Haber

Facebook tuzağı!

Facebook tuzağı!

Adana’da bir voleybol takımında oynayan 15 yaşındaki H.Ş., geçen yıl kasımayında sosyal paylaşımsitesi Facebook’ta S.Ş. ile tanıştı. İkilinin mesajlaşma ile başlayan arkadaşlıkları ilerledi. H.Ş., 30 Kasım2011’de spor salonuna antrenmana giderken S.Ş. ile karşılaştı. İkili konuşmak için kafeteryaya giderken, S.Ş. fikrini değiştirip H.Ş.’yi zorla harabe bir eve götürdü.

HARABE EVDE TECAVÜZ

S.Ş., Eve girmek istemeyen H.Ş.’yi tokatlayarak dövdükten sonra cinsel istismarda bulundu. Daha sonra, H.Ş.’yi antrenmanın yapıldığı spor salonunun önüne bıraktı. Antrenmana gitmeyip eve dönen H.Ş. durumu ailesine anlattı.

Ailesi de polise giderek S.Ş.’den şikâyetçi oldu. Cumhuriyet Savcılığı, yakalanıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan S.Ş. hakkındaki soruşturmayı tamamladı. H.Ş.’nin Adli Tıp’ta yapılan muayenesinde cinsel istismara uğradığı belirlendi. S.Ş. hakkında Adana 2’nci Ağır CezaMahkemesi’nde ‘çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ suçlarından dava açıldı. Savcı, H.Ş.’ye tecavüz ettiği öne sürülen kuaför S.Ş.’nin 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Devamını okumak için tıklayınız »

İşadamı Kamhi’ye tefeci tehdidi

İşadamı Kamhi'ye tefeci tehdidi

Milliyet gazetesinden Erdal Kılınç’ın haberine göre, Profilo Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cefi Jozef Kamhi borç aldığı tefeciler tarafından tehdit edildiğini söyleyerek emniyette şikâyetçi oldu. Organize şube ekipleri bir süredir takip ettiği 4 kişikik şebekeyi yakalarken, grubun lideri olduğu öğrenilen B.E kayıplara karıştı.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne, tefecilik yapan bir çetenin borcunu ödeyemeyen işadamlarını tehdit ve darp ettikleri yönünde ihbar geldi. Ekipler, yaklaşık 2 ay boyunca çeteyi takip etti. Teknik takip sonucu B.E.’nin organize ettiği tefecilik çetesine ulaşıldı. Tespitlere göre çete, maddi sıkıntı çeken işadamlarına yüksek faiz karşılığı borç para verdi. Borcunu zamanında ödeyemeyen işadamlarını ise ölümle tehdit ve darp etti. İşadamı Cefi Jozef Kamhi’nin de bu işadamlarından biri olduğu öğrenildi. Kamhi, işlerinin iyi gitmediğini söyleyerek çeteden yüksek faizli para aldı. Kriz nedeniyle borcunu zamanında ödeyemeyen Kamhi çete tarafından ölümle tehdit edildi. Kamhi’nin çeteye olan borcunu ödemek için bir şirketini sattığı ve borcunu kapattığı öğrenildi.

Elebaşı kaçtı

Çetenin, Kamhi olayı dışında, 2011 yılında Beşiktaş’ta bir kişinin alıkonulması, darp ve tehdit edilmesi, bir kişinin resmi belgede sahtecilik yoluyla dolandırılması, bir kişiden haksız yere kazanç elde edilmeye çalışılması, bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması ve tehdit edilmesi, Alman bir vatandaşın öldürümesinin tasarlanması ve 2009 yılında da bir kişiden haksız kazanç elde edilmesi ve iki kişinin tehdit edilmesi olaylarını gerçekleştirdikleri öne sürüldü.
Polis aramalarda 2 adet imaj diski, 1 kurusıkı tabanca, 317 bin dolarlık ve 350 bin dolarlık senetler, 1 adet 40 bin TL tutarında banka çeki, senet, tapu ve 4 cep telefonu ele geçti. Emniyet sorgususnun ardından mahkemeye çıkarılan 4 sanık savcılık tarafından serbest bırakıldı. (Milliyet)

Devamını okumak için tıklayınız »

