen bilim adamları uykunun, acı veren deneyimlerin etkinliğini artırdığını ortaya çıkardı.

Bilim adamlarına göre bunun sebebi insanların yüzyıllar boyunca evrim geçirirken karşılaştıkları tehlikeleri “soy hafızalarına” atmaları. İnsanoğlu  tehlikelerden, atalarından edindikleri bu hafızanın yarattığı içgüdüler sayesinde korundu.

106 erkek ve kadına bilgisayar ekranında fotoğraflar gösterildi. Bu fotoğraflardan bazıları şiddet, savaş, trafik kazası gibi negatif duygular yaratan fotoğraflar ve diğerleri ise nötr fotoğraflardı. 
 
İnsanlar duygularını 1 ile 9 arasında puanlandırdı. 12 saat sonra insanlara tekrar aynılarıyla birlikte yeni fotoğraflar da gösterildi ve tekrar duygularını puanlandırmaları istendi.
 
12 saatlik süreç içerisinde uyandıktan sonra tekrar fotoğraflara bakanlar ilk görüşlerine göre daha çok üzüldüklerini, uyumayanlar ise daha az etkilendiklerini söyleyerek düşük puan verdiler.

Araştırmayı yapan Dr. Rebecca Spencer sonuçları şöyle değerlendirdi; “burada gördüğümüz uyumanın sadece hafızamızı korumakla kalmadığı aynı zamanda uyku öncesi yaşadıklarımıza beynimizin verdiği duygusal cevapları da anlamış bulunuyoruz.”

Devamını okumak için tıklayınız »

Prostat kanserine yol açan gen mutasyonu!

Prostat kanserine yol açan gen mutasyonu!

Kalıtsal prostat kanserinde önemli rol oynayan gen mutasyonu bulundu. 
    
Bilimadamları yaptıkları çalışmalarda, prostat kanseri üzerinde büyük etkiye sahip ve 55 yaşından daha erken yaşlarda prostat kanserine yakalanan kişilerde genetik mutasyona uğramış gen tespit ettiklerini açıkladılar.

Prostat kanserinde önemli rol oynayan mutasyona uğramış genin, bu tip kanserlerin sadece yüzde 1′ini oluşturduğunu ifade eden bilimadamları, ancak bu çalışmanın genel olarak hastalığı anlamada ve daha iyi tedavi yolları bulmada yardımcı olacağını belirttiler.

ABD’de bu yıl 204 binden fazla erkeğe prostat kanseri tanısı konması bekleniyor.

New England Journal of Medicine’ın bugünkü sayısında, bu nadir gen mutasyonunun kalıtım yoluyla geçmesinin, ailesinde prostat kanseri olan genç erkeklerde riski 10-20 kat artırabileceği kaydedildi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Davranışlarımız beynimizde ne şekilde izler bırakıyor?

Davranışlarımız beynimizde ne şekilde izler bırakıyor?

Öğrenme ve davranış süreçleri beyindeki sinir hücre ağını etkiliyor ve değiştiriyor. Bu süreci meydana getiren mekanizmalardan birini İsviçreli bilim insanları açıkladı.

Bu mekanizma, sinirsel etkinliğin sinir sisteminin gelişimi veya öğrenme süreçleri sırasında sinir sistemindeki bağlantı türleri üzerinde ne şekilde etkili olduğunu gösteriyor. Cell dergisinde yayımlanan sonuçların, sinirsel ağ oluşumunun temel süreçleri olduğu kadar otizm veya şizofreni gibi sinirsel hastalıklar hakkında da bilgi vermesi beklenebilir.

Sinir sistemi, sinaps olarak isimlendirilen bağlantı yerleriyle birbirine bağlanan çok sayıda sinirle oluşan bir ağdır. Sinapslarda, sinir uyarımları bir sinirden diğerine aktarıldığı için, bilgi iletiminde sinapsların yapısı, sayısı ve türü önemlidir. Sinapsların oluşumunda, nöroksin proteinine büyük bir görev düşüyor. Bu protein komşu nöronla temasa geçerek iki nöron arasındaki bağlantıyı kurar. Nöroksinin bir özelliği, komşu hücrelerin belli başlı reseptörleriyle bağlanan 3000’i aşkın varyantı bulunmasıdır. Farklı bağlantı özelliklerine sahip farklı nöroksinlerin oluşumu RNA’nın alternatif bir şekilde eklenmesi sayesinde gerçekleşiyor. Bu süreçte nöroksin varyantları koşullara göre farklı bağlantı özelliklerine göre üretilmekte.

Nöronların uygun nöroksin varyantını üretebilmek için bu eklenme sürecini ne şekilde çalıştırdıkları bilinmiyordu. Basel Üniversitesi araştırmacısı Peter Scheiffele kısa bir süre önce nöronların etkinleştirilmesiyle, alternatif RNA eklentisinin belli başlı bağlantı- proteininden etkilendiğini buldu. Bu bağlantı proteini, hangi nöroksin varyantının üretilmesi gerektiğine karar veriyor. Sinir hücreleri bu şekilde sinirsel sinyale tepki olarak komşu hücreyle ilişki kurabiliyor ve sinirsel bağlantı böylece değiştirilen etkinlikle modifiye edilebilmekte. Söz konusu ayar mekanizması, sinirsel ağın, hislerimiz ve davranışlarımızla doğrudan doğruya ne şekilde değiştiğini gösteriyor.

Mesela bir müzik aleti çalmayı öğrendiğimizde, beynimiz bu bilgiyi buna uygun sinir bağlantılarıyla kaydediyor. Otizm veya şizofreni hastalıkları daha iyi anlaşılabilir.

Devamını okumak için tıklayınız »

Spor hormonu keşfedildi!

Spor hormonu keşfedildi!

Bilim adamları, insan vücudunda, spor yaparak kas hücrelerinde üretilen bir hormon keşfetti.

İrisin ismi verilen hormonun, beyaz yağ hücrelerini kahverengi yağ hücrelerine dönüştürdüğü görüldü. Bu esnada glikoz metabolizmasında iyileşme olması, hareket etmeyen insanları, spor yapmadan tip 2 şeker hastalığına karşı koruma ümitlerini yeşertti.
 
Boston’daki Dana Farber kanser enstitüsünden Bruce Spiegelman başkanlığında yapılan, sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim adamları, İrisin hormonunu, PGC1-alpha proteininin rolünü araştırırken keşfetti. PGC1-alpha spor yaptıktan sonra artan şekilde kaslarda oluşuyor ve sportif aktivitenin sağlığa olumlu katkılarından sorumlu.
 
Bilim adamları, olumlu etki için gerekli sinyallerin diğer hücrelere İrisin hormonu vasıtasıyla aktarıldığını tespit etti.

İrisinin insan ve farelerde aynı şekilde işlev gördüğünü belirleyen bilim adamları, hareketsiz ve deri altında aşırı yağ birikimi olan farelerde İrisin hormonunun seviyesini artırdı. On gün sonra bu farelerin kandaki şeker değerlerinin iyileştiği görüldü. Ayrıca farelerin kilo kaybettiği gözlemlendi.

Bilim adamları, bu etkinin uzun vadede kalıcı olup olmadığını görmek için önce farelerde, ardından insanlar üzerinde deneyler yapacaklarını belirtti.

Uzmanlar, kanda bulunan İrisinin seviyesinin artırılmasının yan etkilerinin olup olmayacağını da araştıracak.

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 644 sayfa, 20. sayfa gösteriliyor.« İlk...10...1819202122...304050...Son »