Haber

Akıl almaz ölüm

Akıl almaz ölüm

Mehmet KAYMAK

ADANA – Merkez Çukurova ilçesi Belediyeevleri Mahallesi’nde oturan Abdi Erol, öğleden sonra hava almak için evinin karşısındaki parka geldi. Bir süre parkta oturan Erol, daha sonra dolaşmak istedi. Yağmur nedeniyle park içerisindeki yolda oluşan su birikintileri nedeniyle kenardan gitmek isteyen Erol, ayağı kayınca dengesini kaybedip düştü. Başı suyun içine giren ve bir tarafı felçli olduğu için kalkamayan Erol, fark eden de olmayınca boğuldu.

Bir süre sonra gören bir vatandaşın haber vermesi üzerine gelen sağlık görevlilerinin yaptığı incelemede, sadece başı su birikintisi içerisinde bulunan Erol’un boğularak öldüğü anlaşıldı.

Erol’un cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.(dha)

Devamını okumak için tıklayınız »

‘Boğaz’da balık yemek istiyorum’

'Boğaz'da balık yemek istiyorum'

Bakırköy Devlet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde, yatakların perdelerle ayrıldığı bir odada buluyoruz Tomris Oğuzalp’i. Baş ucunda serum, kafasında kızıl saçlarını örten siyah bir bere, yüzü bembeyaz, yorgun. Kısık sesle, zar zor konuşuyor, “Su içmemişim, serum taktılar” diyor. Şimdiki zamanı kısa kesiyor, geçmiş ve gelecekten bahsediyor: “Artık düzelip aranıza karışmak, Boğaz’da balık yemek istiyorum. Geleceğe güzel bakmak lazım… Ama şimdiki aklım olsa, daha tutumlu yaşardım. Düşünmedim bugünleri.”
Hem sağlık sorunları hem de borçları yüzünden zor günler geçiren sanatçının durumu basına yansıyana kadar yanında yalnızca birkaç kişi vardı: ‘Kızım gibi’ dediği 10 aylık komşusu Handan Meyveci ve babasının ikinci eşinden olan yeğenleri.
Yeğenleri, uzun yıllar Tomris Hanım’ın durumunu kendi aralarında çözmeye çalışmışlar. Ama Tomris Hanım’ın kendi isteğiyle Cerrahpaşa’ya yaptığı 20 bin liralık bağış, kredi kartı borçlarına eklenince emekli maaşına haciz gelmiş. En sonunda Devlet Tiyatroları’na haber vermişler, onlar da basına duyurmuş olan biteni.
“Bu kadar gururlu bir kadının kameraların önünde ‘Ayağımı yorganıma göre uzatmayı bilemedim’ diyecek hale gelmesi içimizi parçalıyor” diyor komşusu Handan Hanım. Nisanda apartmanlarına taşındığından beri sağlığı kötüye giden sanatçıyla ‘annesi gibi’ ilgileniyor, “En büyük derdi yalnızlık” diyor. Çocukluğu ‘Arkası Yarın’ı dinleyerek geçmiş, onun sesiyle büyümüş. Şimdilerde, Tomris Hanım “kapını kapatma, seni görebileyim” diyor, kapıları açık bırakıyorlar. 