Zehir tacirlerine büyük operasyon

Zehir tacirlerine büyük operasyon

Elvan EZBER

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uluslararası uyuşturucu sevkiyatı yapan bir şebekenin Avrupa’ya yüklü miktarda eroin göndereceği bilgisine ulaştı. Yapılan araştırmalar sonucunda bir araç takibe alındı. Beylikdüzü’nde durdurulan Tır’da yapılan aramada gizli bölmelere saklanmış 355 kilogram eroin bulundu. Ayrıca zanlıların üzerinden ve evlerinde yapılan aramalarda ise yaklaşık 500 bin Euro, 30 bin Dolar ve 50 bin TL bulundu. Konuyla ilgili olarak 7 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. (DHA)

Devamını okumak için tıklayınız »

Böcek skandalı böyle gizlendi

Böcek skandalı böyle gizlendi

ANKARA – Emniyet Genel Müdürlüğü’nü karıştıran böcek skandalının, sonradan değiştirilen bir tutanakla kapatıldığı ortaya çıktı. Akşam gazetesinin haberine göre, Emniyet’in Ankara Dikmen’deki ana hizmet binasında yaşanan ‘dinleme’ skandalı ve sonrasında yaşananlar şöyle gelişti:

- 17 Şubat 2011′de dönemin Deniz Limanları Şube Müdürü Mustafa Aral’ın eski odasındaki internet ve polnet hatlarının geçtiği kablo kutusunda bir pil bloku ile iki adet şüpheli cihaza rastlandı.

İSTİHBARATÇILAR İNCELEDİ

- Şüpheli cihazlar, aynı gün saat 21.05′te düzenlenen ‘teslim tutanağı’ ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan gelen iki görevliye teslim edildi.

- Bulunan cihazlara ilişkin tespitlerin yer aldığı tutanakta, şu ifadeler yer aldı: ‘Daire başkanımız ve sıralı amirlerle yapılan telefon görüşmesi sonucu, Sayın Emniyet Genel Müdürümüzün şifahi talimatı olduğu söylenilerek söz konusu cihazın ve eklerinin Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’nda görevli personele teslim edilmesi istenmiştir. Saat 20.30 sıralarında İstihbarat Daire Başkanlığı’nca görevlendirildiğini söyleyen, isimlerini vermeyen teknik şubeden iki görevli, yaptıkları ön incelemede bataryaya bağlı entegre görünümündeki cihazın ses kayıt cihazı olduğunu, aldığı kayıtları 200 – 250 m uzağa taşıyabilen bir aktarıcı olduğunu, kesintisiz güç kaynağına bağlı diğer cihazın da ayrı bir ses kayıt cihazı olduğunu ifade etmiştir.’

- Söz konusu teslim tesellüm tutanağına Mustafa Aral ve yaşananlara şahit beş polis imza attı. Ancak bu tutanağın daha sonra değiştirildiği ortaya çıktı.

- Aynı tarih ve saatle düzenlenen ikinci tutanakta, Emniyet Genel Müdürü’nün şifahi talimatını ve cihazları inceleyen istihbaratçıların tespitlerini içeren yukarıdaki cümlelere yer verilmedi. Sadece bulunan cihazlar tarif edildi ve şöyle denildi. ‘Cihaz, gereği yapılmak üzere kesintisiz güç kaynağından sıralı amirlerin emirleri doğrultusunda sökülerek Bilgi İşlem teknik personeline teslim edilmiştir.’ İkinci teslim tutanağından, Mustafa Aral dışında ilk tutanakta imzası bulunan beş polisin imzası yer aldı.

BİLİRKİŞİ, ÜÇ RÜTBELİ POLİS

- Olayla ilgili başlatılan idari soruşturma dosyasına ilk değil, ikinci teslim tutanağı konuldu. Cihazların teknik incelemesi ise Adli Tıp Kurumu ya da Kriminal Jandarma Laboratuvarı yerine polis bilirkişilere yaptırıldı. Rütbeli üç polisten oluşan bilirkişi heyeti, ’37 mm x 15 mm boyutlarındaki X cihazın kablosuz ses aktarabilecek aparat olduğu, 46 mm x 30 mm boyutundaki X cihazın cep telefonu şarj adaptörünün içi olduğu, bununla birlikte 4 adet şarjlı olmayan pillerden pil bloku oluşturulduğu, bahsi geçen X cihazı ve aparatlarının ses ve görüntü kaydı yapamayacağı, ortamdaki sesi 10 – 20 metre uzağa iletebileceği’ yönünde rapor yazdı.

