Haber

Vural’dan Ak Parti’ye ‘Evren’li benzetme

Vural'dan Ak Parti'ye 'Evren'li benzetme

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ”Kenan Evren’in anayasayı ilga etmesiyle bugün AKP’nin anayasayı yok sayan Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nu geçirmesi arasında zihniyet açısından bir fark yok” dedi.

Vural, kürsünün önüne Türk bayrağı asarak düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı seçimi düzenlemesiyle ilgili ”kanunla anayasanın değiştirildiğini” savundu.

”Bu durumda Anayasa kimi bağlayacak?” diye soran Vural, ”AKP’yi bağlamadığı açık. Böylece bir Anayasa darbesi yapılmıştır. Bu, parmak darbesidir. Anayasayı parmaklarla, çoğunluk iradesiyle, değiştirmeden ilga etmektir” dedi.

İçtüzük değişikliği teklifiyle Mecliste muhalefetin sesini kısmak için de ”darbe yapılmak istendiğini” öne süren Vural, ”Kenan Evren’in anayasayı ilga etmesiyle, bugün AKP’nin anayasayı yok sayan Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nu geçirmesi arasında zihniyet açısından bir fark yok. Onun için bunlar aynı sudan içmişler, aynı yoldan geçmişler, aynı yöntemleri kullanıyorlar” diye konuştu.

19 Mayıs ile ilgili genelgenin AK Parti döneminde yayınlandığını belirten Oktay Vural, ”Genelgeyi hazırlayanlar kendileri. Başbakan kılavuzunu değiştirsin. Yönetmelik 1981 yılında hazırlandı, genelgeyi siz çıkardınız. Sayın Başbakan yönetmelik ile yönerge arasındaki farkı bilmiyor.

Minareyi çalmışlar kılıf uydurmaya çalışıyorlar. Çıkın açıkça, yüreklice söyleyin. Eleştirileri hazmedemiyorsanız halkın bu bayramları kutlamasına imkan sağlayan uygulamaların devam etmesine imkan sağlayın. İçeriğini nasıl yaparsanız yapın” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiasıyla ilgili soruşturmanın iki yılı aşkın süredir devam ettiğini hatırlatan Vural, ”İşte size faili meçhul. Suikast yok ise bu iddianın kimler tarafından neden, hangi amaçla yapıldığını bilmemiz gerekiyor. Kim var bunun arkasında?” diye sordu.

Hrant Dink suikastının ardından Ogün Samast’ın yakalanmasıyla ilgili Arınç’ın ”O fotoğraf bile başlı başına bir örgüt olduğunu ortaya koyuyor. Türk bayrağının önünde yakalandıktan sonra fotoğrafı görün” dediğini aktaran Vural,Arınç’ın bu sözlerini eleştirdi.

Basın toplantısı yaptığı kürsüye Türk bayrağı asan Vural, ”Yarın bir gün ‘Türk bayrağı ile fotoğraf çektirmişler, bir örgütü var, örgütsel faaliyet yürütmektedir’ diyerek bizim hakkımızda da suç duyurusunda bulunabilirler” dedi.

”Yeniden yargılama gündeme gelebilir”

Yargı reformu paketiyle ilgili bir bir soru üzerine Vural, ”Bu yargı reformu değil. Bu paketin içine saklanmış asıl amaç; örgüt üyesi olan PKK’lıları serbest bırakmaktır. Bilerek, isteyerek suç örgütü için suç işleyen birisi örgüt üyesi sayılmayacaktır.

Bu kesinlikle bir aftır. Bu af, PKK, BDP ile yapılan pazarlıkların sonucu getirilmiştir. Bu tasarıyı görmedim ama belki yeniden yargılanma konusu tekrar gündeme getirilebilir” diye konuştu.

Vural, Fransa’daki Ermeni tasarısıyla ilgili soru üzerine, ”Kanun çıkarsa büyük bir yaptırım olarak ‘Büyükelçisi Türkiye’ye çağrılmıştır’ denilecek. Gerçekten büyük yaptırım. Sonra sessiz sedasız geri dönecektir. Öyle bir şey olur mu? Adam gibi yaptırım uygulayacaksan, Senato görüşünceye kadar büyükelçiyi göndermeyeceksin” dedi.