Eski günler
Yeğenlerinden Emine Barutçu, Tomris Hanım’ın gençlik günlerini anlatıyor: “Küçüktüm, bir bayram babamın evindeydik. Ajda, Semiramis Pekkan, Fikret Hakan, Tijen Par arabayla onu almaya geldi. İyi giyinmeyi, yemeyi, gezmeyi severdi. Kıyafetleri Beymen’den, Vakko’dandı.”
Handan Hanım da uzun uzun dinlemiş anılarını: “Elmadağ’da otururmuş. Eve otel gibi gelmiş, gitmiş. Yemek yapmayı bilmez. ‘Hiç ev hanımlığım olmadı kızlar’ der bize. Ev de almamış, ‘Çoluğum çocuğum yok, ne yapayım evi’ demiş.”
“Eli çok açıktır. Cebinde 10 milyon var, apartman merdivenlerini silen teyzeye vermeye çalışıyor. ‘Sıkışıksınız, yapmayın’ diyorum, ben yokken veriyor. Etrafındakiler de vaktiyle yemiş, içmiş onun parasıyla.”
“Garipçe Köyü’ne götürdük gezmeye. Arabaya üç kişi anca bindirdik, zor yürüyor, ama ‘haftaya nereye gideceğiz?’ diyor. Pelit’te çay içmeyi, Divan’da yemeyi sever.”
“Disiplinli, otoriter, işini çok seven bir insan. Hayatında oynadığı rolleri taşıyor sanki hâlâ. Ani iniş çıkışları vardır. Mimikleri çok kuvvetlidir. ”
“Çok da komiktir. Beyaz Melek’te rol önermek için Mahsun Kırmızıgül aradığında inanmamış, ‘Ben de Emel Sayın’ demiş.”
“Zor beğenir. Peynir getiririz, yemez. Dört sene o çöpe döktü, ben taşıdım. Hiç yılmadım. Hayatı bu ufacık evde geçiyor ama, “Beni insan gibi yaşatıyorsunuz” diyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Kıvırcık Ali unutulmadı

Kıvırcık Ali unutulmadı

11 Ocak 2011′de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Türk Halk Müziği sanatçısı Kıvırcık Ali (Ali Özütemiz), dün akşam Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen etkinlikle anıldı. Şişli Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliğe Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün yanı sıra Edip Akbayram Arif Sağ, Erdal Erzincanlı, Onur Akın’ın da bulunduğu halk müziği sanatçıları katıldı.

Haber ajanslarından verilen bilgiye göre etkinlik, Anıt Mezar Proje Yarışması kapsamında gerçekleşti. Yarışmada birinci Nevzat Atalay, ikinci Ümit Öztürk, üçüncü Songül Terlek ve Sevilay Ökçe olurken, Jüri Özel Ödülü de Enver Özkan’a layık görüldü. Törende konuşma yapan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül şunları söyledi: 

“Kıvırcık Ali sazı ile sözü ile zaman zaman bizi düşündürdü, heyecanlandırdı. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte Kıvırcık Ali için bir Anıt Mezar Proje Yarışması düzenledik. Kıvırcık Ali’nin anıt mezarını bir an önce Şişli Belediyesi olarak yapacağız. Bugün birinci ölüm yıldönümüne katılan bütün sanatçı dostlarımıza ve yurttaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Konuşma yapan Edip Akbayram ise sevenleri ve dostlarının Kıvırcık Ali’yi yalnız bırakmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Şişli Belediyesi ona güzel bir mezar yaptıracak. Her zaman onu sevdikleri ile ziyaret edebilecekleri güzel bir yeri olacak. Ali çok sevdiğim bir kardeşim. Soyadı Özütemiz’dir. Soyadı gibi kendisi ve yüreği tertemiz bir insandı.

Yüreğinde hep sevgi, saygı vardı. Büyüğü ile büyük, küçüğü ile küçük olan birisiydi. Müzik adına yapacağı çok güzel şeyler vardı. Ama ölüm tabii ki insanlar için. Onu sevgiyle rahmete anıyoruz.” (Bianet)

Devamını okumak için tıklayınız »

‘Çıplak göremiyorum’ deyip savcılığa gitti

'Çıplak göremiyorum' deyip savcılığa gitti

İstanbul polisine gelen e-mail ihbarları arasında hızla artış gösteren bir dolandırıcılık olayı pes dedirtecek şekilde. İnternet üzerinden satış yapan siteler üzerinden verdikleri çıplak gösteren gözlük siparişi sonucu gelen paketlerden alakasız malzemeler çıktığını belirten yüzlerce kişinin emniyete attığı e-mail ihbarı gün geçtikçe artıyor.

587 kişi gerçek ya da sanal isimlerle emniyete konuyla ilgili ihbarda bulundu. Gelen ihbar mailleri arasında Diyarbakır’dan mail atan bir mağdur ürün için 590 TL para ödediğini belirtirken bu rakam ihbarlar üzerinde en düşük 120 TL olarak tespit edildi. İhbar yapan 587 kişiden ise yalnızca bir kişi gerçek anlamda polise sikayetçi olarak savcılığa suç duyurusunda bulundu. E.K. isimli kişi dilekçesinde internetteki bir gözlük sitesi üzerinden verdiği çıplak gösteren gözlük için 150 TL para ödediğini belirterek bulunduğu yerin kargo şirketine gönderilen paketten normal gözlük ile bitkisel çay çıktığını belirtti.