SOMUT BİR DURUM YOK

- Bu arada olayı soruşturan müfettiş, eski makam odasında böcek bulunan Emniyet Müdürü Mustafa Aral’ın ifadesini ‘müşteki’ değil ‘ifade sahibi’ sıfatıyla aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca hazırlanan soruşturma dosyası, 17 Mart 2011′de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Başsavcılık da dosyayı 31 Mart 2011′de Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na sevk etti. Dosya, memur suçlarına bakmakla görevli Savcı Abdullah Bulgen’e verildi.

SOMUT DURUM YOKTUR

- Savcı Bulgen, kendisine ulaştıktan dört gün sonra, yani 4 Nisan 2011′de ‘kovuşturmaya yer olmadığı’na karar vererek dosyayı kapattı. Kararda, şöyle denildi: ‘Uzman bilirkişilerce yapılan incelemede, görüntü ve ses kaydetme özelliğinin olmadığı, pillerinin şarj edilebilir özelliği olmayan her yerden temini mümkün olan parçalardan meydana gelmiş kısa süreli en fazla 10 – 20 metre kadar bir mesafeye ses iletibilecek yapıda olduğu, binanın yapısı ve dışarıdan binaya sesin aktarılıp dinlenebilecek mesafede yer bulunmadığı, bu nedenle dışarıdan da bir dinlemenin mümkün olamayacağı, dinleme yapılıp yapılmadığı hususunda bir açıklığın da anlaşılmadığı, bulunan odanın kullanıcılarının bu süreç içinde devamlı değişip söz konusu hatlara bir müdahale edenin görülmediği, suç ve suç işlendiğine dair herhangi bir somut durumun elde edilmediği evrak kapsamından anlaşılmıştır.’

İTİRAZA YANIT BEKLENİYOR

- Böceklerin kendisini dinlemek için yerleştirildiğini düşünen Mustafa Aral, karara itiraz etmek istedi. Ancak dosyada ‘müşteki’ olarak gösterilmediği için dilekçeleri kabul edilmedi. Soruşturma dosyası da Aral ve avukatına aylar sonra verildi. Aral’ın avukatı, savcılığın kararına süresi geçtikten sonra itiraz edebildi. Aral’ın avukatının yaptığı itirazı, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi karara bağlayacak. Mahkeme itirazı reddederse böcek dosyası bir daha açılmamak üzere kapanmış olacak.

MESLEKTEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ

Mustafa Aral, 26 Eylül 2009′da, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’la birlikte bir uyuşturu çetesine yardım ettiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. Hakkında 6 yıldan 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Aral, 8 ay hapis yattıktan sonra tahliye edilmişti. Mülkiye müfettişinin ‘Yargılama sonucu beklenmeli’ yönündeki raporuna rağmen Yüksek Disiplin Kurulu kararı uyarınca meslekten ihraç edilmişti.

O TUTANAKLAR

İlk teslim tutanağında, ismini vermeyen iki istihbaratçının tespitleri yer aldı: ‘Entegre görünümlü cihaz, aldığı kayıtları 200-250 metre uzağa taşıyabilen bir aktarıcı.’
Aynı tarih ve saatle düzenlenen ikinci teslim tutanağında ise istihbaratçıların incelemelerine yer verilmedi. Sadece cihaz tarif edildi. Bir eksik imzayla işleme kondu.

Devamını okumak için tıklayınız »

‘Esas öğretmen alımımızı ağustos ayında yapacağız’

'Esas öğretmen alımımızı ağustos ayında yapacağız'

Dinçer, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, öğretmen atamalarına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şubat ayında yapılacak 17 bin öğretmen atamasına ilişkin atama kılavuzunun çok kısa zamanda yayımlanacağını belirten Dinçer, 2012 Bütçe Kanunu’nda 29 bin memur kadrosunun tahsis edildiğini, bunlardan 17 bininin de Milli Eğitim Bakanlığına ayrıldığını söyledi. Dinçer, “Çok büyük ihtimalle yeni bir kadro kanunu çıkacak, zaman içerisinde. Ama biz 2012 yılındaki esas öğretmen alımımızı ağustos ayında yapacağız” dedi. (AA)

Devamını okumak için tıklayınız »