Fransa Senatosunun düşünceyi engelleyen bu anlayıştan geri adım atmasını isteyen Vural, ”Bu konuda iktidarıyla muhalefetiyle dimdik ayaktayız” diye konuştu.

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

BDP: Meclis, kazılara el atsın

BDP: Meclis, kazılara el atsın

BDP’li Tan, Diyarbakır İçkale kazılarında ortaya çıkan insan kemikleriyle ilgili Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Kültür Bakanlığı’nca restorasyon yapılan bölgede Diyarbakır eski Cezaevi’nin bulunduğunu belirten, burasının halk arasında “JİTEM merkezi” olarak tanımlandığını iddia eden Tan, ortaya çıkartılan cesetlerin Hıristiyan, Müslüman veya Yezidi inancı gibi herhangi bir inanca göre değil, sınırlı bir alanda yüzeye yakın ve üst üste gömüldüğünü anlattı.

Cesetlerin ilk çıktığı günden bu yana 15 gün geçmesine karşın kamuoyuna tatminkar bir açıklama yapılmadığını anlatan Tan, tam tarihi verilemese de cenazelerin hangi döneme ait olduğuyla ilgili bir açıklama yapılabileceğini söyledi. Meclis’in bu işe acilen el atması gerektiğini belirten Tan şunları şöyle devam etti::

“Bölgede çok sayıda ceset olduğuyla ilgili iddia var. Çünkü çok fazla faili meçhul, çok sayıda kayıp insan var. Aynı şekilde Şırnak Güçlükonak’ta da benzer cesetler çıktı. Meclis mutlaka bu işe el atmalı. Bir savcı-emniyet görevlisi keyfine, kendi uygulamalarına bırakılacak bir mesele değil. Bölgedeki bütün iddialar Meclis tarafından soruşturulmalı. Bir heyet kurulmalı. Bu heyetin elde ettiği bilgiler doğrultusunda ciddi kazılar yapılmalı. Bu kazılarda adaletinden şüphe edilmeyen bilirkişiler olmalı. Siyasi parti temsilcileri olmalı. Öldürülen bu insanların hak ve hukukları tespit edilmeli. Ailelerin yüreklerine su serpmek gerek. Türkiye’nin karanlık tarihi ile yüzleşip bundan sonrası için de demokratik bir Cumhuriyete gidebilmenin önü açılmalı.”

-DÖNEMİN GÜVENLİK GÜÇLERİ SORGULANMALI-

Konuyla ilgili Meclis araştırması açılması için önerge verdiğini söyleyen Tan, “Cesetlerin hangi döneme ait olduğuyla ilgili bir tespitlerinin olup olmadığı” sorusuna uzman olmadığı için yanıt veremeyeceğini ancak duyumlara göre olayın çok vahim ve ciddi olduğunu söyledi. Tan, “Devlette de bunların bilgisi olduğuna inanıyoruz. Dönemin Diyarbakır MİT Bölge istihbarat yetkilileri, askeri yetkililer, Kolordu komutanları, cezaevi müdürleri, o dönemdeki siyasiler, bürokratlar gibi olaylarda bilgisi, ilgisi olabilecek kişilerin tamamının acilen bilgisine başvurulmalı” dedi.

Kayıplar, faili meçhul olaylarla ilgili halk arasında “JİTEM, kontrgerilla, derin devlet”le ilişkilendirme noktasında bir genel kanaat olduğunu anlatan Tan, “O dönemde birçok insanı aldılar, bu insanlar bir daha gelmedi. Halkın kanaati bunların öldürülüp bir yerlere gömüldüğü noktasında. Olay mahalli bu operasyonların yapıldığı merkez olarak biliniyor” dedi.

ANKA

Devamını okumak için tıklayınız »

Somali için tezkereye 1 yıl uzatma

Somali için tezkereye 1 yıl uzatma

Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerinde yaşanan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine karşı görevlendirildiği tezkerenin bir yıl süreyle uzatılmasını öngören Başbakanlık tezkeresi Meclis Başkanlığına sunuldu.

