Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011

Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 video Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 izle Kadın Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 videoları

Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 video Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 izle Kadın Deniz Cakir YENI RESIMLER 2011 videoları

Rosie Huntington Whiteley Resimleri video Rosie Huntington Whiteley Resimleri izle Kadın Rosie Huntington Whiteley Resimleri videoları

Behati Prinsloo Resimleri video Behati Prinsloo Resimleri izle Kadın Behati Prinsloo Resimleri videoları
![]()
Oyuncu Songül Öden, muradına eriyor. Eski eşi Canberk Uçucu ile 4 yıl süren boşanma davası geçtiğimiz haftalarda son bulan Öden’in sevinci; sevgilisi Kerem Alışık’ın evlilik teklifiyle katlandı. Alışık ile Öden, 2012 yazında evlenmeye karar verdi.
Bu karar; Kerem Alışık ile Sibel Turnagöl soğukluğunun da nedenini ortaya çıkarttı. Turnagöl, Songül Öden’le Kerem Alışık’ın evliliğine sıcak bakmıyordu. Ancak Alışık, annesi Çolpan İlhan’ın da onayıyla eski eşiyle ipleri koparıp 2 yıllık sevgilisine evlilik teklif etti.
Turnagöl, geçtiğimiz yıllarda verdiği bir röportajında oğlu Sadri Alışık’ın babası Kerem Alışık için; “Aşkımız bitti ama Kerem’in evlenmesini istemiyorum” demişti. (Aydın Hamza/Takvim)
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
Hollywood yıldızı Sandra Bullock, bir yaşındaki oğlu Louis Bardo için menajerlerine 14 bin dolarlık (24 bin TL) hediye aldırdı. Bullock’un talimatıyla Los Angeles’taki bir açık artırmaya giden 2 menajer, UsMagazine Dergisi’nin haberine göre Andy Warhol’un “Peaches” (Şeftaliler) adlı eserine 14 bin dolar ödedi.
Açık artırmanın ardından mart ayında yaşamını yitiren oyuncu Elizabeth Taylor anısına Chateau Marmont Oteli’nde düzenlenen bir resepsiyona katılan Bullock, Warhol imzalı sanat eserini satın alan menajerlerine teşekkür etti. 47 yaşındaki Oscar’lı oyuncu, oğlu Louis Bardo’yu geçen yıl evlat edinmişti.
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
Van’da ki depremzedeler yararına önceki akşam Bostancı Gösteri Merkezi’nde Anadolu Ateş’i dans topluluğu sahnedeydi.
Anadolu Ateşi’nin yaratıcısı Mustafa Erdoğan bu anlamlı organizasyona çocukları Atlas, Ares ve Güney ile birlikte katıldı. Oğullarını bir an olsun yanından ayırmayan Mustafa Erdoğan “3 bir araya geldi mi zaptetmek zor oluyor ama aynı zamanda da çok keyifli oluyorlar” dedi.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Çocukları ile zaman geçirirken çok mutlu olduğunu belirten Erdoğan, kendisine yöneltilen Gülben Ergen ve boşanma süreci ile ilgili soruları yanıtsız bıraktı.
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
Cumartesi günü Ankara’da iki kadının şikayetçi olması üzerine İzzet Yıldızhan ile birlikte gözaltına alınan Nihat Doğan medyaya çok kızgın.
Olayların kendisiyle bir ilgisinin olmadığını belirten Doğan, şu açıklamayı yaptı:
“Oteldeyim, gece yarısı, uyuyorum. İzzet1 Yıldızhan arıyor.(Aynı otelde)
“Nihat bir uğrar mısın, yanımda bir kız arkadaşım var, sana hayranmış, seninle resim çektirmek istiyor” diyor. Giyinip, çıkıyorum. Gidiyorum odasına, resim çektiriyorum. Biraz oturup, odama dönüyorum.