Bağkur emeklisine intibak müjdesi

Bağkur emeklisine intibak müjdesi

Çelik, dün açıkladığı 12 bin BAĞKUR’lunun da intibak kapsamına alınmasına ilişkin bir soru üzerine, “2000 öncesi SSK’lılarla ilgili sorunu bildiğimiz gibi çözmüştük. Başbakanımız BAĞKUR’lularla ilgili Emekli Sandığı ile ilgili bir sorun olmadığını söylediler. Bizde Emekli Sandığı ile ilgili bir sorun olmadığını ifade ettik. Ama BAĞKUR’la ilgili ayrıntı yaptığımız çalışmada bu 2002 yılında 3 aylık dönem için 100-150 TL kadar azami bir 3 aylık 12 bin kişinin emekli olduğu ve 12 bin kişi olduğu bir farklılaşma olduğunu gördük. Buradaki intibaksızlığı intibaka dönüştürmeye dönük düzenlemeyi yapıyoruz. Ve BAĞKUR’lulardan yalnız 12 bin emekli vatandaşımızı ilgilendiren bir düzenleme bu” şeklinde konuştu.

TESK BAŞKANI: HAKSIZLIK ORTADAN KALDIRILDI
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Bağ-Kur emeklilerinin intibak yasasına dahil edilmesiyle büyük bir haksızlığın ortadan kaldırıldığını belirtti.

Palandöken, yazılı açıklamasında, aynı hizmet süresi ve aynı basamaktan emekli olmalarına rağmen mevzuattaki aylık bağlama oranlarındaki farklılıklar nedeniyle Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarında önemli farklılıklar oluştuğunu kaydetti. Bu konuyu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ilettiklerini, Bakanlığın da yaptığı çalışma ile 12 bin Bağ-Kur emeklisinin intibak yasasına dahil edildiğini ifade eden Palandöken, bu düzenleme ile Bağ-Kur emeklilerinin nefes alacağını ve haksızlığın ortadan kaldırılmış olacağını belirtti.

GELİR TESTİNDE UZATMA SÖZ KONUSU DEĞİL
Faruk Çelik, bu ay sonu bitecek gelir testi süresinde uzatmanın söz konusu olmadığını ancak Ocak ayı primlerinin Şubat sonu itibariyle yatırıldığı için Genel Sağlık Sigorta Sisteminde bulunmayan 1 milyon 700 bin kişinin Şubat ayı sonuna kadar gelir testi başvurularını yapabileceklerini söyledi.

Bakan Çelik bu ay sonu bitecek olan gelir testi süresinin uzatılıp uzatılmayacağının sorulması üzerine, gelir testi konusunun sanki bugün gündeme gelmiş gibi kamuoyunda değerlendirildiğini, gelir testinin bundan öncede uygulandığını ancak bu uygulamanın 1 Ocak’tan itibaren zorunlu hale geldiğini ifade etti. Şu an 62 milyon 900 bin kişinin sosyal güvenlik kapsamında olduğunu söyleyen Bakan Çelik, “Yeşil kartlılar ve hiçbir sosyal güvenliğe bugüne kadar bir ilişki içerisinde olmayan 1 milyon 700 bin vatandaş var” dedi. Yeşil kartılar 1 yıllık vize yaptırdıkları için eğer vize süreleri devam ediyorsa bunlarla ilgili vize süreleri dolanan karan hiçbir sorun bulunmadığını ifade eden Bakan Çelik, şunları kaydetti:

“Ama 1 Ocak’tan itibaren vizesi dolmuş olanlar varsa bu gelir testine tabiler. Diğerleri ise hangi ay vizeleri doluyorsa o süreç içerisinde gelip gelir testi yaptıracaklar. Bugüne kadar SGK’ya hiçbir kaydı olmayan varsa bunların gelir testi yaptırması gerekiyor. Peki süre 31’inde doluyor mu? Süre uzatımı var mı? Yok. Ama şöyle bir durum var. Ocak ayında primlerini ödeyeceklerini için prim gelir testi yaptıracaklar bu primlerini de Şubat ayı sonunda ödediği için böyle bir marj var ortada bu süreyi değerlendirme imkanları var. Biz Kurum olarak Şubat ayında da gelir testi yaptırma imkanlarını sağlıyoruz. Yoksa süre uzatımı değil. Ocak ayı primlerinin ödenmesi Şubat sonu olduğu için bu süreyi kullanma imkanları olacak.”(anka)