Tezkerede, “Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının söz konusu bölgelerde konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafazası ve korsanlık-deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine karşı uluslararası toplumca yürütülen müşterek mücadele harekatına aktif katılımda bulunulması sağlanarak, bu alanda BM sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edilmiştir” denildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölgede görev icra etmesine izin veren TBMM kararının süresinin son olarak 7 Şubat 2011 tarihinde uzatıldığı hatırlatılan tezkerede, bu sürenin 10 Şubat 2012 tarihinde sona ereceği hatırlatıldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının süresinin de 22 Kasım 2011 tarihinde 1 yıl uzatıldığı anımsatılan tezkerede şöyle denildi:

“Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için Hükümete verilen bir yıllık izin süresinin, 10 Şubat 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını Anayasa’nın 92’inci maddesi uyarınca arz ederim.”

ANKA

Devamını okumak için tıklayınız »

Cihaner: Mumcu cinayeti de aydınlanır

Cihaner: Mumcu cinayeti de aydınlanır

Cihaner, katledilişinin 19. yılında Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’yu anma amacıyla Aliağa Belediyesi’nin düzenlediği “Demokrasi İçin Adalet” konulu söyleşiye katıldı. Burada konuşan Cihaner, Türkiye’de geçmişte yaşanan birçok acı olayın net ortaya çıkarılamadığını ifade etti. “Ülkemiz aydınlar mezarlığına döndü ve hiç biri net bir şekilde ortaya çıkarılmadı” diyen Cihaner, “Sivas ve Maraş olayları da aynı şekilde, üzerlerinde hep bir fluluk var” dedi. Uğur Mumcu’nun “rabıta skandalı”nı ortaya çıkardığını anımsatan Cihaner “İstihbarat örgütlerini, gerici örgütlenmeleri soruşturuyordu. Kürt sorununu araştırıyordu. 12 Eylül’deki hak ihlallerini araştırıyordu. Çok geniş bir yelpazenin hedefindeydi” dedi.

Türkiye’de yargı sisteminin sorunlu olduğunu ifade eden Cihaner, “Türkiye’de yargı hiçbir zaman bağımsız olmadı. Yargı, ‘gelene ağam, gidene paşam’ dedi. 12 Eylül’de darbecilerin emrine girdi. Bugün gelinen noktayı ise hepiniz biliyorsunuz, yargı siyasi iktidar ile aynı çizgiye geldi” diye konuştu. Cihaner, Türkiye’de yargılama kültürünün yanlış olduğunu belirterek, “Özel Yetkili Mahkemeler adil ve etkin sorgulamanın önündeki en büyük engellerdir. Dink Cinayetinde ‘Örgüt var ama delillendiremedik’ demek etkin bir soruşturma yapamadık demektir. Özel yetkili mahkemeler mutlaka kaldırılmalı. Yani aslında Uğur Mumcu cinayetinden bu yana yargıda değişen bir şey yok” değerlendirmesinde bulundu.

“Uğur Mumcu davasının aydınlanabilmesi için Hrant Dink davasına pilot olarak görebiliriz” diyen Cihaner, “Bu davada her şey aydınlatılabilirse Uğur Mumcu ve üstü örtülen cinayetler de aydınlığa kavuşur” diye konuştu. Yaşanan olaylarda istihbarat örgütlerinin rolünün hiç tartışılmamış olmasını çok önemsediği belirten Cihaner, şöyle devam etti:

“Devletin birçok istihbarat örgütü var. Örneğin şimdi içinde işadamı, askeri, gazetecisi, bilim adamı çok geniş kitleyi kapsayan bir yapılamadan, sözde illegal bir durumdan Ergenekon’dan bahsediyorlar. Maden bu kadar büyük ve geniş bir kapsamlı oluşum var. O zaman devletin istihbarat birimleri nerededir? Görevi nedir? Diye sormak lazım.”