BİR KİŞİ CESUR ÇIKTI
Dolandırıldığını anladığını belirten E.K polise şikayetçi olarak Kadıköy Savcılğı’na suç duyurusunda bulundu. Polisin yaptığı incelemelerde ise gelen ihbar mailleri üzerinde belirtilen 4 site üzerinden yapılan satışlarla ilgili verilen hesap numaralarının 3’üncü ve 4’üncü kişilere ait hesap numalaraları olduğu tespit edildiği öğrenildi. (vatan)

Devamını okumak için tıklayınız »

‘İffet’ RTÜK’ten sorulur!

'İffet' RTÜK'ten sorulur!

Habertürk’ün haberine göre, Radyo Televizyon Üst Kurulu, aşkı ve sadakati yozlaştırdığı iddiasıyla Star TV’de yayınlanan ‘İffet’ dizisine 100 bin TL ceza kesti. RTÜK, İffet dizisindeki aile içi ilişkilerin genel ahlak ve adaba aykırı olması gerekçesiyle dizinin gençlerin izlediği saatlerde yayınlanmasını sakıncalı buldu.

İki kardeşin aynı kişiye âşık olup ilişki yaşaması gibi durumların, senaryo da olsa aşkı ve sadakati yozlaştırdığına dikkati çeken RTÜK, söz konusu sahneler, çocuk ve gençlerin izlediği saatte yayınlandığı için kanala 99 bin 906 TL ceza kesti.

‘İÇKİ ŞİŞELERİNİN YAKIN ÇEKİMLERİ…’

Star TV’de genel izleyici koduyla 29 Ekim 2011 tarihinde 19.55’te yayınlanan bölüme ilişkin inceleme sonucunda RTÜK tarafından şu tespitler yapıldı: “Oyuncuların sıkça alkol tükettikleri ve içki şişelerinin sık sık yakın çekimlerde gösterildiği, erkek kardeşlerden Erhan’ın ağabeyi Ali İhsan’ın nişanlısına âşık olduğu ve cinsel birliktelik yaşadığı, bir gece kulübünde, parmaklıklarla çevrili localarda dans eden bikinili genç kızların striptizi andıran gösterileri, İffet adlı genç kızın tutkulu aşk yaşadığı taksi şoförü Cemil tarafından tecavüze uğraması ve hamile kaldığında da sevgilisi tarafından terk edildiği, tespit edildi.” (Habertürk)

Devamını okumak için tıklayınız »

Bilim tarihinde bir ilk

Bilim tarihinde bir ilk

National Geographic’te yer alan habere göre, bilim insanları ilk defa Güneş’in atmosferinde buharlaşan bir kuyruklu yıldız görüntülemeyi başardı. Kuyruklu yıldızın, Güneş’in çok yakınından geçen binlerce “Kreutz” buzul parçasından biri olduğu açıklandı.

Kuyruklu yıldız, Güneş’e çok yaklaşan gök cisimlerini takip edebilen NASA’nın SOHO uzay aracı tarafından gözlemlendi. C/2011 N3 adı verilen Kreutz kuyruklu yıldızı, buharlaşmaya başlamadan önce Güneş’in 97 bin 200 kilometre yakınına kadar sokuldu. C/2011 N3’in öncesinde net bir şekilde gözlemlenen “Lovejoy” kuyruklu yıldızı, Aralık 2011’deki Güneş’i sıyırmayı başarmış ve erimekten kurtulmuştu.

Kreutz kuyruklu yıldızlarının, yüzyıllar önce parçalanarak binlerce parçaya ayrılan dev bir buzul kuyruklu yıldızın parçaları olduğu düşünülüyor. Buzul kuyruklu yıldızlar, ilk olarak 19’uncu yüzyılda yaşamış Alman gök bilimci Heinrich Kreutz tarafından keşfedilmiş ve onun adıyla anılmaya başlamışlardı. (hürriyetplanet)

Devamını okumak için tıklayınız »

Bu bir isyan!