Devamını okumak için tıklayınız »

Kafatası sayısı 23′e yükseldi

Kafatası sayısı 23'e yükseldi

Mehmet TÜRK

DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın merkez Sur İlçesi İçkale Mevkii’nde bulunan ve 1990’lı yılarda Jandarma Merkez Komutanlığı, Diyarbakır Cezaevi ve Adliye binasının bulunduğu alanda bir süre önce başlatılan restorasyon çalışması sırasında insanlara ait kafatası çıkması üzerine, Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı el koydu. Savcılık gözetiminde sürdürülen kazılarda son olarak 4 kafatası daha bulundu. Kazılarda bugünü kadar bulunan toplam kafatası 23’e yükseldi.

Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, kemiklerin bulunduğu SİT alanı olan bölgede kazma ve küreklerle süren çalışmaların hızlandırılması amacıyla, kazılarda iş makinesi kullanılması için Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurdu. Kurul, savcılığın talebini, bölgenin birinci derece SİT alanı olması ve iş makinelerinin arkeolojik buluntulara da zarar verebileceği gerekçesiyle reddetti.

VALİLİKTEN PERSONEL İSTENDİ
Bunun üzerine savcılık Diyarbakır Valiliği’ne başvurarak, kazı alanında çalışacak işçi talebinde bulundu. İl Özel İdare Müdürlüğü’nün görevlendirdiği 40 işçinin bir kısmı sağlık sorunlarını gerekçe göstererek, çalışmadı. Bunun üzerine savcılık valilikten yeni personel görevlendirmesini istedi.

DNA TESTİNE GÖNDERİLECEKLER
Kazı alanında ilk bulunan kafatası ve kemikler DNA testi yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Son olarak çıkan kafatası ve kemiklerin toplu olarak DNA testine gönderileceği belirtildi.

Devamını okumak için tıklayınız »

Babasını nasıl öldürdüğünü gözyaşları arasında anlattı

Babasını nasıl öldürdüğünü gözyaşları arasında anlattı

Selahattin BUDAKOĞLU

Olay, Merkez Osmangazi İlçesi Adnan Menderes Mahallesi Akgün Caddesi’nde geçen Kasım ayında meydana geldi. İlköğretim 7’inci sınıf öğrencisi A.K. marketten eve geç geldiği için tartıştığı babası Ferudun K.’yi mutfaktan aldığı bıçağı kalbine saplayarak öldürdü. Verdiği ifadede babasının annesi Gülten K. ve kendisini sürekli dövdüğünü söyleyen A.K., olay akşamı eve geç gelmesine sinirlenen babasının, yerde bulunan kablo ile kendisine elektrik vermek istediğini korktuğunu, bıçağı rastgele sallarken istemeyerek babasının ölümüne neden olduğunu söyledi. Yakalanan A.K. tutuklandı. 

Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’Kasten adam öldürmek’ suçundan 12 yıla kadar hapsi istenen A.K., ilk kez hakim karşısına çıktı. 18 yaşından küçük oluşu sebebiyle gizli yapılan duruşmada olay gününü gözyaşlarına boğularak anlatan A.K., şöyle dedi: 

“Bayram ziyareti için bir arkadaşımın evine gittim. Burada bir süre oturduktan sonra alışveriş yapmak için markete çıktık. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştık. Merak eden annem ve babam arkadaşımın evine gelip beni sordu. Arkadaşımın evine dönünce onlarla karşılaştım. Babam orada ve yolda giderken bana sürekli olarak, ’Neden geç kaldın? Eve gidince seninle görüşeceğiz’ diyordu. Dediğini de yaptı. Evin kapısından girerken beni dövmeye başladı. Bu sırada ağabeyime dönerek ‘Bana bant getir. Ağzını bantlayıp ona elektrik vereceğim’ dedi. Ben de korku ve panik içerisinde mutfağa giderek aldğım bıçağı rastgele sallamaya başladım. Olay sırasında şoktaydım.” 