ANKA

Devamını okumak için tıklayınız »

Şırnak Valiliği, Taraf gazetesine tepki

Şırnak Valiliği, Taraf gazetesine tepki

Şırnak Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, ”Valilik: Bize Katırlar Silah Yüklü Demişlerdi” başlıklı haberin teyit ettirilmeden hazırlandığı ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı belirtildi.

Açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında, ”Vali: Bize Katırlar Silah Yüklü Demişlerdi” şeklinde haberlere yer verildiği belirtilerek, konuyla ilgili valiliğin açıklama yapmasına ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.

Şırnak Valisi Vahdettin Özkan tarafından herhangi bir gazeteye, habere konu edilen hususlarla ilgili bir açıklama yapılmadığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

”Söz konusu açıklama bir köy muhtarıyla yapıldığı iddia edilen görüşmelere dayandırılmaktadır. İl Valisine teyit ettirilmeden gazetede yer alan şekilde haber yapılmasının sorumlu yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı değerlendirilmektedir. 28.12.2011 tarihinde meydana gelen olaydan sonra olay yerinde silah ve mühimmat bulunduğu iddiaları ile ilgili olarak kolluk kuvvetleri olay yerine sevk edilmiş ve bu iddia teyit edilmemiştir. Vali tarafından Heron görüntülerinin incelemesinin yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Zira söz konusu incelemeler, ilgili makamlar tarafından titizlikle yürütülmektedir. Esasen Valiliğin bu konuda açıklama yapması, hukuki sürecin sıhhatli işleyişi ile bağdaşmamaktadır. Söz konusu olayla ilgili etkin bir biçimde inceleme ve soruşturma yapılabilmesi için Şırnak Valiliği ve bağlı tüm birimleri gereken her türlü desteği en üst seviyede vermektedir. Vali tarafından Uludere ilçemizde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Valiliğimizce yapılan taziye ziyareti sonrasında bu vatandaşlarımızın yakınlarıyla insani ve vicdani bir biçimde beraber olmak için örfi olarak kendileri Valilik Konutu’na akşam yemeğine davet edilmiş ve ailelerle samimi ortamda hasbihalde bulunulmuş ve acıları paylaşılmıştır.”

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

Büyükelçi: Dönüşüm seçenekler arasında

Büyükelçi: Dönüşüm seçenekler arasında

Fransa Senatosunun, Ermeni yasa teklifini kabul etmesinden sonra Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, “Bu çok yanlış bir karar. Bunun sorumlusu biz değiliz. Biz elimizden geleni yaptık” dedi.

Burcuoğlu, “Türkiye’ye istişareler için çağrılacak mısınız” sorusuna da “Bu da seçeneklerden biri” yanıtını verdi.

Yasa teklifini hazırlayan iktidardaki Halk Hareketi için Birlik (UMP) partisinin milletvekili Valerie Boyer, teklifin Senatoda kabulünden sonra göz yaşlarına hakim olamadı.

Boyer, Senatodaki oylamadan sonra basına yaptığı açıklamada, böyle bir yasa teklifinin mimarı olduğu için kendisiyle gurur duyduğunu söyledi.

Valerie Boyer, kendisi için çok duygusal ve anlamlı bir gün olduğunu ve yasa teklifinin kabul edilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

İnce: AYM, AK Parti’yi kollama noktasına geldi

İnce: AYM, AK Parti'yi kollama noktasına geldi

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Anayasa Mahkemesi’nin iktidarı denetlemekle görevli olduğunu, ancak bugün AK Parti’yi koruma ve kollama noktasına geldiğini iddia ederek, ”Muhalefeti dizayn etme, susturma görevi yapmaktadır” dedi.

Salihli’de Şehir Tiyatro Salonu’nda düzenlenen Uğur Mumcu’yu anma etkinliğine katılan İnce, hükümeti ve yargıyı eleştirdi.