Sonra sabah sabah kapım çalınıyor. Polis… “Bir konu hakkında bilginize başvurmak istiyoruz” diyorlar. “Tabi” diyorum gidiyorum emniyete… “Konu” nedir diyorum?.. “İzzet Yıldızhan”la ilgili bir şikayet var. Şikayet eden kızlar, sizin de bir ara odaya geldiğinizi ve onlara birlikte gördüğünüzü söylüyorlar. Doğru mudur?..” diye soruyorlar. “Doğrudur. Odaya uğradığımda birlikte oturuyorlardı” diyorum. “Teşekkür” ediyorlar ve çıkıp gidiyorum.
Daha sonra İstanbul’a döndüğümde de İzzet Yıldızhan’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını öğreniyorum.
Buraya kadar her şey normal…
Peki ya sonra…
“Bazı” internet siteleri ve bugün “bazı” gazetelere bakıyorum da…
“İnsaf be kardeşim…”
“Resmen medya terörü bu!..”
“Medya faşizmi bu”
“Neymiş, türkücülerin aşk gecesi v.s v.s”
“Yahu siz rahatsız mısınız kardeşim… Görgü tanığı olarak gittim, katil oldum!!!”
“Ne diyim daha… Arkadaşlar ben sadece şahitim şahit… Sadece bunun için emniyete davet edildim, medyanın bana isnat ettiği suçlara bakın…”
“Ayıptır, günahtır ve büyük suçtur. Beni ahlaksızlıkla suçlayanları sadece Allaha havale etmeyeceğim. Hepsini mahkemeye vereceğim”
“Ne diyim daha… Herhangi bir suçun, herhangi bir konunun biraz içinde olacak olsam, kendimi savunacak bir şeyler söylerdim ama olayın “kıyısında” bile değilim… Yazıklar olsun bu medya terörünü yaratanlara… Ama bilsinler ki hesabını soracağım”
“Unutmasınlar ki, Nihat Doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar…”

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
Ali Taran-Ayşe Özyılmazel çifti, önceki gün Nişantaşı’ndaydı. Bir restoranda öğle yemeği yiyen çifte bir arkadaşları eşlik etti.
Her zaman sakallı görmeye alıştığımız Taran, sakalsız haliyle dikkat çekti.
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
Seksi aktris Monica Bellucci, bir İtalyan sitesine; şöyle konuştu: ‘Tek kelimeyle büyüleyici olan Türkiye, sinemasıyla ve yetişen oyuncuları ile İtalya’yı alt etti’
Rol aldığı “Gergedan Mevsimi” filmi için geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelen Monica Bellucci, ülkesindeki bir internet sitesine Türkiye ve Türk sinemasıyla ilgili şu övgü dolu sözleri sarf etti:
“Türkiye, tek kelimeyle büyüleyici. Bir İtalyan olarak itiraf etmeliyim ki; sinema alanında bizden çok ilerideler. Yeni nesil oyuncular müthiş. Türkiye’den gelen senaryoları heyecanla okuyorum. Hollywood, Türkiye’yi keşfetmeli.”
Dünyanın birçok yerini gezdiğini söyleyen Monica Bellucci, “Türkiye’yi görmeden önce Brezilya; benim favorimdi. Ama şimdi ilk sırama İstanbul yerleşti” dedi.
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!
![]()
“Kızdırdılar beni. Bunu, bir röportajımda da belirttim. Okumuşlar, fakat bana dönmediler. Üç ay bekledim. Bayram geldi, tebrik bekledim yok! Bayramdan bir hafta sonra telefon açtım, ‘Kusura bakmayın anlaşmayı bozuyorum’ dedim. Mirasımı rahmetli Türkan Saylan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı’na bırakacağım.”
Yıllardır sahnede… Gencinden yaşlısına herkes ona gülüyor… Hiç kimse zekasıyla baş edemiyor. Doritos reklamlarında da karşımıza çıkan Seyfi Dursunoğlu’yla röportajımız bittiğinde gülmekten ağzımı kapatamıyordum!
- Evet. Dikkat etmemin nedeni de sakat kalmadan gitmek! Gitmeye korkmuyorum. Pat diye gidersin ama bir şey olacak, inme inecek, bilmem ne olacak diye korkuyorum.
- A kızım, 80 yaşına gelmişim, herhalde İnönü gibi 110′a kadar yaşayacak halim yok! Zaten istemiyorum. Yüzüme bakılır, yatılır durumdayken öleyim. Başka türlüsünü istemem.