“KIZIMDAN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM” 
Duruşmaya katılan sanık kızın annesi Gülten K. davada tanık olarak dinlendi. Kızının ifadelerini doğrulayıp eşinin kendisine ve kızına sürekli şiddet uyguladığını söyleyen Gülten K., kızı A.K.’dan şikayetçi olmadığını söyledi. Dava eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. (DHA)

Devamını okumak için tıklayınız »

Tatlıses’e silahlı saldırı davası başladı

Tatlıses'e silahlı saldırı davası başladı

Cem TURSUN – Serpil KIRKESER – Ümit TÜRK

Devamını okumak için tıklayınız »

Ağabeyini kurtarmak için 35 kilo verdi

Ağabeyini kurtarmak için 35 kilo verdi

Türkiye’de nakil yapıldığını öğrenerek, Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi’ndeki Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne başvuran Nahçıvan Türk Lisesi Edebiyat Öğretmeni Sayyad Hasanlı, kız kardeşinden yapılan karaciğer dokusu nakliyle yeniden yaşama tutundu. Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bülent Aydınlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hem karaciğer hem böbrek naklinde Türkiye’de önemli bir noktaya geldiklerini söyledi. 

Bir haftada iki canlı verici nakil yaptıklarını anlatan Aydınlı, “Hasta Nahçıvan’da, kız kardeşi ise Azerbaycan’da yaşıyor. Hasta bize karaciğer nakli yapılması için kız kardeşini getirdi. Ancak kız kardeşi 105 kiloydu. Bizim canlıdan karaciğer alabilmemiz için yağlı olmaması, belli bir kiloda olması gerekiyor” dedi. Bunun üzerine, diyet polikliniğiyle görüşerek, hastanın kız kardeşine program uyguladıklarını ifade eden Aydınlı, donörün yaklaşık 6 ayda 35 kilo verdiğini ifade etti. Doç. Dr. Aydınlı, şöyle konuştu: 

“Cuma günü kız kardeşten aldığımız karaciğer dokusunu naklettik. Şu anda gayet sağlıklı ve dinç. Pazartesi günü de bir kız, babasına karaciğer dokusu verdi. Kızımız 20 yaşında ve henüz evli değil. ‘Ben babamı kurtarabilmem için ne gerekirse yapacağım’ dedi. Biz de oturduk, konuştuk. Bu kızımızdan, babasına nakil yaptık. İkisinin de sağlık durumu çok iyi “ 

Atatürk Üniversitesine artık yurt dışından da hastaların nakil için geldiğini belirten Aydınlı, Azerbaycan’dan gelen hastalara ikinci kez organ nakli yaptıklarını vurguladı. Doç. Dr. Aydınlı, “Yeni hastanemize taşınacağız. Atatürk Üniversitesinde haftada iki tane karaciğer nakli yapılmasını hedefliyoruz. Farklı nakiller de yapmak istiyoruz. Arkadaşlarımızı da kutluyoruz. Ülkemizde çok sayıda organ nakli bekleyen arkadaşlarımız var” diye konuştu.

-“Ağabeyimi çok seviyorum, nakil yapılabilmesi için zayıfladım”
Başarılı bir şekilde nakil yapılan Sayyad Hasanlı (59) da 7 yıldır karaciğer yetmezliğiyle mücadele ettiğini belirtti. Nahçıvan Türk Lisesi’nde Edebiyat öğretmeni olduğunu anlatan Hasanlı, şöyle dedi: 

“Bizim orada organ nakli diye bir şey yok. Erzurum’da böyle bir nakil yapıldığını duyduk. Oğlumla buraya geldik, ancak oğlumun dokuları uymadı. Onun için Azerbaycan’da yaşayan kız kardeşimi getirdik. Biraz kilo vermesi lazımdı. Gerekli kiloyu verdi ve doktorlar da nakil yaptı. Şuan çok mutluyum, yeni bir hayat yaşıyorum. Atatürk’ün dediği gibi, ‘bizi Türk doktorlarına emanet eden’ herkesten Allah razı olsun. Artık özlediğim yemekleri rahatça yiyebileceğim.” 

Azerbaycan’dan gelen Malahat Okunduova (45) ise “Ben 105 kiloydum. Ağabeyime karaciğer dokusu verebilmem için zayıflamam gerekiyormuş. Diyet yazdılar, ben de uyguladım. Altı ayda zayıfladım. Kilo vermek çok kolay değildi ama azmedince, bir de ağabeyimi çok sevince zayıfladım” diye konuştu. (AA)

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 289 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...102030...Son »