Bu bir isyan!

‘Butik okul açmak değil derdimiz. Biz eğitimin kamusal bir hak olduğunu düşünüyoruz ve toplumsal fayda için uğraşıyoruz. Bu uğraşı, kamu politikalarını zorlayacak bir talep olarak okuyabilirsiniz. ‘Ben çocuğuma yeterli eğitim veremiyorum’ diyen bir grup insanın bu işi yapması pekâlâ politik bir talep. Sen ey devlet bunu yapamıyorsun! Sen ey özel okul beni müşteri yerine koyuyorsun. Evet, bu bir isyan!’ diyor Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Ece Öztan. “Canımızın sıkılması yetti. Her şeyi eleştirmekten öteye gidip, artık bir şeyler yapalım dedik”.

İşte bu can sıkıntısı, 2009 yılında çoluklu çocuklu birkaç akademisyen ve eğitimbilimcinin çay, kahve sohbetlerinde devrim niteliğinde bir projeye dönüştü: ‘Başka Bir Okul Mümkün’ (BBOM). Biri Bodrum’da biri İstanbul’da açılacak iki okul, ana sınıfı ile ilköğretim birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileriyle eğitim hayatına yeni bir anlayış getirmeye hazırlanıyor. Projenin mimarlarından Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Burak Ülman, çıkış noktalarının, eğitim sisteminin tek-tip öğrenci yetiştirme, çocukların özgüveninin örselenmesi, çocuklara söz söyleme hakkı verilememesi, yaratıcılıklarını ortaya çıkaramaması, hiyerarşik ve disipliner bir yapısının olması gibi sorunlar olduğunu söylüyor. E bir de para meselesi var: Bir yandan kaynakları kısıtlı devlet okulları, diğer yandan tamamen kâr amacı güden özel okullar. Dahası, içine girdiğimiz ekolojik krizi görmeyen eğitim yapısı…

BBOM’nin yapısı nasıl?
BBOM, öncelikli olarak, alternatif eğitim tekniklerinin kullanıldığı bir eğitim anlayışını ortaya koyuyor. Temel referans noktası çocuklar. Çocukların yaratıcılıklarını ve özgüvenlerini besleyen, onlara alan açan bir eğitim anlayışı benimseniyor. İkincisi, kâr amacı gütmeyen, sadece okulun çarkını döndürecek bir finansman modeli işliyor. Üçüncüsü, öğrenciler ekolojik sıkıntılar hakkında bilinçlendiriliyor. Burak Ülman bu hususu, çocukluğumun karabasanı olan havuz probleminden yola çıkarak anlatıyor: “İki musluk dolduruyor biri boşaltıyor, yani su sonsuz bir varlıkmış gibi gösteriliyor, doldur, boşalt, doldur, boşalt! Soru yağmur sularının toplanması üzerinden kurgulansa, çocuklar açısından önemli bir farklılık oluşur. Veya hız problemlerinde iki araba yolculuk yapıyor, biri A şehrinden çıkmış, biri B şehrinden… Bu iki araba ne zaman karşılaşır diye soruluyor. Arabayı, benzini, egzozdan çıkan karbonmonoksiti normalleştiren sorular bunlar. Bunları trene, bisiklete, yelkene çevirmek bile çocukları ekolojik anlamda bilinçlendirir”. BBOM’nin dördüncü ve son ‘jesti’ ise öğrencilere ‘kendi kaderini kendi tayin etme hakkı’ verilmesi: Sınıf meclisi toplantılarıyla başlayan pazartesiler… Yani öğrenciler kendilerini ilgilendiren bütün kararlarda bizzat aktör. Ve üstelik bu toplantılarda kararlar oy çokluğu ile değil uzlaşmayla alınacak. BBOM koordinatörü Feyza Eyikul, “Okulu açtığımızda ilk yıl yaşları küçük öğrencilerimiz olacak, dolayısıyla çocuklar demokratik teamülleri öğrenerek büyüyecek” diyor.