- Seviyor insanlar. Bir de şuna bağlıyorum; yıllardır sahnelerdeyim, hiçbir zaman sansasyonel bir olay yapıp bir yere gelmek istemedim. İhtiyaç da hissetmedim buna. İlla bir azgınlık, delilik yapıp insanlara “Aaa!” dedirtmenin anlamı yok. Yapmadığım halde hâlâ sevilen bir sanatçıyım. İş teklifleri tahmin edemeyeceğiniz kadar geliyor. Günay’ın yeni sahibi yalvarıp yakarıyor, evime kadar geliyor. Çiçekler, miçekler… Adama tembih ettim; “Solan çiçek değil, saksı çiçeği getir” diye. Nasıl olsa birkaç kere daha gelecek o!
- Hayır, etmedim. Hakikaten bıktım. Maddi olarak da ihtiyacım yok hiçbir şeye. Kıyafet desen, bir siyah kazak! Artık açık renk de giyemiyorum, beni zayıf göstermez diye. Belli şeyler yiyorum. Köpeğim var, havuzum var, çiçeğim var. Ne olacak kazan, kazan?
- Tamam ama kendini sevdiriyorsan unutmuyorlar. Arada göründüğün zaman da severek izliyorlar. Ben öyle düşünüyorum.
- Ben kendimi çok zeki bulmuyorum ama pratik bir zekam var. Yaptığınız işte esprili olacaksınız. Sizi kabul ettiren olay bu. Karşımdakinin ağzından daha laf çıkarken; “Bunun nesine, nasıl espri yapabilirim” şeklinde kafam çalışıyor. Metin ezberleyerek olacak bir iş değil bu. Spontane olup, aniden gelecek bir şey.
- Böyle bir işi yapan yok Türkiye’de. Doğaçlama espri yapan yok. En revaçta olan Cem Yılmaz, çalıştığı yerler ağzına kadar dolu. Ama o da bir tekste bağlı. O teksti doğaçlama gibi sunuyor. Kimseden esinlenmiş değilim, çünkü bu işi yapan yok.
- Tabii. Ama o zaman sadece çok esprili bir manav olacaktım.
- Hayır, demiyorum. Ben istifa ederken, müdürüm “Sen çok çalışkan bir memursun, üç kişinin yaptığı işi yapıyorsun. Git, sivil hayatta yapamadığın taktirde gel. Ertesi gün seni bu masaya yeniden oturturum” dedi bana. Bu çok büyük bir garantiydi. Yoksa 18 sene çalışmışım, iyi kötü aldığım parayla evimin kirasını ödüyorum, yiyorum, içiyorum, giyiniyorum. Bunun hepsi birden bitebilirdi. Cesaretimi bu sözlerden aldım. “Demek ki açıkta kalmayacağım” dedim. Bunu garanti ettikten sonra istifa ettim ve tuttu bu iş de.
- Benim babamdan bana bir şey geçmedi, angut herifin tekiydi. Ne konuşmasını bilirdi, ne espri yapmasını. Yemek masasında konuşturmazdı bizi. Çorbayı höpürdeterek içerdi. Beklerdim ki çorbasını bitirsin, masaya öyle oturayım.
- O muhafazakâr insanlar da kabul ettiler beni. Gülmenin cibilliyeti yoktur. Muhafazakâr adam da gülüyor. Belki biraz müstehcen geliyor, onun düşüncelerine aykırı geliyor ama gülüyor. RTÜK’ü bile hizaya getirdim.