İnce, Anayasa Mahkemesi’nin, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve kendisine 6 biner lira ceza verdiğini anımsatarak, şu görüşleri savundu:

”Bana cezayı kesen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yargıç mı, hakim mi? İktisatçı. Dünyada Anayasa Mahkemesi’ne başkan olup da hukukçu olmayan tek başkandır. Rahmetli Turgut Özal hukukçuların Anayasa Mahkemesi’ne atanmasını düzenlerken o arada Haşim Kılıç’ı atıyor. Sonra Anayasa Mahkemesi bu kararı iptal ediyor, fakat Anayasa Mahkemesi kararları geriye işlemediği için Haşim Kılıç orada kalıyor. Sonra Anayasa Mahkemesi başkanı oluyor. Anayasa Mahkemesi iktidarı denetlemekle görevlidir. Ama Anayasa Mahkemesi bugün AKP’yi koruma ve kollama noktasına gelmiştir. Muhalefeti dizayn etme, susturma görevi yapmaktadır. Biz bu cezadan sanki korkacağız. Devlet bize dünya kadar maaş veriyor, biriktirip ödeyeceğiz. Senden mi korkacağız?”

Anma etkinliğine CHP Manisa milletvekilleri Hasan Ören, Özgür Özel, Sakine Öz, Salihli Belediye Başkanı Mustafa Uğur Okay ile vatandaşlar katıldı.

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

Avrupa Birliği, Fransa’ya bu defa sessiz

Avrupa Birliği, Fransa'ya bu defa sessiz

AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Komiseri Stefan Füle, selefi Olli Rehn’in aksine Fransız tasarısını eleştirmeyi reddediyor. Rehn, benzer bir tasarının Ekim 2006’da Fransa’da tekrar gündeme gelmesi üzerine birkaç defa uyarı yapmıştı.

Stefan Füle’nin basın ofisinden yapılan açıklamada, Komisyon’un üye ülkelerin milli meclislerinde yapılan oylamalarla ilgili yorum yapmadığı belirtildi. Açıklamada, Türkiye ile üye ülkeler arasında itidalin hâkim olması temennisi dile getirildi.

Olli Rehn ise 2006’da “Fransa’daki tasarının ters tepeceği konusundan endişe ediyorum” demiş ve tasarının kanunlaşması durumunda Türkiye’deki tartışmanın “duracağını” vurgulamıştı. Rehn, “Hem Türkiye’de daha açık ve şeffaf bir tartışma istemek daha zorlaşacak hem de Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşma çabaları büyük darbe yiyecek.” görüşünü dile getirmişti.

CİHAN

Devamını okumak için tıklayınız »

Kurtulmuş: Bu kararı asla unutmayacağız

Kurtulmuş: Bu kararı asla unutmayacağız

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin Fransa Senatosunda kabul edilmesiyle ilgili, ”Fransa’nın tüm evrensel değerleri ayaklar altına alarak attığı bu adımın asla unutulmayacağını” bildirdi.

Kurtulmuş, yaptığı yazılı açıklamada, ”Fransa’nın düşmanca tavır sergilediğini” belirterek, ”Bu tavrın asıl gerekçesi, Fransa’nın Ermeni dostu olması değil, Türkiye’ye düşman olmasıdır. Fransa, gerçekten tarihle yüzleşmek istiyorsa kendi kanlı tarihine bakmalıdır. Fransa’nın tarihi bize; Urfa’nın Şanlıurfa olmasını, Maraş’ın Kahramanmaraş olmasını ve Antep’in Gaziantep olmasını hatırlatıyor. Fransa bu söylediğimizin ne anlama geldiğini gayet iyi bilir” ifadesini kullandı.

Süreçten, Fransa’nın daha zararlı çıkacağını ifade eden Kurtulmuş, açıklamasını şöyle sürdürdü:

”Fransa’da bu yasanın kabul edilmiş olması Türkiye’ye kaybettirmez. Yaşanan bu gerilimin sonrasında Türkiye’den daha fazla zarar görecek olan taraf Fransa’dır. Çünkü bu kanun, başta düşünce ve ifade özgürlüğü ilkesine aykırıdır. Fransa’nın tüm evrensel değerleri ayaklar altına alarak attığı bu adımı asla unutmayacağız.”