Buraya kadar okul harika bir dünya gibi duruyor. Ama çocuk dışarıdaki sert ve antidemokratik hayatla nasıl çarpışacak diye merak ediyor insan. Burak Ülman, “Okul, hayatın içinden olacak. Hayat bilgisi dersini bir gün pazarda, bir gün ormanda, bir gün çiftlikte yapacaklar. Hayatın içine girecek çocuk. O zaman toplumsallığın realitesiyle karşı karşıya kalacak” dedikten sonra Feyza Eyikul ekliyor: “Okul sadece ders işlenip sınava girilen bir yer olmayacak. Velilerin de dâhil olduğu hafta sonu aktiviteleri olacak”.

Çocukların eğitiminde en zorlanacağınız konu ne olabilir diye soruyorum, demokratik yönetim, derslerin başka türlü işleyişi, öğrencilerin birer özne olduğu bir sürecin başta insanları biraz itebileceğini söylüyorlar. Bu noktada Ece Öztan, Almanya’dan bir örnek sunuyor: “İlk zamanlar sınıf meclislerinde bir konu olduğunda öğrencilerin hepsi karşı tarafı suçluyor. Karşındakini eleştirme özgürlüğü bu… Fakat süreç içerisinde bir bir gözleniyor ki bir kırılma anı geliyor ve öğrenciler cümlelerine özeleştiriyle başlıyor: ‘Ben geçen hafta bu konuda eksiktim, kabul ediyorum’ gibi sözleri sarf ediyor”. Cemaatleşmeyi tehlikeli bulduklarını da ekleyen Öztan, “Her yaşam tarzına göre bir okul, bir site var. Dolayısıyla bir ortaklık kalmıyor, halbuki herkesle ilişki kurmak gerekli” diyor ve ekliyor: “Asgari koşullarımız elimizden alınıyor. Türkiye’ye özgü katmanlanan muhafazakârlık ve milliyetçilik biçimlerini üst üste eklediğinizde kimsenin kimseye değmediği, herkesin kapalı kutular içinde yaşadığı bir dünya oluşuyor. Bu çok tehlikeli bir durum, dolayısıyla BBOM’de cemaatleşmeye, içe kapanmaya izin yok! Sosyal, siyasal veya finansal anlamda her türlü kesimden öğrencimiz olacak. Ve bu öğrenciler farklılıklarıyla bir arada yaşamayı öğrenecek” diyor.

İstihdam politikaları
Feyza Eyikul, “Nasıl her tip öğrenciye kapımız açıksa, istihdam için de aynısı söz konusu” diyor. “Hatta belli dezavantajlı gruplara avantajlar sağlanacak, bir diğer deyişle pozitif ayrımcılık uygulanacak. Örneğin öğretmenlerin başvurularında kesinlikle yaş, cinsiyet, memleket gibi kriterler yer almayacak. Çünkü biz ayrımcılığı yeniden üretmekten kaçınıyoruz”.

Bu okul mümkün
Kâr amacı gütmeyen ve kendi kendine yeterliliği amaçlayan,
Çocukların yaratıcılık ve özgüvenlerini besleyen,
Çocukların ekolojik sıkıntılar hakkında bilgilendirildiği,
Başta çocuklar olmak üzere okulun tüm bileşenlerinin karar alma süreçlerine katıldığı bir okul mümkün…

Nasıl destek olabilirsiniz?
Eğer dilerseniz, Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ne gönüllü olarak katılıp, finans ve mekân konusunda destek olabilir veya bağışta bulunabilirsiniz. Printer, laptop, kara tahta, artık gönlünüzden ne koparsa gönderebilirsiniz. Haydi gelin hep birlikte Başka Bir Okul’u mümkün kılalım! Var mısınız?
www.baskabirokulmumkun.net
iletisim@baskabirokulmumkun.net
facebook.com/baskabirokulmumkundernegi

Devamını okumak için tıklayınız »

‘Kürkümün içine bir şey giymedim, üşüyorum!’

'Kürkümün içine bir şey giymedim, üşüyorum!'

Digital reklâm ajansı Wanda Digital, etrafımızda yaşayan ve günlük koşturmaca içinde çok fazla dikkat etmediğimiz sokak hayvanları için örnek bir yardım kampanyası başlattı.