- Bu durum benim lehime oldu. İngiltere’de Ekonomist gazetesi bu olayı yazdı. “Avrupa Birliği’ne girmek isteyen Türkiye, Seyfi Dursunoğlu adlı sanatçının televizyona çıkmasına mani oldu” diye. “Nasıl alırız biz bu düşüncede olan insanları AB’ye” gibi bir durum oluştu. Hayatta böyledir; çok sevilen bir insanın aleyhine konuşmayın. Bugün Zeki Müren’in aleyhinde konuşursanız, siz antipatik olursunuz. O adam bir şekilde kendisini sevdirmiş. “Ama özel yaşamı şöyleymiş…” “Bana ne!” diyor halk; “Bu adam şarkı söylediği zaman bana hitap ediyor mu, şuramı titretiyor mu? Bitti.” Beni eleştirenler sonunda dedi ki; “Bu adam sevilen bir adam. Buna mani olmakla biz antipatik oluyoruz. Daha modern, geniş görüşlü olmalıyız.” Nitekim teklif geldi, gittim çalıştım. En ufak bir ikaz yok. Eskiden “Şunu şöyle yapma, bunu böyle yap” diye dolaylı olarak laf gelirdi. Şimdi hiçbir şey gelmiyor. Ama üzüldüm. Böyle doğaçlama bir iş yapan yok. Eğer birisi yapıyorsa onun kıymetini bilin. Biraz müstehcenlik nedir yani? Dört tane erkek bir araya geldiği zaman ne konuşuyorlar sanki!
- Parası! Bundan evvel gelen reklamlara fiyat veriyorum bir gidiyorlar, bir daha gelmiyorlardı. Anladım ki ben fiyat vermesini bilmiyorum! Ajans prodüktörü Gülengül Hanım geldi bir fiyat söyledi, çok büyük para değilmiş gibi “Peki olsun bari” dedim. Benim aklımdakinden üç katı fazlaydı. Akıllılık etmişim fiyat vermeyerek. Bankaya koydum parayı. Bankada bayılıyorlar bana, kırmızı halılar falan seriyorlar. Paramı çekmiyorum ya hiç.
- Kızdırdılar beni. Bir gün geldiler, bir davetiye verdiler bana. “Alaeddin Yavaşça’ya bir gece yapıyoruz. Siz de sunuculuğunu yapın. Size de şilt vereceğiz” dediler. Onlar gittikten sonra düşündüm, “İyi de ben de sanatçıyım. Alaeddin Yavaşça’nın gecesinde bana bir şilt veriliyor da bana bir gece tertip edilip şilt verilmiyor” dedim.
- Konuşulmaz artık. Onlar düşünüp taşınmışlar en uygun bunu bulmuşlar. O ara bir röportajda bunu belirttim. Okumuşlar. Fakat bana dönmediler. Üç ay bekledim. Bayram geldi, tebrik bekledim yok. Bayramdan bir hafta sonra telefon açtım, “Siz beni sevemediniz. Beni sevmediğiniz için size bırakacağım malın değerini bilemeyeceksiniz. Ben öldükten sonra bile hoşuma gidecek şekilde değerlendiremeyeceğiniz kanısına vardım ve bir pardon demenizi bekledim. Kusura bakmayın anlaşmayı bozuyorum” dedim. Yandılar yakıldılar ve öylece iptal oldu. Şimdi rahmetli Türkan Saylan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı’na vereceğim.
- Yaşlandım ama hâlâ seks isteğim var. Yazın bunu, kısmet çıkar belki!
- Evde terlik giyersem rahatsız oluyorum, o kadar alışmışım ki! Şaka bir yana, hiç düşünmüyorum ayaklarımı. Düz ayakkabıyla çıksan olmaz. Onun için sahnede topuklu giymenin zorluklarını unutuyorum.
- Zeki Müren engel olmadı. Zeki Müren benim okul arkadaşımdı. Arabada Şile’ye gidiyoruz, radyoda da bir erkek şarkı söylüyor. Ben de arkadan iştirak ettim. Bana, “Sakın şarkıcılığa özenme. İşte böyle Ekrem Kongar olursun, başka da bir şey olamazsın” dedi. Ekrem Kongar da kalın sesli, “mö mö mö” diye okuyan bir adamdı… Benim ses sanatçısı olayım diye bir çabam yoktu. Fiziğimi kaybettiğim zaman da geçerli olabilecek ne yapabilirim diye düşünüyordum yalnızca. Çünkü ben 40 yaşında falan sahneye çıkmaya başladım. 40 yaşında çıktığıma göre bu fizik kalmayacak, bozulacaktı. Ama komedyenin fiziği değil önemli olan, ağzından çıkan önemli. “O zaman komedi yapmam lazım” dedim. Allah’tan onu yapmışım.
Hürriyet
İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!