Türkiye’nin atması gereken adımlar konusunda daha önce yaptığı açıklamaları hatırlatan Numan Kurtulmuş, ”Dışişleri Bakanlığımız, geçmişteki hatasını tekrar etmemeli, kalıcı adımlar atmalıdır. Asıl itibariyle, Fransa’nın aldığı karar, dünyanın sonu değildir. Öyle de olsa, Türkiye, tüm dünya kamuoyuna kendini doğru anlatabilmelidir. Hükümet, her platformda gerekli adımları atmalı ve Fransa’ya uluslararası platformlarda gereken tavrı göstermelidir” görüşünü aktardı.

Kurtulmuş, şu adımların atılmasını istedi:

”1- Ciddi bir tavır, paradigma değişikliğine gitmeliyiz. Bugüne kadar 20′den fazla ülke benzer kararları aldı. 2015′e doğru çok sayıda benzer kararla karşı karşıya kalabiliriz. Tanıma sürecini tazminat ve toprak talepleri takip edebilir.

2- Geçmişimizle yüzleşme veya geçmişinize ayna tutma işi istismarcıların elinden kurtarılmalıdır. Bunun için özellikle Dışişleri arşivleri açılmalıdır. Geçmişin üzerinden köşeye sıkıştırılmaktan kurtulmalıyız.

3- Yasa kabul edildiğine göre, hemen bugün; Türkiye’nin Paris Büyükelçisi geri çağrılmalıdır. Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Türkiye’den gönderilmelidir. Fransa’nın devlet ihalelerine katılımı engellenmelidir.

4- Lobicilik noktasındaki zaaflarımız giderilerek, Avrupa’daki iş adamlarımız, siyasetçilerimiz, bilim adamlarımız harekete geçirilmelidir. Lobicilik anlık bir iş değildir.

5- Bunun yanında, Azerbaycan’ın hassasiyetlerini dikkate alacak şekilde, bir komşu ülke olarak Ermenistan’la ilişkilerin doğrudan düzeltilmesi için de stratejik adımların atılması gerekir. Aradaki istismarcı kimi ülkelerin saf dışı bırakılmasını başarmalıyız.”

AA

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

CHP’li Haluk Koç’tan Fransa’ya sert tepki

CHP'li Haluk Koç'tan Fransa'ya sert tepki

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) CHP’li üyesi Haluk Koç, “Tarihte yaşanmış acı olayların bir yasa tasarısıyla tartışılmasını dahi yasaklamak Avrupa Komisyonu İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesine aykırıdır” dedi.

Koç, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin Fransa Senatosunda kabul edilmesinden önce AKPM genel kurulunda yaptığı konuşmada, AKPM parlamenteri olarak bu yasadaki cezalandırmaya ilişkin noktaları reddettiğini açıkça Fransa topraklarında ifade ettiğini belirterek, “Ancak oturumu yöneten Fransız başkan ‘bunu daha sonra tartışırız’ dedi” diye konuştu.

Türkiye’nin haksız bir suçlamayla karşı karşıya olduğunu ve tarihte yaşanmış acı olayların bir yasa tasarısıyla tartışılmasını dahi yasaklamanın Avrupa Komisyonu İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesine aykırı olduğunu vurgulayan Koç, bu yasanın AİHM düşünce ve ifade özgürlüğüne de aykırı olduğunu kaydetti.

Haluk Koç, “Fransa’da uluslararası mahkemeler tarafından tanınan ve soykırım tanımına giren Holokost gibi, Yahudi soykırımı gibi konular ancak cezalandırılabilirken, AB çerçeve anlaşması bunu öngörürken, tüm bunlar unutuluyor. Fransa’ya her gelişimizde bunu parlamenter olarak tartışma hakkımızı bu yasaya rağmen yapacağımızı ifade ettim. Türk delegasyonu adına ben yaptım. Doğrudan kaçılmaz. Yanlışa son verilir. Biz AKPM’deki mücadelemize her platformda devam edeceğiz” dedi.

AA

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 289 sayfa, 10. sayfa gösteriliyor.« İlk...89101112...203040...Son »