Ajans, Basmatik.com/wandadigital adresinden Wanda Digital veya Wanda Socialist logo ve grafik baskılı tişörtler satın alınarak sokaklarda veya barınaklardaki hayvanlar için bağış yapılmasını mümkün kılıyor.

‘Kürkümün içine bir şey giymedim’ ismiyle başlatılan kampanya, soğuktan hayatını kaybeden sokak hayvanlarını ve bu hayvanların sığındığı barınakların ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Devamını okumak için tıklayınız »

Karnı burnunda podyumda

Karnı burnunda podyumda

Gelecek yılın sonbahar/kış tasarımlarının tanıtıldığı ve önceki gün sonra eren Sao Paulo Moda Haftası’nın finali büyük bir sürprize sahne oldu.

Yaklaşık bir ay önce dört aylık hamile olduğunu duyuran Victoria’s Secret meleği Alessandra Amborsio, Brezilyalı hazırgiyim firması Colcci’nin son defilesi için podyuma çıktı.

2005 yılından beri birlikte olduğu nişanlısı Jamie Mazur’dan üç yaşında Anja Louise adında bir kızı olan 30 yaşındaki Ambrosio, her zaman olduğu gibi, podyumda dikkatleri üzerine çekmeyi başarırken, defile sona erdiğinde elini karnına koyarak bebeğiyle birlikte dinlendi.

Şovdan sonra ‘Şimdi parti zamanı’ diye tweet atan Ambrossio, Colcci’nin yeni yüzü olan Amerikalı aktör Ashton Kutcher’ı selamlamayı da ihmal etmedi. Genel olarak pastel tonların hâkim olduğu tasarımlar alkışlanırken, ekoseli kadife ceketler moda haftasının ilgi çeken parçaları oldu.

Devamını okumak için tıklayınız »

Meğer her şey hayalden ibaretmiş

Meğer her şey hayalden ibaretmiş

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk hakkında açıklamalarıyla gündemi uzun süre meşgul eden ve bugüne kadar birçok basın kuruluşuna çeşitli röportajlar veren Karolin Fişekçi’ye, yazarın avukatı aracılığıyla ihtarnameli yanıt geldi. İhtarnamede Fişekçi’nin Pamuk hakkında yaptığı açıklamalarda yazarın ağzından demeçler verdiği ve hayal mahsulü ifadelerle Pamuk’un özel hayatına saldırıda bulunduğu belirtilirken, Fişekçi’nin bitmeyen gerçek dışı açıklamalarına son vermesi için ihtarın yazıldığı ifade ediliyor.

“Muhatabın sanki müvekkilim ile temas halindeymiş ve onun onayıyla konuşuyormuş gibi açıklamalar yapması ve değerli romancı Kiran Desai ile yakınlığını iş ilişkisi olarak nitelemesi gerçek dışıdır” denilen ihtarnamede, Orhan Pamuk’un adının hayal mahsulü çeşitli olaylar uydurularak, uygunsuz yorumlar yapılarak magazin öznesi olanak kullanıldığı belirtildi. İhtarnamede ayrıca bu durumun Orhan Pamuk’un mahremiyetine açık bir saldırı olduğu vurdulandı.

İhtarnamede ayrıca Pamuk ve Fişekçi’nin en son iki ay önce New York’ta bir alışveriş merkezinde görüştüğü ve bu görüşmenin dışında bir iletişimleri olmadığı da vurgulanarak “Sayın muhattap müvekkilimin kız arkadaşı değildir” deniliyor. İhtarnamede, Fişekçi’nin açıklamalarına devam etmesi halinde yasal yollara başvurulacağı da ifade edildi.

‘Umulmadık bir aşk’ demişti
Karolin Fişekçi Daily News’e Orhan Pamuk’un Güney Amerika’ya gittiğini anlatmıştı. Ayşe Arman’a verdiği röportajda ise yazarla arasındaki ilişkiyi “Umulmadık bir aşk. Tüm planları, programları değiştirecek bir tutku. Teslim edilen ve teslim alınan bir ilişki…” diye tanımlamıştı.

Devamını okumak için tıklayınız »

Toplam 289 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »